Son günlerde artan oranda gerçekleşen konut üretimi ve satışı birçok
tüketici mağduriyetinin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ailesinin barınma
ihtiyacı için gerekirse uzun yıllar boyunca kredi ödemeyi göze alıp
borçlanarak konut (daire) satın alan tüketiciler satın aldıkları konutlarda
birçok hukuki ve fiili ayıpla karşılaşmaktadır.
Ayıplı
konuttan (evden) anlaşılması gereken nedir?
Ayıplı konutun
imar planı, imar planına uygun jeolojik raporu, mimari projesi, statik -
betonarme projesi, tesisat projeleri (su, elektrik, ısı) bulunmamaktadır.
Bu projeler, belediye veya bayındırlık müdürlüğünce onaylı değildir.
Konutun bağlı bulunduğu belediye veya bayındırlık müdürlüğünce onaylanmış
yapı ruhsatı bulunmamakta ve yapı kullanma izni bulunmamaktadır.
Belediye
sınırları içerisinde bulunan binaların kanalizasyon tesisatı belediyenin
kanalizasyon şebekesine bağlı bulunmamaktadır. Konutun depreme dayanıklılık
raporu bulunmamaktadır. Ayıplı konutlarda inşaatın yapımında kullanılan
malzemeler onaylı projelere ve standartlara uygun seçilmemektedir. Binanın
ve binadaki tüm tesisatların yapımındaki işçilik kalitesi düşüktür.
Ayıplı
konutun ısı yalıtımı yapılmamakta, otoparkı, asansörü, yangın merdiveni,
bahçe düzenlemesi, çocuk oyun alanı ve yeşil alanının bulunmamaktadır.
Ayrıca yapılan bu düzenlemeler mevcut yönetmelik ve mevzuata uygun
yapılmamakta ilgili belediye veya bayındırlık müdürlüğünce belgelendirilmemektedir.
Yine bazı
ayıplı konutlarda ise kolon kirişlerinde ve köşelerde dikkat çekecek
derinliklerde çatlaklar bulunmaktadır. Temellerde yalıtım işlemleri
yapılmamakta ayrıca kar, yağmur suyu için çatı ve balkon giderleri
bulunmamaktadır. Bulunan giderler suyu bina çeperlerine ve temellerine
zarar vermeyecek şekilde uygun yerlere iletmemektedir. Dört kattan yüksek
binalarda asansör olması gerektiği halde bulunmamakta; asansörler
yönetmeliğe uygun şekilde yapılmamaktadır. Binaların bodrumu
bulunmamaktadır. Pencere üstlerinde sahte kirişler bulunmaktadır.
Ayıplı
konutlar, tapu sicil kütüğüne kayıtlı değildir. Satın alınan apartman
daireleri kat mülkiyeti kurulmadan satılmakta dolayısıyla kat mülkiyeti
tapu senedi bulunmamaktadır. Konutun tapu kaydında ipotek, şerh v.b.
kayıtlar bulunduğu halde satış yapılmaktadır.
Bu
ayıpların Borçlar Kanununun ifadesi ile kusurların başında satın alınan
konutun vaadedilen vasıflara uymaması gelmektedir. Yukarıda sayılanların
dışında inşaat esnasında kullanılan malzemenin kalitesiz olması, evin su
alması, konutta kapalı garaj olmaması gibi akla gelecek veya gelmeyecek çok
çeşitli ayıp (kusur) ile karşılaşılmaktadır.
Fiili
(maddi) ayıpların dışında, satın alınan konutlar da hukuki ayıplarda
meydana çıkmaktadır. Özellikle tüketicilerin gayrimenkul-tapu hukuku
konusunda bilgisizliğinden faydalanan kötüniyetli satıcılar çeşitli hukuki
ayıplı daireleri (konutları) tüketicilere satabilmektedirler. Bunların
başında iskan müsaadesi (ruhsatı) olmayan konutların satılması geldiği
gibi, tapu devir esnasında konutun tamamının satışının yapılması yerine
belirli bir payının satış ve tapu devrinin yapılması gibi çeşitli hukuki
ayıplar gelmektedir.
Örnekler
çoğaltılabilir. Ancak kapsayıcı olması açısından ayıplı konutun ne anlama
geldiğini Tüketici Yasasının ifadesine bakarak anlayabiliriz.
