İşçi Hakları

Dikkat: Aşağıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri -2010). Makale veya makalenin

herhangi bir kısmını herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) kullanmadan önce

Av. Yusuf Ayık'tan izin almanız önerilir. Aksi durumlar 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına gelir.

 

ANASAYFA      AYIPLI MALDA TÜKETICININ TERCIH HAKKI     AYIPLI KONUTTA TÜKETICI HAKLARI       TÜKETİCİ MAHKEMESİ KARARLARI       İLETİŞİM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

…BASINDAN…

 

Hürriyet İK'da bu hafta - Çalışanlar hukuki haklarını bilmiyor

isyasami.yenibiris.com/Default.aspx?pageID=238...95Paylaş

 

Hürriyet İK - Zeynep MENGİ ... Avukat Yusuf Ayık ise, davalar sonuçlanmadan anlaşmazlığın sonlandırılabildiğini söylüyor: “Ancak bu oran çok az. Sulh kültürümüz malesef yok. İşverenler ve işveren vekilleri kaybedecekleri kesin olan davaları bile sonuna kadar takip edebiliyor. Bunun sonucunda kendileri de zarar görüyor. Zira dava sonuna kadar faizler işlediği gibi yargılama masrafları da her geçen gün artıyor. Bu masrafları peşin olarak işçi yapsa da dava sonunda bu masrafları davalı işveren yükleniyor. İşçiler de dava sürecinin uzamasından mağdur oluyor ve hak ve alacaklarına geç kavuşuyor. Zira iş mahkemelerinin iş yükü çok fazla olduğundan iş davaları 2-3 yıldan önce maalesef sonuçlanamıyor. Olumlu olumsuz sonuç olarak bu davalara bakarsak eğer genelde işçi lehine verilen kararlar çoğunlukta.”

 

Çalışanlar hukuki haklarını bilmiyor
Hürriyet İK - Zeynep MENGİ

Her yıl binlerce çalışan iş yerlerine çeşitli nedenlerle  dava açıyor. Kıdem tazminatı, iş güvencesi, fazla mesai... Dava açmaya karar vermek bile başlı başına zorken arkasını getirmek neredeyse imkansız. Davayı açmak bile 500-600 TL. Buna bir de avukat masrafını eklersek ve davanın yıllarca sürebileceğini düşünürsek maddi açıdan sağlam bir birikim gerekiyor. Diğer yandan birçok çalışan ne kadar saatten sonrasının fazla mesai sayıldığını, yıllık izninin ne kadar olduğunu, resmi ve dini bayramlardaki mesai durumunu bilmiyor.

İşsiz kalma korkusu var

Dava açmak için genelde işlerin dayanılmaz hale gelmesini bekliyoruz. Sorunlar küçükken değil tahammül edemediğimiz zaman harekete geçiyoruz. O zaman da sorun yakıcı olduğu için bir an önce davanın sonuçlanmasını bekliyoruz ama bu mümkün olmuyor. Ayık böyle durumlarda işsizlik korkusunun da çok önemli bir etken olduğunu söylüyor: “Hemen hemen hiçbir işçi dava açtığı işyerinde çalışmaya devam ettirilmiyor. İstihdamın bu kadar yetersiz olduğu bir ülkede hak aramak kolay değil gerçekten. Hakkınızı aramak için yola çıkarken işinizden de olabilirsiniz.”

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre iş mahkemelerinde 2011 yılında 348.799 dava görüldü. En çok açılan dava konuları arasında kıdem ve ihbar tazminatı alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, iş güvencesi kapsamında açılan işe iade davaları, sigortalılığın tespiti davası veya hizmet tespiti davaları yer alıyor. Son yıllarda mobbing kavramı da ön plana çıktığı için mobbing konulu davaların sayısında da artış gözlenmiş. Davalar da genelde işyerine karşı açılıyor. Mesela mobbingi yapan kişi de o işyerinde ücretle çalışıyor. Tazminatın tahsil edilebilirliği açısından işyerine karşı davayı açmak mantıklı.

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı ve Bilirkişisi Av. Cüneyt Alihan Danar, dava açan-açılan sektörlere bakıldığında ise hizmet sektörü ile orta ve küçük ölçekli işyerlerine karşı açılan davaların ön planda olduğunu söylüyor. Çünkü en çok turn-over hizmet sektöründe. 

Açılan davaların hepsi sonuçlanıyor ancak ne kadar sürede sonuçlandığı önemli. Danar, mahkemelerin sayısının giderek artsa da dava sayısını karşılamaya yetmediğini söylüyor: “Halen bir dava ortalama 8-9 ay iş mahkemesinde sonuçlanıyor, en az bu kadar sürede de Yargıtay’da bekliyor. İş mahkemelerinde iki dava arasındaki süre en az 2-2,5 ay oluyor.” Avukat Yusuf Ayık ise, davalar sonuçlanmadan anlaşmazlığın sonlandırılabildiğini söylüyor: “Ancak bu oran çok az. Sulh kültürümüz malesef yok. İşverenler ve işveren vekilleri kaybedecekleri kesin olan davaları bile sonuna kadar takip edebiliyor. Bunun sonucunda kendileri de zarar görüyor. Zira dava sonuna kadar faizler işlediği gibi yargılama masrafları da her geçen gün artıyor. Bu masrafları peşin olarak işçi yapsa da dava sonunda bu masrafları davalı işveren yükleniyor. İşçiler de dava sürecinin uzamasından mağdur oluyor ve hak ve alacaklarına geç kavuşuyor. Zira iş mahkemelerinin iş yükü çok fazla olduğundan iş davaları 2-3 yıldan önce maalesef sonuçlanamıyor. Olumlu olumsuz sonuç olarak bu davalara bakarsak eğer genelde işçi lehine verilen kararlar çoğunlukta.”

Çalışırken dava etmek fesih sebebi değil

Davaların açılması veya açılmaması çalışanların haklarını bilip bilmemesine de bağlı. Çalışanlar haklarını tam olarak bilmiyor, bilse bile hakkını araması için ekonomik özgürlüğe ihtiyacı var. Danar, taksitleri ve kredi ödemesi olan birinin çalışırken işverene dava açmasını beklemenin gerçekçi olmadığını söylüyor: “İşçinin hakkını aramak ya da çalışırken işvereni dava veya şikayet etmesi ya da işveren aleyhine tanıklık etmesi İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca fesih sebebi değil. Ancak, çalışırken işvereni dava eden işçinin gerçek hayatta halen orada çalışmasını beklemek de hayaldir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, işçileri hayati tehlikeye sokacak bir tehlikenin varlığı halinde, önlem alınmaması sebebiyle iş güvenliği uzmanının işvereni Bakanlığa şikayet hakkı var. Ancak, teori ile gerçek hayat uyuşmuyor, işverenin bordrosunda maaşlı çalışan bir iş güvenliği uzmanı, işini kaybetme korkusu olmaksızın nasıl olur da işvereni şikayet eder, bu sorunun çözümü düşünülmüyor. İş güvenliği alınmaması halinde çalışanların işi yapmama hakkı var ama bu durumda da uygulamada işveren ya devamsızlık tutanağı düzenliyor ya da işini yapmamakta ısrar ettiğine dair belge tanzim ederek işçiyi kıdemsiz ihbarsız işten atıyor. Bu durumdaki işçi, yaklaşık 2 sene sürecek davayı nasıl açsın? Yasa koyucu çalışanlara hak tanıyor ama uygulanabilirliğini söylemek kolay değil.”

Sayılarla iş mahkemeleri

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre iş mahkemelerinde 2001 yılında toplam 142.621 dava görülürken bu sayı 2011 yılında 348.799 oldu. Bunlardan;

- 195.550 geçen yıldan devir

- 141.783’ü ise yıl içinde

- 11.466’sı bozularak geldi.

- Reddedilen 27 bin davanın gerekçeleri ve sayıları ise:

- Zaman aşımı ve hak düşürücü süre: 191

- Yetkisizlik: 2.508

- Görevsizlik: 1.017

- Sübut bulmadığından: 14.060

- Feragat: 9.224

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, mahkemelere (ceza, hukuk ve idari yargı) 2002 yılında gelen dava sayısı 5.388.547. Bu sayı 2011’de 6.645.297’ye ulaşmış. Bir hakime düşen yıllık dava sayısı ise 2002 yılında 922 iken, 2011 yılında yüzde 14.6’lık artış oranı ile 1.057 olmuş.