4077
Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ifadesi ile Ayıplı Mal : Madde 4- (Değişik: 6/3/2003-4822/4 md.)
Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve
ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında
veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen
niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini
veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran
maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak
kabul edilir.
Yukarıda
anlatıldığı şekilde ve vasıflarda olan ayıplı konut ile karşılaşan tüketici
derhal durumu satıcıya iadeli taahhütlü mektup veya noter ihtarnamesi ile
bildirmelidir.
Herkesin
anlayabileceği ve görülebileceği nitelikteki ayıplar için malın tüketiciye
tesliminden itibaren 30 gün içerisinde “ayıp ihbarının” yapılması
gerekmektedir.
Ancak
“gizli ayıp” olarak nitelenebilecek ayıplarda (kullandıkça veya sonradan
ortaya çıkan veya bir profesyonel örneğin bir inşaat mühendisi veya bir
mimarın incelemesi ile bulunabilecek nitelikte ayıplar) zamanaşımı
süresinin sonuna kadar dava açılabilmektedir. Ayıplı konutta zamanaşımı süresi
5 yıldır. Ancak, satılan konutun ayıbı tüketiciden, satıcının ağır kusuru
veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı işlemez.
Ayıplı
konut ile karşılaşan tüketicilerin tercih hakları:
1-) Ödediği
bedeli ispat etmek kaydı ile bedel iadesini içeren sözleşmeyi fesih hakkı
2-) Ayıplı
çıkan konutun iade ve teslim alınarak yerine aynı nitelikte ayıpsız bir
konutun verilmesi,
3-) Meydana
çıkan ayıp oranından satış bedelinden indirim ve iade yapılması,
4-) Meydana
çıkan ayıpların ücretsiz ve herhangi bir ad altında bir bedel talep
edilmeden ücretsiz tamir edilmesi,
Tüketici, bu
haklardan hangisini seçeneğini yani malın mevcut durumu ve kendi ihtiyaç ve
menfaatlerine göre en uygun olanını dikkatle belirlemelidir. Bu haklardan
yalnızca biri kullanılabilir.
Tüketici
Mahkemelerinin Görev Alanı:
Burada hemen
belirtilmelidir ki tüketici, ticari dağıtım zincirinin nihai halkasını
oluşturur; ekonominin nihai hedefi olan tüketicinin, satıcı karşısında daha
etkin olarak korunması gereği, tüketici hukukunun temel düşüncesini
oluşturmaktadır.
Bu noktada tüketici, üretilip piyasaya sürülen ve üretim sürecinin hiçbir
aşamasında bilgi sahibi olmadığı ürün veya sunulan hizmeti satın aldığı bir
ilişkide doğal olarak zayıf durumdadır.
Yasa koyucunun iradesi tüketiciyi 4077 sayılı yasa kapsamında korumak olup,
üretim aşamasında bilgi sahibi olmadığı malları veya sunulan hizmetleri
satın alan ve sözleşmede satıcıya karşı zayıf durumda olan tüketicinin,
sonradan bu mal veya hizmetlerin ayıplı çıkması sonucu doğan zararının tazmin
edilmesini sağlamaktır.
Bu açıklamalar
çerçevesinde; konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar, az yukarıda sözü
edilen 4077 sayılı Kanunun 3/c kapsamına alındığına göre; her halükarda
tüketici hukuku hükümleri kapsamında korunması gerektiği açıktır. Eş söyleyişle,
yasa koyucunun iradesinin, yüklenici tarafından inşaatı tamamlanmadan veya
kat mülkiyeti oluşturulmadan satışa sunulmuş olan konutlar ve yazlıkları
satın alan tüketicileri de kapsadığı kuşkusuzdur.
Böylesi bir satım sözleşmesinde tüketicinin, imalatçı olan yükleniciye
karşı güçsüz durumda olduğu, bilgi edinme ve ekonomik çıkarlarının
korunması haklarını kullanamadığı her türlü duraksamadan uzaktır.
Dolayısıyla, satışa konu edilen konutta açık veya gizli ayıpların ortaya
çıkması halinde, 4077 sayılı Kanunun himayesine sığınabilecektir.
Kısaca, konut alım satımına dair uyuşmazlıkların 4077 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilmesi için mutlaka yapılmış (tamamlanmış) olan
konutun veya kat mülkiyeti oluşturulmuş konutun alım-satıma konu olması söz
konusu olmayıp, tamamlanmamış veya hiç yapımına başlanmamış konutlarda 4077
sayılı Kanunun kapsamındadır.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve
Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü Uzmanı Aysun Suntay’ın hazırladığı
“Mortgage ve Tüketicilere Etkileri” konulu araştırmayı sunuyoruz.
İnşaat sektörü kadar tüketicilerin de büyük umutlarla
beklediği ve kamuoyunda mortgage olarak bilinen İpotekli Konut Finansmanı
Yasası, 6 Mart 2007′de yürürlüğe girdi. 5582 sayılı bu kanunla birçok
kanunda değişiklik yapıldı. Bu değişiklikleri madde madde şöyle
inceleyebiliriz:
Yeni mortgage şirketleri kurulacak - Madde 3
4077 sayılı Kanunun ‘Tanımlar’ başlıklı 3′üncü maddesi, 5582 sayılı kanunun
getirdiği düzenlemeleri karşılayacak şekilde genişletilmiş ve kanuna ‘konut
finansmanı kuruluşu’ tanımı eklenmiştir. Buna göre
Konut finansmanı kuruluşu, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 38/A
maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kuruluşları kapsamaktadır.
38/A maddesinde belirtilen kuruluşlar ise, konut finansmanı kuruluşları
konut finansmanı amacıyla doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da
finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen
finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleridir.
Ayıplı malın sorumluluğu 1 yıla indirildi (Konut finansman kuruluşları
için) - Madde 4
4077 sayılı kanunun ayıplı mal başlıklı 4. maddesinin üçüncü fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10′uncu maddenin
beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi
veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik
haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/B maddesinin dokuzuncu
fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu teslim
tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredi miktarı ile
sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin
dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi
veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan
kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu
zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar
müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu
sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Konutun ayıbı gizlenmişse sorumluluk sınırsız - Madde 4
4077 sayılı kanuna göre, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ayıba karşı
sorumluluk 5 yıl olarak düzenlenmiştir. Ancak, 5582 sayılı Kanunla yapılan
değişiklik ile kredi verenin bağlı kredilerdeki sorumluluğu 1 yıla
indirilmiştir. Ayrıca, konutun tamamından sorumlu iken kullandırdığı kredi
miktarı ile sınırlı sorumlu hale gelmiştir.
Satılan konutun ayıbı, tüketiciden ağır kusur veya hile ile gizlenmiş ise
bu zamanaşımı süresi işlemeyecek, ayıba karşı sorumlu tutulanlar sınırsız
sorumlu olacaklardır.
Teslim edilmeyen konuttan, müteahhit gibi kredi veren de sorumlu - Madde 7
4077 sayılı kanunun kampanyalı satışlara ilişkin 7. maddesinin üçüncü
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya
da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente,
imalatçı-üretici, ithalatçı ve 10′uncu maddenin beşinci fıkrasına göre
kredi veren müteselsilen sorumludur. İlan ve taahhüt edilen konutun
teslimatının hiç, gereği gibi ya da zamanında yapılmaması durumunda, 10/B
maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşu,
satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ile birlikte,
kullandırdığı kredi miktarı kadar müteselsilen sorumludur. Konut finansmanı
kuruluşları tarafından 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre verilen
kredilerin devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı
kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde
kapsamında sorumlu olmaz.
Bankalar ayıplı konuttan müteselsil sorumlu - Madde 7
Kampanyalı satış yolu ile konut almak isteyen tüketiciler de finansmanı
mortgage yolu ile yapabileceklerdir. Bu durumda da, satıcı ve sağlayıcı ile
birlikte finansman kuruluşu da kullandırdığı kredi miktarı kadar
müteselsilen sorumlu olacaktır.
Konutun ayıplı olması halinde sorumluluk süresi bağlı kredilerde 1 yıl,
satılan konutun ayıbı, tüketiciden ağır kusur veya hile ile gizlenmiş ise
sınırsızdır.
Kooperatifler de mortgage kapsamında - Madde 10/B
Konut yapı kooperatiflerinin gerçek kişi ortaklarının da tüketici olarak
kabul edilerek bu madde kapsamına alınması da özellikle kooperatiflerin de
bu sistem dahilinde finanse edilmesini sağlayacaktır.