Hak aramak pahalı

İş yasasına tabi bir çalışanın ne kadar saat çalışması gerektiğini, ne kadar saatten sonrasının fazla mesai olacağını dahi net olarak bilmediğini vurgulayan Ayık, yıllık izninin süresi, bayramlarda çalışma durumu, ücretli hafta tatil hakkı gibi işi ile ilgili tüm hakların çalışanlara anlatılması gerektiğini söylüyor: “Haklarının peşinden koşmak kolay bir iş değil. Hak arama Türkiye’de pahalı. Bir dava açmanın avukatlık ücreti haricinde sadece dava masrafı 500-600 TL civarında. Bu para nakden mahkeme veznesine yatırılmadan bırakın dava açmayı dilekçenizi bile kabul edilmiyor. Mahkemenin kapısından içeri dahi giremezsiniz. Maddi durumu dava masraflarını karşılamaya yetmeyenler için yasalarda adli yardım öngörülmüş. Adli yardım talep ediyoruz müvekkilimiz işten atıldı ailesinin geçinmesini dahi sağlayamıyor diyoruz fakat hakimler delil sunmadığımız gerekçesi ile talebi reddediyor. Halbuki Ulusal Yargı Ağı Projesi sistemiyle ne kadar maaş aldığını, adına tapu veya araç olup olmadığı görebilir. Buna rağmen delil yok, durumu ispatlayamadın, git iki hafta içerisinde parayı öde yoksa davanı düşürürüm diyor. Bu nedenle iş davalarında harç ve masraf alınması uygulamasından vazgeçilmesi lazım. 1980 öncesi uygulama bu şekilde idi. Fakat sonradan bu harç yeniden alınmaya başlandı.”

Sosyal medya ayrı bir iş hukuku alanı oluşturdu
Sosyal medya kullanımının ayrı bir iş hukuku alanı oluşturduğunu belirten Danar, bu konuda Yargıtay’a gelen çok sayıda dosya olduğunu söylüyor: “İşyerlerinde sosyal medyayı kullanımının sınırları, şartları ve işten çıkarma için sebep oluşturup oluşturmadığına dair Yargıtay içtihatları geliştirildi. İş ilişkisinin sona ermesinde de sosyal medya önemli bir unsur haline geldi. Kişinin sosyal medyada işvereni ya da başka iş arkadaşı hakkındaki yorumları ve işyerinin itibarına etkisi mahkemelerde tartışılıyor. Ayık ise Facebook veya Twitter kullanımı ile bu hesapları kullanımın işçinin yaptığı işi aksattığı gerekçeleri ile iş akdinin feshine neden olduğunu belirtiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşçiler İçin Adalet Çağrısı

 

Bilinmelidir ki alınteri ile hayatı yaratan emekçilerin haklarını gözetmeyen bir rejim, demokrasi değildir. Emekçilerin insanca yaşam koşulları için ekonomik haklarını korumayan bir devlet sosyal devlet değildir. Emekçilerin adalet arayışına çözüm olmayan bir devlet hukuk devleti hiç değildir.

Son krizin yükü büyük ölçüde işçilerin sırtına yıkılmıştır. Kriz gerekçesiyle işten atmalar kitlesel hale gelmiştir. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, hak gaspları, sendikal örgütlülüğün engellenmesi gibi pek çok işçi sorunu birikmiştir.

Dava yürütme süreçlerinin pahalı, adaletin erişilebilir olmaktan uzak olması nedeniyle, işçilerin önemli bir kısmı davasını Mahkeme’ye taşımamaktadır. Buna rağmen yaşanan büyük hak gaspları, adalet arayışında onbinlerce işçiyi Mahkeme kapılarına getirmiştir.

Anayasada belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesi; ekonomik olarak güçsüz durumda bulunan işçinin adalet arayışının hem ucuz olmasını, hem de yargılamanın hızlı olmasını gerektirmektedir. TMSF’ye devredilen bankalar için davalar harçsız açılırken, mağdur durumdaki işçiden yüksek harçlar talep edilmektedir.

Bugün onbinlerce işçinin adalet arayışı, Mahkemelerdeki dava yığılması nedeniyle fiilen ortadan kalkmış durumdadır. HSYK tarafından bu Mahkemelerin 1 yıl içindeki ortalama dosya sayısı 1000 olarak belirlenmiş iken, fiilen Mahkemelerin dosya sayısı 2000’lere yaklaşmış, bazı yerlerde 3000’leri geçtiği de görülmüştür. AB ülkelerinin ortalaması ise 200’dür. Bunun sonucu olarak;

•        2 ay içinde bitirilmesi gereken işe iade davalarının sonuçlanması Yargıtay süreci hariç olmak üzere bir seneyi bulmaktadır. Bu nedenle davalar pratikte işçiye fayda sağlamadığı gibi, işveren yönünden de caydırıcılığı ortadan kalkmaktadır. Örneğin Sinter Metal işçilerinin 14 aydır devam eden işe iade davası sonuçlanmadığı gibi 1 Martta yapılan duruşmasında Ağustosa, yani 6 ay sonrasına ertelenmiştir.

•        İşçinin hizmet tespiti, kıdem-ihbar tazminatları, fazla mesai, tatil ücretleri ve maaş gibi alacaklarına ilişkin davaların neticelenmesi ise Yargıtay süreci hariç 2 yılı geçmektedir.

•        İş Mahkemeleri yılda 2, en çok 3 duruşma yapabilmekte, Yargıtay’a giden dosyalar 1 yıldan önce dönmemektedir, bazen Yargıtay’dan dönüş süresi 2 yılı da geçmektedir. Bu süre içinde yeni bir işe girmemiş olan işçi ekonomik olarak tükenmekte, dava kendisine yük haline gelmektedir.

İşçilerin ve onların hak arayıcısı durumundaki avukatların, Mahkemelerin yükü bunca artmasına rağmen çözüm üretmekten sorumlu olan kurumlar bu soruna herhangi bir yaklaşım göstermemektedir.

Meclis’i işçilerin yaşadığı krize çare olabilecek gerçek bir işgüvencesi, işsizlik koruması ve adalete erişimi ücretsiz hale getiren yasal düzenlemeler yapmaya çağırıyoruz.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Adalet Bakanlığı bir an önce yeni İş Mahkemeleri ve iş davalarını inceleyecek yeni Yargıtay Daireleri kurmak, bu Mahkeme ve Yüksek Yargı organlarına ilgili atamaları yapmak görev ve sorumluluğunu yerine getirmelidir. Meslek örgütlerimiz Barolar ile Türkiye Barolar Birliği’ni hem işçilerin hem meslektaşlarımızın bu büyük sorununun çözümünün takipçisi olmaya çağırıyoruz. 

DEMOKRASİ İÇİN HUKUKÇULAR

 

 

     

 

İŞ AKDİ SONA ERDİRİLEN (İşten çıkarılan)

İŞÇİNİN HAKLARI NELERDİR?

Avukat Yusuf Ayık foto

                             Av.Yusuf AYIK*

 

 

 

İş akdi işveren tarafından haksız olarak sona erdirilen (işten atılan) işçilerin hakları nelerdir? Nerelere başvurmalı ve ne türlü bir yöntem izlemelidirler? Ne kadar Tazminat alabilir?

              İş akdi işveren tarafından sona erdirilen işçi işsizliğin ve gelecek korkusunun yarattığı psikolojik baskı ve moral bozukluğu ile ne yapacağını bilememektedir. İşverenler ise genellikle konumunun verdiği rahatlık ile hareket etmektedir. Sonuçta işini ve ekmeğini kaybeden, gelecek korkusu çeken işveren değildir. Kötüniyetli işverenler işçinin aksine ayrıca bu konularda tecrübe sahibi olması nedeni ile işçiyi hukuksal olarak zor duruma düşürebilmektedir. Bu nedenle kötüniyetli işverenler tarafından işçiye tazminat ve diğer işçilik haklarını vermemek için çeşitli yöntemlere başvurulmaktadır. Bunların başında iş akdini sona erdirdiği işçiden “istifa dilekçesi” adı altında iş akdini işçinin isteği ile feshettiğini yani işi işçinin bıraktığını iddia eden belgeyi işçiye düzenlettirmekte veya kendisi düzenleyerek işçiye imzalattırmaktadır. Bu şekilde iş akdini işçinin sona erdirdiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ödemekten kurtulmak istemektedir. İstifa etmeyen hiçbir işçinin asla istifa dilekçesi vermemesi gerekmektedir. İş akdini feshetmekte haklı nedenleri var ise bunları mutlaka tek tek noter kanalı ile bildirmelidir. Örneğin işçinin maaş ve diğer ücretlerinin ödenmemesi veya gerçek maaşını ispatlamasına rağmen SGK’ya asgari ücrettten işçinin gelirinin bildirlmesi işçinin haklı fesih nedenidir. Bkz. İşçinin Tazminata Hak Kazanarak Derhal Fesih (istifa) Hakkına İlişkin Makalemizi okumak için tıklayınız.>>

Yine işçilerin çoğunun yanlış bildiği üzere kıdem tazminatı her halükarda (istifa halinde de) ödenecek bir tazminat değildir. Yani iş akdini ücretleri daha yüksek başka bir işe girmek, hasta anne, baba veya çocuğuna bakmak v.s gibi işyeri ile ilgili olmayan özel nedenlerle ve kendi isteği ile sona erdiren (istifa eden) işçi kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır. Tabi ki hiç kimse durup durduğu yerde iş bulmanın bu kadar zor olduğu bir ülkede işten kendi isteği ile ayrılmaz. Bunun için her olayın –durumun kişiye özel olarak incelenmesi gerekir. Birincisi herhangi bir nedeb yokken veya haksız olarak işten atılan, çıkarılan, kovulan ne derseniz deyin iş akdi feshedilen işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir. Bunun dışında işçi aşağıdaki nedenlerle iş akdini kendisi sona erdirse de kıdem tazminatına hak kazanır; Askerlik, kadınlar için evlenme, emekli olma, emekli olmak için çalışma süresi ve prim süresini doldurup yaş haddinin beklemek, işyerinden ve işverenden  kaynaklanan ciddi sebepler (ve ölüm hallerinde ise mirasçılar,) mevcut olduğu taktirde iş akdi işçi tarafında da sona erdirilse dahi kıdem tazminatına hak kazanılır.

Bu nedenle işyerinden ayrılırken bütün haklarınızı hesaplatmadan ve iyice öğrenmeden hiçbir şeye imza atmayınız. Aksi taktirde yıllarca emek vererek hak kazandığınız kıdem tazminatınız ve diğer alacaklarınızdan olabilirsiniz! 

Kıdem ve İhbar Tazminatının Hangi Ücret Üzerinden Ödeneceği:

İşverenlerin çoklukla başvurduğu bir yöntem ise iş akdine son verdikleri işçiye sadece asgari ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının ödenmesidir. Bu uygulama işçilerin son derece aleyhinedir. 10 yıl çalışmış ve son net maaşı 1,500 TL olan bir işçi asgari ücret üzerinden yaklaşık 6.000 TL civarında kıdem tazminatı hesaplanıp kendisine ödenmesine rağmen gerçekte alması gereken kıdem tazminatı en az 20.950 TL’dir. (yemek, yol ve diğer ücretler katılmadan kabaca hesaplanmıştır.)

Öncelikle şu hususu belirtmekte yarar  vardır. İşçiler işverene karşı açtığı işe iade davasını kazandığı ve bu karar kesinleştiği taktirde işçi bu kararla birlikte bir noter ihtarı ile işe başlama isteğini işverenine bildirmelidir. İşveren bu duurumda işçiyi işe başlatmaz ve işe başlatmama yönünden boşta geçen sürelere v.s ilişkin ödemeleri yaptığı taktirde yine kıdem ve ihbar tazminatına esas ücret değişiklik gösterecektir.

Bu durum karşısında işçinini iş akdinin fesih tarihinin işverenin işçiyi işe başlatmadığı tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir. Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulaması bu şekildedir.[1]

Bu nedenle ihbar tazminatı hesabının da bu tarihe kadar işyerinde yapılan ücret zamlarından işçinin de aynen yararlanacağı dikkate alınarak son ücretin bulunması ve diğer para ve para ile değerlendirilebilir haklar eklenerek bulunacak giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Bu arada işyerinden almış olduğu prim  ve alacakları ve hayat ve sağlık sigortası gelirleri de işçinin genişletilmiş ücretine dahildir. İşçinin almış olduğu prim miktarı değişkenlik gösterse de sürekli ödenen bir gelir durmunda ise prim bu ücrete dahildir. Genişletilmiş ücrete neleri dahil olduğuna bu arada özel sağlık sigortası yardımı ve hayat sigortası prim ödemelerinin de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olduğu, ayrıca satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de, genişletilmiş ücrete dahil olduğuna dair Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin yerleşmiş uygulamasına ilişkin kararı ektedir. [2]

         Ancak şu hususu da belirtmekte fayda vardır. İş akdi sona erdirilen işçi asgari ücretten hesaplanan kıdem tazminatını alarak ve aldığı miktarı imzalayacağı belgeye yazarak ve imzanın yanına “sadece makbuz içindir…… TL aldım” diyerek imzalayabilirler. Bu şekilde imzalanan belgeler işçilerin bakiye haklarını talep ve dava etmelerine engel değildir.

Kısaca ve basitçe özetlemek gerekir ise işçiler çalıştıkları süre içerisinde o işyerindeki çalışmasını ve gerçek maaşını belgeleyen tüm belgeleri mümkün olduğu kadar edinmeye çalışmalıdır. İş akdi sonra erdirilen işçi ise bir avukattan profesyonel danışma hizmeti almdan ve tüm haklarını öğrenerek alacaklarını hesaplatmadan hiçbir belgeye imza atmamalıdır.

İş akdi sona erdirilen işçi kıdem ve ihbar tazminatı yanında bu güne kadar kullanmadığı yıllık izinlerin ücretlerini, çalışmış olduğu hafta tatillerinin ücretlerini, fazla çalışma ücretlerini, genel tatil ve resmi, dini bayramlarda çalışmış ise bunların ücretlerini, ödenmemiş maaşı ve diğer hakları var ise tümünü almaya hak kazanır. Bunlar ödenmeden iş akdi sona erdirilen işçi haklarını ancak dava yolu ile alabilecektir.

 

Av.Yusuf AYIK 

Adres:   Osmanbey, Halaskargazi Cad. Küçükbahçe Sok.

Topdemir İş Merkezi N.29 K.3 D.18-19  ŞİŞLİ/İSTANBUL

Randevu için: Tel: 0212.291 05 36   e-mail: avukatyusufayik@gmail.com 

 

 

 

 

İşçinin Tazminata Hak Kazanarak İş Akdini Derhal Fesih Hakkına İlişkin Makalemizi okumak için tıklayınız.>>

 

 

 

 

ÖRNEK İŞ MAHKEMESİ KARARLARI:

 


T.C. İSTANBUL 3. İŞ MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2010/974 Esas - 2012/197

TÜRK MİLLETİ ADINA

          T .C.

      İSTANBUL

3. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 

KARAR NO : 

HAKİM : 

KATİP : 

DAVACI : 

VEKİLİ : 

DAVALI : 

VEKİLİ : 

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 19/10/2010

KARAR TARİHİ : 27/03/2012

DAVANIN MEVZUU : Davacı vekili 19.10.2010 harç havale tarihli dava, 13.02.2012 harç havale tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte müvekkilinin davalı işverene ait birahanede 05.209.2000 tarihinden, işten çıkarıldığı 10.08.2010 tarihine kadar garson olarak kesintisiz ve sürekli şekilde çalıştığını, ücretinin bahşişler artı asgari ücret olduğunu, işyerinin birahane olması ve gece geç saatlere kadar açık olması nedeni ile sabah saat 09.00'dan gece 01.00 saatlerine kadar cumartesi ve pazar günleri dahil full çalıştığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, hafta tatili kullanmadan sürekli çalıştığını, hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, işyerinin birahane olması nedeni ile dini ve ulusal bayramlarda da tam olarak çalıştığını, bu günlere ilişkin ücretlerinin ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca hiç yıllık izninin kullandırılmadığını, yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, Temmuz 2010 maaşı ve Ağustos 2010 ayından çalıştığı günlere ilişkin son iki aylık maaşının ödenmediğini, işini yapmaya devam ederken işveren tarafından bir takım bahaneler uydurularak iş yerinden kovulduğunu ve iş akdinin sona erdirildiğini bildirerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kıdem- ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti alacağından toplam 14.627.18 TL'nin faiz, masraf ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevabi dilekçesinde ; davacının işyerini "ben artık çalışmak istemiyorum " diyerek terk ettiğini, çalışmaya devam etmesi konusunda kendisinden talepte bulunulmasına rağmen işe geri dönmediğini, bu durumun işlerin aksamasına maddi ve manevi mağduriyete sebep olduğunu, davacının işyerini uzun süreli terki nedeniyle zorunlu olarak haklı nedenle iş akdinin feshedildiğini, davacı kıdem tazminatı talep etmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığını, davacının iş yerinde 09- 01 arası haftanın yedi günü yıllık izin kullanmadan çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, aynı işyerinin sahibi olarak kendisinin ve başka çalışanların da günün belli saatlerinde işyerinde bilfiil çalıştığını ve halen çalışmaya devam ettiğini, davacının sabahın dokuzundan gecenin birine kadar çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, işletilen yerin bira satılan bir mekan olup saat dörtten önce müşteri hizmeti vermediği gibi yasal nedenlerle en geç gece saat 11.00' e kadar açık bulunduğunu, bazı ulusal ve tüm dini bayramlarda kapalı tutulduğunu, ayrıca davacının iş yasasının tanıdığı izin hakkını çok aşan sürelerle her yıl memleketine giderek izin haklarını kullandığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, son beş yıl içinde, davacının sigortasının ve tüm yasal haklarının ödendiğini ve aldığı bahşişlerin kendisine bırakıldığını, iş akdi işyerini terk nedeniyle haklı nedenle feshedildiğinden davacının kendisine ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi taleplerinin yasal mesnedi bulunmadığını, çalıştığı sürece izin haklarını fazlasıyla kullandığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE : Açılan dava kıdem - ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline ilişkindir.