Değişken faiz uygulaması… - Madde 10/B
Aynı zamanda sözleşmenin kurulması aşamasında değişken faiz tercih edildiği
takdirde faiz oranının belirlenmesinde kullanılacak endeksin ne olacağı ve
bu endekse bağlı artış ve azalış aralığının ve bu artış ve azalışın ne
sürede değişeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu endeksler TCMB
tarafından, bu endekslerin artış azalış aralığı ve azami faiz oranı ise
sözleşme anında tüketici ile karşılıklı müzakere edilerek belirlenecektir.
Konut finansmanı sözleşmelerinde yer alması gereken asgari unsurlar 5582
sayılı Kanunda sıralanmıştır.
Sözleşme öncesinde bilgi formu verilecek - Madde 10/B
5582 sayılı Kanunla 4077 sayılı Kanunda yapılan en kapsamlı değişiklik
Kanuna 10/B maddesinin eklenmesidir.
Bu madde ile birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığına sözleşme öncesi
koşulları içeren Sözleşme Öncesi Bilgi Formu düzenleme yetkisi verilmiştir.
Bakanlık bu formu ve erken ödeme durumunda yapılacak faiz indirimi ile
kredinin tüketiciye yıllık maliyet oranının hesaplanması yönelik hükümlere
çıkaracağı yönetmelikte yer verecektir.
Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun tüketiciye verilmesini takip eden bir iş
günü geçmeden imzalanan sözleşme geçersiz sayılacaktır. Bu tüketicilerin
sözleşmeyi okumadan acele olarak imzalamasını önlemeye yönelik bir
düzenlemedir.
Üst üste iki taksit ödenmezse temerrüt oluşacak - Madde 10/B Konut finansmanı sözleşmesinin de tüketici kredisi sözleşmesi gibi
yazılı yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi
zorunludur.
Borçlu birbirini izleyen en az iki taksiti ödeyemez ise temerrüde düşmüş
kabul edilir ve bu durum ilgili finansman kuruluşu tarafından 5 gün
içerisinde iadeli taahhütlü posta yoluyla tüketiciye bildirilir, en az bir
ay süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulur. (Tüketici kredilerinde
bu 5 günlük süre bir hafta olarak uygulanmaktadır.)
Bu sürenin sonunda, konut finansmanı kuruluşu, yetkili kişilere konutun
kıymet takdirini yaptırır ve takdir edilen kıymeti 10 iş günü içerisinde tüketiciye
bildirir. Takdir edilen kıymet konut finansmanı kuruluşu tarafından dikkate
alınarak konutun satışı gerçekleştirilir.
Konut bedeli yetersiz kalırsa tüketici farkı ödeyecek - Madde 10/B Eğer, konutun satışından elde edilen gelir, tüketicinin ödeyemediği
bedelden düşükse tüketici konut finansmanı kuruluşunun zararından
sorumludur. Eğer konutun satışından elde edilen gelir, tüketicinin
ödeyemediği bedelden yüksek ise aradaki fark tüketiciye ödenir.
Örneğin tüketici 100.000 TL tutarında kredi kullandı ve 75.000 TL’sini
ödeyemeyerek sistemden çıktı. Bankada evi 65.000 TL’ye sattı. Bu durumda
banka 10.000 TL zararda olur ve bu zarar tüketici tarafından karşılanır.
Eğer Banka evi 90.000 TL’ye satarsa 15.000 TL’lik karı tüketiciye öder.
Konutun satışının gerçekleştirilmesinden sonra tüketici, konutu tahliye
etmekle yükümlüdür.
Zamanında teslim edilmeyen konutların sorumluluğu - Madde 10/B Konut finansmanı kredisinde de tüketici kredisinde olduğu gibi adi
kefalet hükümleri geçerlidir. Dolayısıyla öncelikle asıl borçlunun takip
edilmesi ve bundan bir sonuç elde edilemediği takdirde, kefil aleyhine
takip yapılması gerekir. Asıl borçluya başvurmadan direkt olarak kefilden
borcun ifası talep edilemez.
Konut finansmanı kuruluşunun bağlı kredi vermesi durumunda, konutun hiç ya
da zamanında teslim edilmemesi halinde kredi veren kuruluş satıcı ile
birlikte kullandırdığı kredi miktarı kadar müteselsilen sorumludur.
Konut finansmanı sözleşmesi ödemelerinin de tüketici kredisi sözleşmesi
ödemeleri gibi bir kıymetli evraka bağlanması yasaktır.
Değişken faiz uygulaması da başladı - Madde 10/B
5582 sayılı Kanunla getirilen önemli değişikliklerden biri de faiz
sisteminde yapılan değişikliklerdir. Mortgage sözleşmelerinde sabit faizin
yanı sıra değişken faiz ve sabit faiz ile değişken faizin karma olarak
kullanıldığı üç faiz sistemi uygulanacak.
Oranın değişken olarak belirlenmesi durumunda, sözleşmede esas alınacak
referans faiz ve endeksler TCMB tarafından (referans endeks, 1 Haziran 2007
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere TÜFE olarak belirlenmiştir),
tüketicilerin bu faiz ve endeksler konusunda bilgilendirilmesine yönelik
yöntemlere ilişkin usul ve esaslar ise Bakanlık tarafından belirlenir.
Sabit faizde erken ödemeye yüzde 2 ceza var - Madde 10/B
Hem değişken, hem de sabit faizle borçlanma durumunda tüketici erken
ödemede bulunmak isteyebilir. Ya da bir veya birden çok taksit ödemesini
vadesinden önce yapabilir. Bu durumda konut finansmanı kuruluşu gerekli
erken ödeme indirimini yapmak zorundadır.
Bunun yanında faiz oranının sabit olarak belirlendiği durumunda,
tüketicinin erken ödemede bulunması halinde konut finansmanı kuruluşu,
erken ödenen tutarın gerekli faiz indirimi yapıldıktan sonra kalan kısmının
yüzde 2’sini geçmemek suretiyle erken ödeme ücreti talep etme hakkına
sahiptir.
Mortgage’tan önce kredi alanlar yüzde 2 ceza ödemeyecek - Sermaye
Piyasası Kanununa Eklenen Geçici Madde 11
Eskiden kredi kullanan tüketiciler gerek eski sisteme (4077/10. madde),
gerekse yeni sisteme (4077/10/B) dahil olsalar dahi erken ödemede herhangi
bir ücret (yüzde 2) ödemeyeceklerdir.
Gerek eskiden kredi alan tüketicilerden yeni sisteme geçenler, gerekse yeni
sistemden kredi alan tüketiciler geri ödemelerdeki taksit miktarları
içerisindeki faizler üzerinden alınan yüzde 5 banka ve sigorta muameleleri
vergisinden (BSMV) muaf olacaklardır.
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının
yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava
dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi
içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup
düşünüldü.
K A R A R
Davacı,davalı arsa sahibi Şükrü
Karayalçın'ın,yüklenici Yaşar Altun ile yaptığı kat karşılığı inşaat
sözleşmesine göre davalı arsa sahibine kalan yeri arsa sahibinden 4.12.2009
tarihli sözleşme ile satın aldığını,tapuyu da aldığını ancak taşınmazın
ayıplı imal edilmesi nedeniyle oturulamayacak halde olduğunu,her yerini
rutubet ve nem kapladığını,döşemelerin altından su çıktığını,dairenin
yalıtımının olmadığını,bu daireyi konut kredisi ile aldığını
bildirerek,kredi veren banka,yüklenici ve satıcı arsa sahibine karşı açtığı
davasında,kredi sözleşmesinin iptalini,yaptığı ödemelerinin
tahsilini,fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 1.000,00 TL zararı ile
1.000,00 TL kira tazminatı alacağının faizi ile davalılardan tahsiline
karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir
Mahkemece davalı banka hakkındaki davanın
tefrik edilip ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş,eldeki dava yönünden
davacının davalı yüklenici ile akti ilişkisinin bulunmaması ve satıcı arsa
sahibinin de ticari amaçlı olarak para kazanmak üzere satan bu işi meslek
edinen kişi olmaması nedeniyle tüketici mahkemesinin görevli olmadığı,genel
mahkemelerin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş,hüküm
davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın
amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci
maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin
taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne
yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır
eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda
kullanılmak üzere hazırlanan 2011/11727-21133
Yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri
maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere
ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek
veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya
mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel
kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.Yine üçüncü maddenin (ı)
bendinde, İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere
tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin
hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt
edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanlar olarak
tanımlanmıştır.