Celb edilen belgeler, cevabi yazılar, dinlenen tanık beyanlarının değerlendirilmesi, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya muhteviyatından davacının 15.06.2006 - 10.08.2010 tarihleri arasında 3 yıl 6 ay 9 gün süre ile davalı işyerinde garson olarak çalıştığı, iş akdinin davalı işverence haksız olarak fesh edildiği kanaati mahkememizce hasıl olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı,

Davacının alması gereken kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti alacağının bilirkişi rapor halinde hesaplandığı, saklı tutulan kısmın davacı vekilince ıslah yoluyla talepte bulunulduğu, bilirkişice hesaplanan 3.874.82 TL fazla mesai ücreti, 4.804.86 TL hafta tatili ücreti ile 181.03 TL genel tatil ücreti Mahkemece fahiş kabul edildiğinden takdiren % 40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak geriye kalan ve % 60'a isabet eden 2.324.89 TL'nin davacının fazla mesai alacağını, 2.882.91 TL'nin davacının hafta tatili ücreti alacağını, 108.61 TL'nin davacının genel tatil ücreti alacağını teşkil ettiği anlaşıldığından davalı tarafın iddia ve savunmalarının reddi ile dosyada mevcut 03.02.2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen tutar üzerinden ve fazla mesai ücreti alacağı ile hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından % 40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Davanın kısmen kabulüne, 03.02.2012 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak ıslah dilekçeside nazara alınmak kaydıyla;

2.662.81 TL kıdem tazminatının fesih tarihi 10.08.2010 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz,

1.197.30 TL ihbar tazminatından 500,00 TL'sinin dava tarihi 19.10.2010, bakiyesinin ıslah tarihi 13.02.2012 gününden itibaren yasal faiz,

1.088.88 TL ücret alacağından 500,00 TL'sinin dava tarihi 19.10.2010, bakiyesinin ıslah tarihi 13.02.2012 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz,

798.51 TL yıllık izin ücreti alacağından 500,00 TL'sinin dava tarihi 19.10.2010, bakiyesinin ıslah tarihi 13.02.2012 gününden itibaren yasal faiz,

Hakkaniyet indirimi sonucu geriye kalan 2.324.89 TL fazla mesai ücreti alacağından 200,00 TL'sinin dava tarihi 19.10.2010, bakiyesinin ıslah tarihi 13.02.2012 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz,

Hakkaniyet indirimi sonucu geriye kalan 2.882.91 TL hafta tatili ücreti alacağından 200,00 TL'sinin dava tarihi 19.10.2010, bakiyesinin ıslah tarihi 13.02.2012 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz,

Hakkaniyet indirimi sonucu geriye kalan 108.61 TL genel tatil ücreti alacağının dava tarihi 19.10.2010 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

Davacı tarafından yapılan kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 505.86 TL yargılama gideri ile nispi olarak hesaplanan 1.327.66 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Red sebebiyle 19.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,

Peşin alınan harçların mahsubu ile bakiye 442.89 TL ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere 27.03.2012 tarihinde verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunarak anlatıldı. 06.04.2012

                 Katip 66273

                                                             Hakim 30676







 

T .C.

İSTANBUL

1. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2009/1006 Esas

KARAR NO : 2011/1185

TÜRK ULUSU ADINA

YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

İSTANBUL 1.İŞ MAHKEMESİ'NİN KARARIDIR

HAKİM :  

KATİP : 

DAVACI : SİBEL KALKAN -  3 EYÜP-İSTANBUL

VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - Pangaltı Ergenekon Cad. T.Fethi Sk. No:2/16 Şişli/ İSTANBUL

DAVALI : ……..SAN VE TİC LTD ŞTİ -  İstanbul Merkez/ İSTANBUL

VEKİLİ : Av.  

DAVA : Tazminat

DAVA TARİHİ : 26/11/2009

KARAR TARİHİ : 26/12/2011

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı 26/11/2009 tarihli dilekçesinde, davalı şirkette muhasebe elemanı olarak 17/01/2007 tarihinde işe başladığını, sigortasının yapılacağının ve primlerinin düzenli ödeneceğinin sözlü olarak taahhüt edilmesine rağmen sigortasının 01/04/2007 tarihinde yapıldığını, aylık 900-TL maaş alıdığını, 2009 yılına ait Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayları maaşlarının ödenmediğini bu nedenle işten çıkmak zorunda kaldığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacakları karşılığı şimdilik 5.000 TL nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Taraflara duruşma gününü bildirir davetiyler tebliğ edilerek, taraf teşkili sağlanmış ve açık yargılamaya devam olunmuştur.

Davalı vekili 26/07/2010 tarihli cevap dilekçesinde, davacının davalı şirkette 04/04/2007 tarihinde muhasebe elemanı olarak çalışmaya başladığını, 04/03/2009 tarihinde istifa nedeniyle işten ayrıldığını, çalıştığı dönemde tüm haklarının ödendiğini, davacının son bir yılda işyerinden ayrılmak istediğini sözlü ve fiili olarak dile getirdiğini ve işten ayrılacağına dair istifa dilekçesini davalı şirkete verdiğini, daha sonra yasal ihbar süresini çalışarak 16/05/2009 tarihinde işten ayrıldığını, yasal ihbar süresi içinde işçilik alacaklarının ve tüm ücretlerinin ödendiğini, istifa nedeniyle ayrılan davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, asgari ücretle çalıştığını, işyerinde yol yardımı yapılmadığını, davacının daha öncede 29/12/2005 - 25/07/2006 tarihleri arasında çalıştığını ve 25/07/2006 tarihinde tüm işçilik haklarını alarak ve davalı şirketi ibra ederek işten ayrıldığını, daha sonra tekrar 04/04/2007 tarihinde işe başladığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Taraflar yargılamaya katılarak dava ve cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini beyan etmişler, verilen kesin süre içinde delil ve tanık isim listelerini dosya içine sunarak mahkememizce tarafların delilleri toplanılmış, davacıya ait sgk ve işyeri kayıtları dosya içine getirtilmiştir. Taraf tanıklarının yeminli olarak beyanları alınmıştır.

Kayıt ve belgeler tamamlandıktan sonra dosya hesap incelemesi için bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi Ergün Kırcı 28/02/2011 tarihli raporunu dosya içine sunarak, bilirkişi raporunda özetle; dosyada mevcut 04/03/2009 tarihli dilekçesinde, davacının sebep göstermeksizin istifa olgusundan bahsettiği ve işveren tarafından 16/05/2009 tarihine kadar çalıştırıldığı anlaşıldığını, 04/03/2009 tarihi itibariyle Ocak ve Şubat ayı maaşlarını alamayan davacının istifa iradesinin, birikmiş ücretlerinin ödenmesinden kaynaklı olduğunun kabulü gerektiğini, davacı tanıkları da bu istikamette ifade vermiş olduklarını, iş sözleşmesi davacı tarafından sona erdirildiğinden ve bu hususta bir çekişme bulunmadığından ihbar tazminatı talep hakkı doğmayacağını, davacı 17/01/2007 tarihinde işe başladığını, 01/04/2007 tarihinde sigortasının yapıldığını, ücret alacağı talebine göre 15/05/2009 tarihinde işten ayrıldığını beyan ettiğini, sigorta ve işyeri kayıtlarına göre davacının davalı şirkette iki dönem çalıştığını, ilk dönem çalışmasının 25/07/2006 tarihinde sona erdiğini, huzurdaki davada ikinci dönem çalışması yönünden talepte bulunduğunun anlaşıldığını, sigortalı hizmet cetvelinde davacının ikinci dönem çalışması 04/04/2007-16/05/2009 tarihleri arası olduğunu, taraf tanıkları davacının hizmet süresi hususunda net bir bilgi vermediklerini, bu delil durumuna göre davacının ikinci sigortalı girişinin yapıldığı tarihten önce davalı işyerinde çalıştığına dair dosya kapsamında belgesel nitelikte bir kanıt ve somut bir tanık beyanı bulunmadığını, davacının hizmet süresi sigorta kayıtlarına itibarla ve taleple bağlı kalınarak, 04/04/2007-15/05/2009 tarihleri arası 2 yıl 1 ay 11 gün olarak bulunduğunu, davacı 900 TL net ücret aldığını beyan ettiğini, davalı tarafça 2009 yılına ait maaş bordroları sunulmadığını, 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin bir kısım imzalı ücret tediye bordroları ibraz edildiğini, işyeri kayıtlarına göre, asgari ücretin biraz üzerinde olduğu belirlenen ücretler üzerinden sigorta primlerinin ödendiği sirgortalı hizmet cetvelinden belirlendiğini, tanık anlatımlarından yemeğin davalı işveren tarafından karşılandığının anlaşıldığını raporunda ayrıntılı olarak belirtmiştir.

Bilirkişi raporu ayrı ayrı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekili 15/03/2011 havale tarihli dilekçesi ile yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına ve beyanları doğrultusunda açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi isteğini içeren dilekçesini dosyaya sunmuştur. Davacı vekili 23/05/2011 havale tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karış beyanlarını içeren dilekçesini dosyaya sunmuştur. Davacı vekili 11/10/2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş, dava dilekçesi doğrultusunda harçlandırmış olup, davalı yana tebliğ etmiştir. Davalı vekili 01/11/2011 havale tarihli dilekçesi ile , davacı tarafın 04/10/2011 tarihli ıslah dilekçesine karşı cevapları ile hukuki mesnetten yoksun davanın tümü ile reddine karar verilmesi isteğini içeren dilekçesini dosyaya sunmuştur.

26/12/2011 tarihli celsede davacı vekili ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın öncelikle kabulünü talep ettiğini, davanın 1. seçenekteki hesaplama doğrultusunda kabul edilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise emsal ücret araştırılması yapılmasını, davacı davalı şirkette muhasebe elemanı olarak çalıştığını, ayrıca davacı asil ücret alacağı yönünden dava dilekçesini ıslah ettiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir. D avalı vekili yazılı beyanlarının tekrar ettiğini, davacı kendi isteği ile ayrılmış olup kıdem ve ihbar tazminatı hak edemeyeceğini, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkememizce, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazlarının yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.

Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, davacıya ait sgk kayıtları, işyeri kayıtları, taraf vekillerinin yazılı beyanları, yeminli dinlenen taraf tanık anlatımları, bilirkişi incelemesi ve raporu karşısında, mahkememizce bilirkişi raporuna itibar edilerek, rapor mahkememizce hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, davacının 04/03/2009 tarihi itibariyle Ocak ve Şubat ayı maaşlarını alamayan davacının istifa iradesinin birikmiş ücretlerinin ödenmemesinden kaynaklı olduğundan davacınındavalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı ile ilgili davasının 28.02.2011 tarihli bilirkişi raporundaki 1.seçenekteki hesap miktarı baz alınarak ve taleple bağlı kalınarak ispatlanması sebebiyle kabulüne, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin saklı tutulmasına, davacının ücret alacağı ile iglili davalı aleyhine açtığı davasının 28.02.2011 tarihli bilirkişi raporundaki 1 seçenekte hesap miktarı baz alıanrak ve ıslah dilekeçsindeki talepe bağlı kalınarak ispatlanması sebebiyle kabulüne, ihbar tazminat alacağı ile ilgili davalı aleyhine açılan davanın ise davacının kendi isteği ile Ocak ve Şubat 2009 ayı maaşlarını alamaması sebebi istifası nedeniyle, r eddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-D avacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı ile ilgili davsının 28.02.2011 tarihli bilirkişi raporundaki 1.seçenekteki hesap miktarı baz alınarak ve taleple bağlı kalıanrak kabulüne, bu itibarla; 1.000,00.-TL.kıdem tazminatının 15.05.2009 fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin saklı tutulmasına,

2- Davacının ücret alacağı ile iglili davalı aleyhine açtığı davasının 28.02.2011 tarihli b.kişi raporundaki 1 seçenekte hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekeçsindeki taleple bağlı kalınarak kabulüne, bu itibarla;.4.470,69.-TL.ücret alacağının (3.500,00.-TL.lik kısmı üzerinden 26.11.2009 dava, bakiyesi üzerinden 25.10.2011 ıslah tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte) davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

3- İhbar tazmiant alacağı ile ilgili davalı aleyhine açılan davanın reddine,

4- 324,96.-TL.harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 216,26.-TL.harcın davalıdan tahsiline,

5- 1.200,00.-TL.maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya, kısmi red nedeniyle 1.200,00.-TL.maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

6- 350,00.-TL.yargılama giderinden red ve kabule göre takdiren tümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı 8 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İŞ DAVALARI ÖRNEK BİLİRKİŞİ RAPORLARI

 

 

1.BİLİRKİŞİ RAPORU

...... ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

SUNULMAK ÜZERE

....... İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

                                                BİLİRKİŞİ RAPORUDUR

 

 

KONU                                                           :    Alacak

I. DAVACININ İDDİASI              :

                 Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait S. Eti Alüminyum tesislerinde  2.7.2002 tarihinde işe başladığını, 22.9.2005 tarihinde iş akdinin işverence haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini, davalı işverenin şirkette çalışan bütün işçilere 31.12.2004 tarihinde kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarını aldığına dair hiçbir para ödemeden “imzayı atan işbaşı yapar atmayanın işine son veririz” şeklinde baskı yaparak ibraname imzalattığını, müvekkili davalı kurumda çalışırken kendisinden habersiz sigortadan işe giriş çıkışının yapıldığını, işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatının, yıllık izin ücretinin ödenmediği, beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ;

            Kıdem tazminatından                                                :  1.000,00YTL

            İhbar tazminatından                                                  :     200,00YTL

Yıllık ücretli izin alacağından                                    :     100,00YTL

olmak üzere toplam 1.300,00YTL’nin kıdem tazminatı için akdin feshinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizine, diğer alacaklara ise dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesini talep etmiştir.

II.DAVALININ CEVABI               :

            Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı diğer bütün işçilerin ihale ile ilgili sözleşmenin süresine göre belirli iş ve belirli işyerinde belirli süreli sözleşme yapıldığını, davacının iş bitimi sonrasında bütün hak ve alacaklarını aldığını ve buna ilişkin olarak ta müvekkili şirketi ibra ettiğini, hiçbir şekilde davacı ve diğer işçilere baskı yapılmadığını, davacının yapılan sözleşme sona erdiğinde ihbarsız olarak sözleşmenin sona ereceğini kabul ettiğini beyanla;; davanın reddini talep etmiştir.

III.İNCELEME VE TESPİTLER:

1-Davacı tanıkları ; davalı işverenlikte Temmuz 2002-Eylül 2005 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığını, 2005 yılında Eti A.Ş.’nin özelleştirme nedeni ile C. A.Ş: tarafından satın alınınca davalı işverenin kendilerine herhangi bir teklifte bulunmadığını, ancak C. A.Ş.’nin kendilerine teklifte bulunduğunu ve Eti A.Ş.’nin özelleştirilmesinden 3-4 gün sonra B.’ta çalışan işçilerin tamamının C. A.Ş.’de çalışmaya başladıklarını, işveren tarafından kendilerine ibraname ve bir takım evrakların imzalatıldığını, imzalamadıkları taktirde sözleşmelerinin yenilenmeyeceğinin söylendiğini, bunun üzerine korku ile ibranameyi imzaladıklarını, beyan etmişlerdir.

            2-S. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.5.2006 tarih ve E.2006/17 D. İş, K.2006/17. D.İş sayılı kararına esas bilirkişi raporunda davacı adına kıdem tazminatı adı altında 1.103,71YTL ödendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

            4-Davacının imzasını havi ibraname başlıklı 23.9.2005 tarihli matbu yazıda; çalıştığı süreyle ilgili olarak yıllık ücretli izin haklarını kullandığını veya ücretini aldığını, iş sözleşmesinin sona ermesiyle kıdem tazminatı haklarını aldığını, işverenden hiçbir hak ve alacağının kalmadığını beyanla ibranameyi herhangi bir maddi ve manevi baskı altında kalmadan kendi rızası ile imzaladığını beyan ettiği tespit edilmektedir.