4077 sayılı kanunun 06/03/2003 - 4822
S.K./4. md. İle değişik 4.maddesi hükmüne göre ayıplı mal tarifi ve
sorumluluk;”Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam
ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında
veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen
niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini
veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran
maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak
kabul edilir.Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün
içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda,
bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle
değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım
isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi
yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile
birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan
ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde
imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.”şeklinde
düzenlenmiştir.Bu ayıplı maldan sorumluluğa ilişkin olarak ise 4077 sayılı
kanunun 4.maddesinin 3.bendine göre(Değişik fıkra: 21/02/2007-5582
S.K./22.mad) İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu
maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre
kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik
haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa
kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda
tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir
hukuki işlemin olması gerekir. Her ne kadar davalı arsa sahibi yasadaki
satıcı tanımına girmemekte ise de Somut uyuşmazlıkta,davacı arsa sahibinden
satın aldığı konutun ayıplı imal edilmesi nedeniyle 4077 sayılı kanunun
4.maddesi hükmüne göre davalı yükleniciden de talepte bulunmuştur. Davacı
arsa sahibinden satın aldığı konutun ayıplı imal edilmesinden dolayı
seçimlik haklarını kullandığı davada arsa sahibi yanında davalı yükleniciyi
de davalı gösterdiğinden davanın 4077 sayılı kanuna dayanarak açılması
nedeniyle tüketici mahkemeleri görevlidir.
2011/11727-21133
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu
uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde
bakılacağını öngörmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin
olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen
gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu
olmaz.Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken
yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup
bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın
davacı yararına BOZULMASINA,bozma sebebine göre davacının sair temyiz
itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 29.12.2011 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
BaşkanÜye
Üye
ÜyeÜye
A.Alkan M.A.Esmer
M.Duman M.K.Tunç A.S.Erkuş
OkunduAY.
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine
göre elektronik olarak imzalanmıştır.
T.C.
YARGITAY
13.HukukDairesi
ESAS NO:2011/9285
KARAR NO:2011/18580Y A
R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ:İstanbul4.TüketiciMahkemesi
TARİHİ:04/03/2011
NUMARASI:2010/920-2011/106
DAVACI:EmelTümkayavekili avukat Yusuf Ayık
DAVALI: …………. BankasıA.Ş.Vekili avukat ….
Taraflar arasındaki tazminat-Menfi tespit davasının yapılan
yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine
yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz
edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan ana parası 55.000,00 TL geri ödeme
tutarı toplamı ise 91.514,30 TL olan kredi kullanarak Şükrü Karayalçın
isimli arsa sahibinden 04.12.2009 tarihinde konut satın aldığını, 20.12.2009
tarihinde dava konusu konuta taşındığını, konutun kullanılmaya
başlamasından sonra konutta ayıp ve eksikliklerin bulunduğunun
belirlendiğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile ayıbın
giderilmesinin istendiğini, ancak sonuç alınamadığını, dava konusu konutun
imar yasasına aykırı iskanı bulunmayan ve iskan alınamayacak durumda olduğu
halde bankanın hukuki ayıplı konuta kredi verdiğini, konuttaki ayıpların
konutun kullanılmasını engeller hale geldiğini ve kiralık eve taşındığını,
konut finansmanı sözleşmesinin 17.maddesine göre davalı bankanın ayıptan
müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek ayıplı konutun tapusunun iptali
ile satıcıya iadesine, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için davacının
yaptığı masraflar nedeni ile şimdilik 1.000,00 TL nin, konutun
kullanılmadığı süre içinde meydana gelen kira kaybı nedeni ile şimdilik
1.000,00 TL nin davalılardan avans faizi ile birlikte müteselsilen
tahsilini, toplam geri ödeme tutarı 91.514,30 TL kredinin iptali ile
şimdiye kadar ödenmiş ve ödenecek taksit tutarlarına bankaya ödenmiş
ekspertiz ücretine mahsuben 5.000,00 TL nin en yüksek banka mevduat faizi
ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiş Mahkemece,
davacının davalılar Şükrü Karayalçın ve Yaşar Altun aleyhine açtığı davanın
HUMK 46 maddesi uyarınca tefrikine, ayrı esasa kaydına karar verilmiştir.