            5-Davacının imzasını havi 23.9.2005 tarihli ibraname başlıklı yazıda davacıya yıllık ücretli izin alacağı olarak 460,00YTL ve kıdem tazminatı olarak 1.103,71YTL ödendiği ve davacının başkaca herhangi bir alacağının kalmadığını beyanla ibranameyi imzaladığı anlaşılmaktadır.

            6-SSK Konya Sigorta İl Müdürlüğünün dosyaya ekli belgelerinden 2.7.2002 tarihinde işe girdiği 22.9.2005 tarihinde iş akdinin sona erdiği kayıtlıdır.

            HİZMET SÜRESİ     :

            Dosyaya ekli belgelerden davacının 2.7.2002-22.9.2005 tarihleri arası davalı işveren yanında çalıştığı tespit edilmekte olup davacının hizmet süresi  3 yıl 2 ay 20  gündür.

 

 

            FESİH SEBEBİ         :

            Tanık beyanlarından davacının iş akdine davalı işverenlik tarafından son verildiği anlaşılmakta olup davacının iş akdine son vermekte davalı işverenin haklı olup olmadığının takdiri sayın mahkemeye aittir.

            TAZMİNATA ESAS ÜCRET                     :

            Davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile toplu yemek yardımının günlük maliyeti iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile davalı işveren şirketin yemek işleri ile uğraşmadığı ve yemek işini belirli bir maliyet ile temin edeceği dikkate alınarak günlük 3.00YTL yemek yardımı yapacağı kabul edilerek tazminata esas giydirilmiş ücreti aşağıda gösterildiği üzeredir.

            Mahiyeti                     :                                  Tutarı              :

            Yevmiyesi                                                      16,29YTL

            Günlük yemek yardımı ( 3X26:30)                 2,60YTL                               

            Tazminata esas giydirilmiş günlük ücret:       18,89YTL’dir.

KIDEM TAZMİNATI                                  :

            Davacının imzalamış olduğu ibranamenin hukuki takdiri sayın mahkemeye ait olup Yargıtay’ın Yerleşik içtihatları uyarınca davacıya iş akdinin sona ermeden önce yapılan kıdem tazminatı adı altındaki ödemenin avans olarak kabulü hesaplanan kıdem tazminatından tenzil edilerek bakiye tutarın kalması halinde bu tutarın kıdem tazminatı olarak kabulü gerektiği yolundadır. Bu nedenle davacıya 23.9.2005 tarihinde ödenen 1.103,71YTL kıdem tazminatı tutarı tenzil edilmiştir.

            4857 Sayılı Yasa’nın 1475 sayılı Yasanın 14. maddesine yaptığı atıf uyarınca davacının bir yıllık kıdem tazminatı 30 günlük ücreti tutarı olup fesih tarihindeki tavan kıdem tazminatı aşılmadığından davacının 30 günlük ücreti tutarı yıllık  kıdem tazminatı olarak hesaba esas alınmış olup davacının kıdem tazminatı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

 

İHBAR TAZMİNATI                      :

 

YILLIK ÜCRETLİ İZİN:

Davacıya 460,00YTL izin ücreti ödendiği anlaşıldığından davacının bu izin ücretini aldığı tarih itibari ile izin ücretine hak kazandığı dikkate alınarak bu ödemenin avans olarak kabulünün mümkün olmadığı dolayısıyla yasal faiz uygulanmadan bu ödemenin davacının hak kazandığı tüm izin ücretinden tenzili ile bakiye izin alacağının kabulü gerekmektedir.

Yerleşik içtihatlar, işçinin izin kullandığını veya izin ücretinin ödendiğini iddia eden işverenin iddiasını, işçinin imzasını havi belge ile ispatını amir olup bu konunun tanıkla dahi ispat edilemeyeceği yolundadır.

Davacı 4857 sayılı Yasanın 53. maddesine göre  42 iş günü izne hak kazanmış olup dosyaya ekli belgelerden izin kullandığı tespit edilemediğinden 4857 sayılı Yasa’nın 59. maddesi uyarınca son ücreti üzerinden hesaplanan yıllık izin alacağı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

 

BİRLEŞEN DOSYA                        :

            S. Asliye  Hukuk Mahkemesinin 18.7.2006 tarih ve E.2006/190, K.2006/254 sayılı kararına esas dosya ile aralarında irtibat bulunduğundan bahisle yine sayın Mahkemenin 2006/176 sayılı dosyası ile Birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

            Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2.6.1997 tarih ve E.1997/8361, K.1997/10565 sayılı Bozma ilamında; “… Davacı ile birlikte on işçinin bir dosya üzerinden davanın görülüp sonuçlandırılması temyiz incelemesi bakımından denetimi imkansız hale getirmiştir. Gerçekten her davacının çeşitli işçilik hakları bulunduğu gibi bunların kendi açılarından farklı özellikleri de söz konusudur. Bu bakımdan davaların tefrik edilerek birinci bentte belirtilen hususların denetimi elverişli şekilde belirlenmesi zorunluluğu ortada olduğundan tek dosya üzerinden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.” Şeklinde olup birden çok davacının çeşitli işçilik alacakları ile ilgili açmış olduğu davaların birleştirilmesi durumunda denetime elverişli olmayacağı belirtilmiş olup bu husus Yukarıdaki birleştirme kararı dikkate alınarak sayın mahkemenin takdirine sunulmuştur.

SONUÇ                                 :

Takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere davacının NET;

 

Alacağı bulunduğunu, saygı ile arz ederim. 23.1.2007                                            Bilirkişi

                                                                                                                      Av.

 

 

 

2.BİLİRKİŞİ RAPORU

 

 

 

 

BASINDAN…

 

 

TV PROGRAMLARI

FOX TV
Tarih : 25.03.2008
Saat : 09:50

 

cnn türk | izlesene.com

 

CNN TURK
Tarih : 11.08.2010
Saat : 21:00 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

........ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

SUNULMAK ÜZERE

........ İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

                                                BİLİRKİŞİ RAPORUDUR

 

KONU                                                        :    Alacak

I. DAVACININ İDDİASI                        :

                 Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya derneğe bağlı R.82. Yıl Devlet Hastanesi’nde (Eski SSK R.Hastanesi) hizmet akdi ile işçi olarak 1994 yılının başında işe başladığını, 20.6.2005 tarihinde iş akdinin işveren tarafından haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, davalı ve Sendika arasında imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihli Toplu İş Sözleşmesi’nin yeni bir sözleşme yapılmaması nedeni ile devam ettiğinin kabulünü ve bu TİS’ne müvekkilinin alması gereken hakların tamamının talep ettiklerini, davacıya bayram, genel tatil, resmi tatil, hafta sonlarında nöbet adı altında fazla mesai yaptırıldığını, karşılığının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, davalının bedelsiz olarak kullanım hakkını devrettiği cihazlara ihtiyati tedbir konulmasını işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatının, hafta tatili, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin ödenmediği, beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ;

a) Ücret alacağından                                                                                             :     250,00YTL

b)Kıdem tazminatından                                                                             :     200,00YTL

c)İhbar tazminatından                                                                                           :     100,00YTL

d)Fazla mesai ücreti, bayram, hafta sonu ve genel tatil ücreti alacağından          :     100,00YTL

e)TİS sosyal hakları alacağından                                                               :       50,00YTL

f)Yıllık ücretli izin alacağından                                                                 :     100,00YTL

g)İkramiye alacağından                                                                             :     200,00YTL

olmak üzere toplam 1.000,00YTL’nin a, e, g maddelerindeki alacaklar için 2822 sayılı TSGLK’nun 61. maddesine göre TİS’nde belirlenen ödenme tarhlerinden itibaren en yüksek banka işletme kredisi temerrüt faizi ile, c, d, f maddelerindeki alacakla için dava tarihinden itibaren yasal faizi ile, b maddesindeki alacağın fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II.DAVALININ CEVABI                        :

         Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 1.6.1994 tarihinde temizlik görevlisi olarak işe müvekkili kurumda işe başladığını, davacının ücret alacağı konusunda hangi tarihleri kapsadığını açıklamadığını, ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacakları için zamanaşımı itirazında bulunduklarını ihtiyati tedbir talebinin kabul etmediklerini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III.İNCELEME VE TESPİTLER:

         1-Davacı tanıkları; R. K.; davacının dernekte işçi olarak çalıştığını, kendisinin 1999-2003 yılları arasında dernek yönetiminde bulunduğunu, davacının rızası alınmadan dernek tarafından ücretsiz izine ayrıldığını öğrendiğini, kendisi çalıştığı dönemde de derneğin kapatılacağına dair yazı geldiğini, normal mesainin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, ancak dönüşümlü olarak 24 saat nöbet tuttuklarını, davacının 2005 yılı Haziran ayında işten ayrıldığını, ücretinin ödenmediğini, kendi döneminden sonraki dönemde fazla mesai ücretlerinin ödenip ödenmediğini bilmediğini, TİS gereğince çalışanlara ikramiye (bayramlarda), giyim, temizlik yardımı yapıldığını, yemeğin hastanede yenildiğini,

                                b) A. R. H.; Davacıyı davalı dernekte yöneticilik yapması nedeni ile tanıdığını, hastanenin devredilmesi ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, davacının zorunlu ücretsiz izne ayrıldıklarını, çalışma saatlerinin 08.00-17.00 arasında olduğunu ancak vardiyalı olarak çalışıldığını, bu ara da 08.00-17.00 saatleri arasında çalışanların nöbet de tuttuklarını, davacının 08.00-17.00 grubuna girdiğini, işçi olarak işe alınmalarına rağmen memur olarak çalıştırıldıklarını, TİS gereği iş elbisesi verildiğni, yemeğin hastanede yendiğini, ikramiye konusunda tam bir bilgiye sahip olmadığını, beyan etmişlerdir.

        

         3-SSK R.Sigorta İl Müdürlüğünün 23.9.2005 tarih ve 040232 sayılı yazısı eki belgelerinin tetkikinden davacının 1.6.1994 tarihinde işe girdiği, hizmet cetvelinin tetkikinden ise 20.6.2005 tarihinde işten ayrıldığı tespit edilmektedir.

4-R.1. Noterliği’nin 3.5.2002 tarih ve 3682 yevmiye numaralı İşçi Sendikası Üye Kayıt Fişinden davacının 24.7.2002 tarihinde üyeliğe kabul edildiği tespit edilmektedir.

5- R.Sağlık Hizmetlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’nin 15.6.2005 tarih ve 2005/170 sayılı karar metninde; SSK R.Bölge Hastanesinin Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği adı altında faaliyetini sürdürürken 22.1.2004 tarih ve 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların kamu kurum ve kuruluş ile ilişkilerine dair kanun gereği; Derneğin faaliyetlerini yürütemez hale geldiği, SSK ile anlaşma yapma çalışmalarında bulunulmasına rağmen sonuç alınamadığı, 18.2.2005 tarihi itibariyle 82. Yıl R.Devlet Hastanesi ismiyle Sağlık Bakanlığı’na bağlanıldığı,  Sağlık Bakanlığı nezdinde yapılan girişimlerin de sonuç vermediği, Dernek gelirlerinin tamamen ortadan kalkması nedeni ile bünyesinde çalışan 29 personele maaşlarının ödenememesi mecburiyeti ile karşı karşıya kalın dolayı 20.6.2005 tarihinden itibaren 6 (altı) ay ücretsiz izin verilmesine karar verildiği tespit edilmektedir.

 

         HİZMET SÜRESİ     :

         Dosyaya ekli belgelerden davacının 1.6.1994-20.6.2005 tarihleri arası davalı işveren yanında çalıştığı tespit edilmekte olup davacının hizmet süresi 11 yıl 19 gündür.

         FESİH SEBEBİ         :

         Tanık beyanlarından ve yazılı belgelerden davacının iş akdine davalı işverenlik tarafından ücretsiz izne ayırmak sureti ile son verildiği anlaşılmakta olup İş Kanunlarında ve Yargıtay içtihatlarına göre ücretsiz izne ayırma müessesi İş Hukuku uygulamasında yer almadığından ücretsiz izne ayırma işleminin iş akdine son verme anlamı taşıdığı kabul edilmektedir.

         ZAMANAŞIMI                    :

         Davacı vekili müvekkilinin Toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar ile ikramiye, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile izin ücreti, ihbar ve kıdem tazminatı alacağı  talep etmiştir.

         Davalı vekili tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş olup ihbar ve kıdem tazminatı için akdin feshi tarihinden itibaren zamanaşımı süresi 10 yıl ve izin alacağı için ise 5 yıl olup dava tarihi itibari ile bu hak talepleri için zamanaşımı söz konusu değildir.

         Ancak hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ile fazla mesai çalışması yönünden ise Borçlar Kanunu uyarınca zamanaşımı geriye doğru 5 yıl olup 9.9.2005 tarihinde açılan dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde yer alan hakları talep edebileceğinden 9.9.2000 tarihinden öncesi zamanaşımına uğramıştır.

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN YARARLANMA      :

Davacı 1.1.2003-31.12.2004 tarihleri arasındaki toplu iş sözleşmesinden sendika üyesi olması itibari ile ve 1.1.2005 tarihinden iş akdinin sona erdiği 20.6.2005 tarihine kadar olan sürede ise 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arası geçerli toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin hizmet sözleşme haline gelmesi itibari ile aynen devam edeceğinden bu nedenle yararlanması gerekmektedir.

DAVACININ ÜCRETİ                            :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin; 40. Maddesi;  Birinci altı ay zammı: Belirlenen asgari ücretin netine 25,00YTL net ilave edilir.     İkinci altı ay zammı : Haziran ayında dernek ve sendika yetkilileri bir araya gelerek günün şartlarına uygun ücret tespiti yapacaklar, 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin; 40. Maddesinde; İşçilerin 1.1.2004 tarihinden geçerli olmak üzere maaşları net 390,00YTL olarak belirlendiği yaptıkları iş ve bilgi becerilerine göre, R. Ö.’e 585,00YTL, B. A.’ya 485,00YTL, M. Y.’a 420,00YTL, M. A.’a 675,00YTL, İ. S.l’a 420,00YTL aylık net ücret ödeneceğinin belirtildiği tespit edilmektedir.

         Bu durumda davacının 1.1.2003 tarihinden öncesinde yürürlükte bulunan asgari ücreti göre çalıştığı ve 1.1.2003 tarihinden itibaren ise mevcut asgari ücretin neti olan 226,00YTL’ye 25,00YTL ilave edilmek suretiyle (226,00+25,00) 251,00YTL’nin brütü olan 339,85YTL ile çalıştığı ve 1.1.2004 tarihinden sonrasında ise 390,00YTL net ücretin brütü olan 544,31YTL ile çalışmaya devam ettiği iş akdinin bu ücret ile son bulduğu anlaşılmaktadır.

TAZMİNATA ESAS ÜCRET                  :

Davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile tazminata esas giydirilmiş ücreti aşağıda gösterildiği üzeredir.

         Mahiyeti                     :                                  Tutarı              :

         Yevmiyesi       544,31:30                               18,14                                     

         İkramiye 544,31:365                                       1,49

         Bayram Harçlığı (75,00+50,00):365                0,34                                     

         Yemek yardımı (3,00X26:30)                         2,60  

         Giyim yardımı (50,00:365)                              0,14

         Havlu-Sabun yardımı (3,00:365)                     0,01

         Tazminata esas giydirilmiş günlük ücret:       22,72YTL’dir.

KIDEM TAZMİNATI                              :

         4857 Sayılı Yasa’nın 1475 sayılı Yasanın 14. maddesine yaptığı atıf uyarınca davacının bir yıllık kıdem tazminatı 30 günlük ücreti tutarı olup fesih tarihindeki tavan kıdem tazminatı aşılmadığından davacının 30 günlük ücreti tutarı yıllık  kıdem tazminatı olarak hesaba esas alınmış olup davacının kıdem tazminatı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

İHBAR TAZMİNATI                   :

 

YILLIK ÜCRETLİ İZİN:

Davacının 10.6.2003 tarihine kadar olan izin hakkı 1475 sayılı Yasa uyarınca 9 yıl 9 gün çalışmış olup 7 karşılığı (5X12)+(4X18)=132 gün ve sonrasındaki 2 yıla ait izin hakkını ise (2X20)=40 gün olmak üzere toplam 172 gün olarak hak kazanmıştır.

Yerleşik içtihatlar, işçinin izin kullandığını veya izin ücretinin ödendiğini iddia eden işverenin iddiasını, işçinin imzasını havi belge ile ispatını amir olup bu konunun tanıkla dahi ispat edilemeyeceği yolundadır.