2011/9285-18580
Davalı Banka; 5582 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı
tüketicinin korunması hakkındaki yasanın 10/B maddesinde belirtilen
koşulların oluşmadığını, davacıya kullandırılan kredinin bağlı bir kredi
olmadığını ve davalı bankanın müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını,
davacının ipotekli taşınmaza ilişkin davalı bankadan kredi talebinde
bulunduğunu, davalı banka tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesinde
konutta ayıp tespit edilmediğini, davacının haklı görünmesi halinde davalı
bankanın sorumluluğunun kredi miktarı ile sınırlı olduğunu belirterek
davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş,
hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında imzalanan konut finansman
kredi sözleşmesi ile davacının teminat sözleşmesi adı altında kredi
kullandığı, kredi karşılığında ise davacının satın aldığı dava konusu
taşınmaz üzerine ipotek konulduğu anlaşılmakta olup, anılan sözleşmenin
17.maddesinde; kredi veren konut finansmanı kuruluşunun da ayıplı maldan
müteselsilen teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ve kullandırdığı
kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, teslimin geç veya
gereği gibi yapılmaması halinde de sorumlu olacağı belirtilmiş olmakla,
mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelenmeden davanın
husumet noktasında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,
BOZMA nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz
talebinin kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,
12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
BaşkanÜye Üye
ÜyeÜye
A.Alkan M.A.EsmerR.ÜnalM.K.Tunç A.S.Erkuş
OkunduAÖ.
T.C.
YARGITAY
13.
Hukuk Dairesi
E:2003/17177
K:2004/7311
T:13.05.2004
818 s. Yasa m. 198
Taraflar
arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı
nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi
içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği
konuşulup düşünüldü:
KARAR
: Davacı, davalı belediyenin 702 adet konut
inşaat projesi uygulaması başlattığını, davalının taahhüdüne iyiniyetle
inanarak Güneykent Toplu Konutlarına
üye olarak satış bedelini ödediğini, dairenin eksik ve kusurlu olarak
27.11.1998 tarihinde teslim edildiğini, bazı taşınmaz sahiplerinin aynı
niteliklere sahip dairelerde yaptırdıkları tesbitle eksik ve kusurlu
işlerin kısmi olarak belirlendiğini, dairelerin sözleşmeye uygun teslim
edilmediğini ileri sürerek, bağımsız bölüm ve ortak kullanım alanlarındaki
eksik ve kusurlu imalatlardan dolayı 1.950.000.000 TL.nin 10.1.1996
tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte
tahsilini istemiş, yargılama sırasında da davasını ıslah ederek, talep
miktarını 287.000.000 TL arttırarak, 2.237.000.000 TL.nin en yüksek banka
reeskont faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir.
Davalı,
davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,
eksik ve kusurlu imalattan dolayı 2.237.000.000 TL tazminatın 1.950.000.000
TL için dava tarihinden itibaren 287.000.000 TL içinde 7.7.2003 tarihinden
itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici
nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına
göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz
itirazlarının reddi gerekir.
2-
Dava, davacı tarafından satın alınan dairede mevcut ayıp ve eksikler
nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Davacının, davalıdan bir daire
satın aldığı ve dairenin 27.11.1998 tarihinde davacıya teslim edildiği
uyuşmazlık konusu değildir. Satıcı, alıcıya karsı satılanın ayıbından doğan
noksanları gidermekle yükümlüdür. Ne var ki, alıcı satılanı teslim aldıktan
sonra gelenek ve göreneğe göre imkan hasıl olur olmaz, gözden geçirmek ve
satıcının garantisi altında olan bir ayıp varsa, bunu derhal ihbarla
yükümlüdür. Eğer alıcı bunu savsarsa satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan (
adi ) bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak ayıplar sonradan
çıkarsa, yine hemen bildirilmelidir. Yoksa satılanı bu ayıplarla kabul
etmiş sayılır. BK.nun 198. maddesinde de öngörülen süre içinde ihbar
edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Davacı,
27.11.1998 tarihinde daireyi satın aldığını açıklamış, eksik ve kusurlu
imalatlardan dolayı uğradığı zararın tazminini de 21.4.2003 tarihinde
açtığı bu dava ile istemiştir. Az yukarıda açıklanan yasal süreye uyarak
davacının davadan önce ayıpları ihbar edip etmediği yönlerinde mahkemece
yeterince durulmamıştır.
Davacı,
ihbar borcunu yerine getirmemişse, teslim edilen daireyi gözle görülebilen
acık ayıpları ile kabul etmiş sayılır. O halde öncelikle, BK. 198. md.
Doğrultusunda ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı yönünde
tarafların delil ve karşı delilleri öncelikle sorulmalıdır. Toplanan
delillere göre de yeniden uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile inceleme
yaptırılıp, davacının bu davada talep ettiği ayıplı
ve eksik işlerin hangilerinin açık ayıp, hangilerinin gizli ayıp
niteliğinde olduğu ayrı ayrı tespit edilerek, sonradan ortaya çıkan gizli
ayıplar tesbit edilirse, bunların saptanacak bedeline hükmetmek, bundan
ayrı olarak açık ayıplar nedeniyle süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine
getirilmediğinin anlaşılması durumunda ise bunlar hakkındaki davanın
reddine karar verilmelidir.
Mahkemece,
açıklanan yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve
yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ
: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının
reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına
BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.5.2004 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
E:2004/6256
K:2004/13662
T:05.10.2004
4077 s. Yasa m. 1,2,3,23
Taraflar
arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden
dolayı davanın kısmen yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar
avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup
düşünüldü:
KARAR
: Davacı, davalıdan 13.11.1995 tarihinde bir daire satın aldığını duvar ve
tavanda oluşan su sızıntısı ve mevcut rutubet nedeniyle dairenin duvarları
böceklenip boyalarının ve parkelerinin kabardığını eşyaların zarar
gördüğünü ileri sürerek şimdilik 2.500.000.000.-TL maddi, 2.500.000.000.-TL
da manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,
beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dairede ayıp bulunmadığını,
tespit raporunu kabul etmediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dairenin gizli ayıplı
olduğu kabul edilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle
2.000.000.000.-TL maddi tazminatın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin
reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-
4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra
kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, birinci maddede belirtilen
amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini
oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer
verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır
eşyayı, konut ve tatil amaclı taşınmaz malları ve elektronik ortamda
kullanılmak üzere itirazlanan yazılım, ses gorüntü ve benzeri gayri maddi
malları ifade eder. Hizmet; bır ucret veya menfaat karsılığında yapılan mal
saglama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satım, kamu tüzel
kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında
tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir
mal veya hizmeti veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya
yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir
hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi
için, yasanın amacı icinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki
işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalılar ile davacı arasında
konut satımı hususunda sozleşme yapıldığı ve taraflar arasında 4077 Sayılı
Yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kuruldugu anlasılmaktadır.
4077
Sayılı Yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü
ihtilafa tuketıci mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar
arasındaki uyuşmazlık tüketicinin korunması hakkındaki kanun kapsamında
kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili
düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi
yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevli ilgili hususlarda
kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı
verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-
Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine
gerek görülmemiştir.
SONUÇ
: Birinci bentte gösterilen nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ( 2
)nolu bentte gösterilen nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının
incelenmesine gerek olmadığına, 05.10.2004 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
Sahte belgelerle
binlerce aracın ülkeye getirilip satıldığı tespitini yapan Ergün,
şebekelere aracılık eden ya da göz yuman 40 memurun işine son verdi. Firmaları
savcılığa vermeye hazırlanan Ergün, vatandaşın kullandığı sahte belgeli
binlerce otomobil ve cipin toplatılacağını söyledi. Bakan, çok sayıda
otomotiv firmasını yüklü cezaların beklediğini açıkladı.
ÜÇ YOLDAN SAHTECİLİK
Bakan Ergün’ün verdiği bilgilere
göre, ithal oto sahteciliği üç farklı yöntemle gerçekleştirilmiş. İşte
tespit edilen üç yöntem:
1-Çeşitli ülkelerde kullanılmış eski araçlar,
sahte belgelerle Türkiye’ye sıfır araç gibi getirildi.
2- Avrupa ülkelerindeki cipler,
Türkiye’ye ‘hafif ticari araç’ belgeleriyle sokuldu. Böylece bu araçlara
daha az vergi ödendi.
3- Üretim için gerekli olan ‘tip
onay belgeleri’, uluslar arası yetkili kuruluşlar tarafından onaylanmış gibi sahte belge düzenlendi.