Dosyaya ekli belgelerden davacının izin kullandığı tespit edilemediğinden davacının 4857 sayılı Yasa’nın 59. maddesi uyarınca son ücreti üzerinden hesaplanan yıllık izin alacağı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

         ÜCRET ALACAĞINDAN              :

         Davacı son 2 aylık ücret alacağının ödenmediğini iddia ile talepte bulunmuş olup bu çalışması karşılığı ücret alacağının ödendiğinin ispatı davalı işverene ait ise de bu ücretlerin ödendiğini gösterir dosa kapsamında herhangi bir belge yer almadığından davacının son 2 aylık ücret alacağı 390,00X2=780,00YTL’dir.  

FAZLA ÇALIŞMA, HAFTA TATİLİ VE ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ALACAĞINDAN:

         Tanık beyanlarından  normal mesainin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, ancak dönüşümlü olarak 24 saat nöbet tuttukları anlaşılmakta ise de davacının bu nöbet tuttukları günlerin ayda kaç gün olduğu ve bu nöbetlerin hafta içi ve hafta sonu olan cumartesi ve Pazar günleri hangi saatler arasında gerçekleştiği, nöbet tutan işçinin nöbet sonrasında işe devam edip etmediği ya da izin kullanıp kullanmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı anlaşılmamaktadır.

         FAZLA MESAİ ALACAĞINDAN            :

         Davacının tanık beyanlarına göre normal mesaisinin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğu ve yine dosyaya ekli imza föylerinden ve nöbet çizelgelerinden de davacının çalışma saatlerinin belirtilen saatler arasında haftanın 6 iş günü devam ettiği ve 1 gün ise hafta tatili kullandığı, ancak bunun yanı sıra nöbet tuttuğu günlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

         Bu durumda davacının normal mesaisi içinde 9 saat işyerinde bulunduğu ve bu 9 saatin 1,30 saatinin ara dinlenmesi olması itibari ile fazla mesaisinin bulunmadığı ancak normal mesai haricinde ise nöbet tuttuğu anlaşılmakta ise de bu nöbetlerde kaç saat fazla mesai yaptığı anlaşılamadığından fazla mesai alacağı hesaplanamamıştır.

         HAFTA TATİLİ ALACAĞI                       :

         Dosyaya ekli imza föylerinden ve haftalık çalışma saatlerini gösterir çizelgelerden davacının hafta da 1 gün tatil yaptığı anlaşıldığından hafta tatili alacağı bulunmamaktadır.

         ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ALACAĞI      :

         Davacı ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia etmekte ise de davacının bu günlerde çalıştığını gösterir dosya da herhangi bir belge ve bilgi yer almadığından davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesaplanamamıştır.

         TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAKLAR        :

a-Giyim Yardımı                 :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 46. Maddesine göre; Sendika üyesi işçilere her yıl Aralık ayı içinde net 35,00YTL giyim yardımı verileceği 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arası geçerli toplu iş sözleşmesinin 46. Maddesine göre de Sendika üyesi işçilere her yıl Aralık ayı içinde net 50,00YTL giyim yardımı verileceği hüküm altına alınmış olup bu toplu iş sözleşmesi 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arasında ise hizmet akdi haline geldiğinden yine bu giyim yardımından faydalanacak olup dolayısıyla davacının giyim yardımı alacağı aşağıda hesaplandığı üzeredir.

 

b-Yemek Yardımı               :

Davacı çalıştığı sürece Hastaneden çıkan yemeklerden yararlanmış olup bu nedenle kendisine çalışması nedeni ile yemek yardımı yapılmış sayılacağından yemek yardımı alacağı bulunmamaktadır.

c-Bayram Harçlığı Alacağından     :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 50. Maddesine göre; “Sendika üyesi işçilere Ramazan Bayramında net 20,00YTL. Kurban Bayramında net 40,00YTL bayram harçlığı olarak ödeme yapılacağı, 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli TİS’e göre Ramazan Bayramından önce 50,00YTL ve kurban bayramından önce ise 75,00YTL bayram harçlığı verileceği hüküm altına alınmış olup 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arasında ise toplu iş sözleşmesi hizmet sözleşmesi haline geldiğinden yine bu döneme ait bayram harçlığı alacakları aşağıda hesaplandığı üzeredir.

 

 

d-Yüz havlusu ve Sabun yardımı   :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 ve 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 48. Maddesine göre; Sendika üyesi her işçiye yılda iyi kaliteden iki adet yüz havlusu ve iki kg. sabun verileceği belirtilmiş olup 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arası dönem için ise toplu iş sözleşmesi hizmet sözleşmesi haline geldiğinden yine aynı yardıma hak kazanacaktır.

R.bölgesinde yüz havlusunun 2003 yılı için 1,00YTL, 2004 yılı için 1,25YTL ve 2005 yılı için 1,50YTL olduğu, 2 kg sabunun ise yine 2003 yılı için 1,00YTL, 2004 yılı için 1,25YTL ve 2005 yılı için 1,50YTL olduğu dikkate alındığında davacıya 2003 yılında 2,00YTL, 2004 yılında 2,50YTL ve 2005 yılında ise 3,00YTL havlu ve sabun yardımı yapılması gerektiği dikkate alındığında davacının alacağı aşağıda hesaplanmıştır. Davacıya bu yardımların ne zaman verileceği toplu iş sözleşmesinde belirtilmediğinden temerrüt tarihi dava tarihidir.

 

İKRAMİYE                                               :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında imzalanan 51. maddesinde Haziran ayında dernek ve sendika yetkililerinin bir araya gelerek günün şartlarına göre tespit edecekleri ve 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 50. Maddesi; Sendikanız üyesi işçilere 2004 yılı Mayıs ayı içerisinde net bir asgari ücret tutarında ikramiye ödenir. Talep edilen ikinci ikramiye için taraflar yedinci ay içerisinde bir araya gelerek konuyu müzakere edecekleri belirtilmiştir.

Bu durumda davacının 1.1.2003-31.12.2003 tarihleri arasında haziran ayındaki ikramiye ile ilgili olarak herhangi bir müzakerenin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi 2004 yılı 2. ikramiyesi ile ilgili de herhangi bir müzakerenin yapıldığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının 2004 yılı Mayıs ayında net 1 asgari ücret tutarında ikramiye verileceği ve bu ikramiyenin 2005 yılında da devam edeceği dikkate alınarak davacının ikramiye alacağı aşağıda hesaplanmıştır.

 

SONUÇ                              :

Takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere davacının NET;

Kıdem tazminatından                                                                                :  7.496,92YTL

Yıllık ücretli izin alacağından                                                        :  2.637,09YTL

İhbar tazminatından                                                                                  :  1.075,36YTL

Ücret alacağından                                                                          :     780,00YTL

İkramiye alacağından                                                                                :     467,12YTL

TİS sosyal hakları alacağından                                                     

         a-Giyim Yardımından                                                                       :    103,42YTL

         b-Havlu ve Sabun yardımından                                            :        5,91YTL

         c-Bayram Harçlığı                                                                 :    260,00YTL

         d-Yemek Yardımından                                                         : YOKTUR

Fazla mesai ücreti, bayram, hafta sonu ve genel tatil alacağından            : 

         a-Hafta tatili alacağından                                                      : YOKTUR

         b-Fazla mesai alacağından                                                    : HESAPLANAMAMIŞTIR.

         c-Ulusal bayram ve genel tatil alacağından                           : HESAPLANAMAMIŞTIR.

Alacağı bulunduğunu, saygı ile arz ederim. 23.11.2006

                                                                                                                              Bilirkişi

                                                                                                                   Av.

 

 

 

 

 

                                         İşçinin Tazminata Hak Kazanarak Derhal Fesih Hakkına İlişkin Makalemizi okumak için tıklayınız.>>

 

 

                                                        Av. Yusuf Ayık

                            Adres:  Osmanbey, Halaskargazi Cad. Küçükbahçe Sok. Topdemir İş Merkezi N.29 K.3 D.18-19       ŞİŞLİ/İSTANBUL

                           Tel:   +90 212 291 05 36 - +90 212 291 05 38 - +90 532 223 52 25  e-posta: avukatyusufayik@gmail.com, ayikyusuf@gmail.com

               

 

 

                 2012©- Her Hakkı Saklıdır.

http://beta.easyhitcounters.com/counter/index.php?u=www.yusufayik.av.tr

 

 

 



[1]  (Bkz. Ekte yer alan Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 22.06.2006 tarih 2005/38631 E.2006/18287 K.sayılı ilamı)

 

[2] Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin  25.01.2010 tarihli 2008/16356 E.ve 2010/1303 K. sayılı ilamı ektedir