İşçi Hakları

Dikkat: Aşağıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri -2017). Makale veya makalenin

herhangi bir kısmını herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkemeye sunulacak

dilekçelerde asla kullanmamanız önerilir. Aksi durumlar 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına gelir.

 

ANASAYFA      AYIPLI MALDA TÜKETICININ TERCIH HAKKI     AYIPLI KONUTTA TÜKETICI HAKLARI       TÜKETİCİ MAHKEMESİ KARARLARI       İLETİŞİM

 

 

 

 

…BASINDAN…

Hürriyet İK'da bu hafta - Çalışanlar hukuki haklarını bilmiyor

Paylaş

 

Hürriyet İK - Zeynep MENGİ 

... Avukat Yusuf Ayık ise, davalar sonuçlanmadan anlaşmazlığın sonlandırılabildiğini söylüyor: “Ancak bu oran çok az. Sulh kültürümüz malesef yok. İşverenler ve işveren vekilleri kaybedecekleri kesin olan davaları bile sonuna kadar takip edebiliyor. Bunun sonucunda kendileri de zarar görüyor. Zira dava sonuna kadar faizler işlediği gibi yargılama masrafları da her geçen gün artıyor. Bu masrafları peşin olarak işçi yapsa da dava sonunda bu masrafları davalı işveren yükleniyor. İşçiler de dava sürecinin uzamasından mağdur oluyor ve hak ve alacaklarına geç kavuşuyor. Zira iş mahkemelerinin iş yükü çok fazla olduğundan iş davaları 2-3 yıldan önce maalesef sonuçlanamıyor. Olumlu olumsuz sonuç olarak bu davalara bakarsak eğer genelde işçi lehine verilen kararlar çoğunlukta.”

 

 

Çalışanlar hukuki haklarını bilmiyor
Hürriyet İK - Zeynep MENGİ

Her yıl binlerce çalışan iş yerlerine çeşitli nedenlerle  dava açıyor. Kıdem tazminatı, iş güvencesi, fazla mesai... Dava açmaya karar vermek bile başlı başına zorken arkasını getirmek neredeyse imkansız. Davayı açmak bile 500-600 TL. Buna bir de avukat masrafını eklersek ve davanın yıllarca sürebileceğini düşünürsek maddi açıdan sağlam bir birikim gerekiyor. Diğer yandan birçok çalışan ne kadar saatten sonrasının fazla mesai sayıldığını, yıllık izninin ne kadar olduğunu, resmi ve dini bayramlardaki mesai durumunu bilmiyor.

İşsiz kalma korkusu var

Dava açmak için genelde işlerin dayanılmaz hale gelmesini bekliyoruz. Sorunlar küçükken değil tahammül edemediğimiz zaman harekete geçiyoruz. O zaman da sorun yakıcı olduğu için bir an önce davanın sonuçlanmasını bekliyoruz ama bu mümkün olmuyor. Ayık böyle durumlarda işsizlik korkusunun da çok önemli bir etken olduğunu söylüyor: “Hemen hemen hiçbir işçi dava açtığı işyerinde çalışmaya devam ettirilmiyor. İstihdamın bu kadar yetersiz olduğu bir ülkede hak aramak kolay değil gerçekten. Hakkınızı aramak için yola çıkarken işinizden de olabilirsiniz.”

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre iş mahkemelerinde 2011 yılında 348.799 dava görüldü. En çok açılan dava konuları arasında kıdem ve ihbar tazminatı alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, iş güvencesi kapsamında açılan işe iade davaları, sigortalılığın tespiti davası veya hizmet tespiti davaları yer alıyor. Son yıllarda mobbing kavramı da ön plana çıktığı için mobbing konulu davaların sayısında da artış gözlenmiş. Davalar da genelde işyerine karşı açılıyor. Mesela mobbingi yapan kişi de o işyerinde ücretle çalışıyor. Tazminatın tahsil edilebilirliği açısından işyerine karşı davayı açmak mantıklı.

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı ve Bilirkişisi Av. Cüneyt Alihan Danar, dava açan-açılan sektörlere bakıldığında ise hizmet sektörü ile orta ve küçük ölçekli işyerlerine karşı açılan davaların ön planda olduğunu söylüyor. Çünkü en çok turn-over hizmet sektöründe. 

Açılan davaların hepsi sonuçlanıyor ancak ne kadar sürede sonuçlandığı önemli. Danar, mahkemelerin sayısının giderek artsa da dava sayısını karşılamaya yetmediğini söylüyor: “Halen bir dava ortalama 8-9 ay iş mahkemesinde sonuçlanıyor, en az bu kadar sürede de Yargıtay’da bekliyor. İş mahkemelerinde iki dava arasındaki süre en az 2-2,5 ay oluyor.” Avukat Yusuf Ayık ise, davalar sonuçlanmadan anlaşmazlığın sonlandırılabildiğini söylüyor: “Ancak bu oran çok az. Sulh kültürümüz malesef yok. İşverenler ve işveren vekilleri kaybedecekleri kesin olan davaları bile sonuna kadar takip edebiliyor. Bunun sonucunda kendileri de zarar görüyor. Zira dava sonuna kadar faizler işlediği gibi yargılama masrafları da her geçen gün artıyor. Bu masrafları peşin olarak işçi yapsa da dava sonunda bu masrafları davalı işveren yükleniyor. İşçiler de dava sürecinin uzamasından mağdur oluyor ve hak ve alacaklarına geç kavuşuyor. Zira iş mahkemelerinin iş yükü çok fazla olduğundan iş davaları 2-3 yıldan önce maalesef sonuçlanamıyor. Olumlu olumsuz sonuç olarak bu davalara bakarsak eğer genelde işçi lehine verilen kararlar çoğunlukta.”

Çalışırken dava etmek fesih sebebi değil

Davaların açılması veya açılmaması çalışanların haklarını bilip bilmemesine de bağlı. Çalışanlar haklarını tam olarak bilmiyor, bilse bile hakkını araması için ekonomik özgürlüğe ihtiyacı var. Danar, taksitleri ve kredi ödemesi olan birinin çalışırken işverene dava açmasını beklemenin gerçekçi olmadığını söylüyor: “İşçinin hakkını aramak ya da çalışırken işvereni dava veya şikayet etmesi ya da işveren aleyhine tanıklık etmesi İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca fesih sebebi değil. Ancak, çalışırken işvereni dava eden işçinin gerçek hayatta halen orada çalışmasını beklemek de hayaldir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, işçileri hayati tehlikeye sokacak bir tehlikenin varlığı halinde, önlem alınmaması sebebiyle iş güvenliği uzmanının işvereni Bakanlığa şikayet hakkı var. Ancak, teori ile gerçek hayat uyuşmuyor, işverenin bordrosunda maaşlı çalışan bir iş güvenliği uzmanı, işini kaybetme korkusu olmaksızın nasıl olur da işvereni şikayet eder, bu sorunun çözümü düşünülmüyor. İş güvenliği alınmaması halinde çalışanların işi yapmama hakkı var ama bu durumda da uygulamada işveren ya devamsızlık tutanağı düzenliyor ya da işini yapmamakta ısrar ettiğine dair belge tanzim ederek işçiyi kıdemsiz ihbarsız işten atıyor. Bu durumdaki işçi, yaklaşık 2 sene sürecek davayı nasıl açsın? Yasa koyucu çalışanlara hak tanıyor ama uygulanabilirliğini söylemek kolay değil.”

Sayılarla iş mahkemeleri

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre iş mahkemelerinde 2001 yılında toplam 142.621 dava görülürken bu sayı 2011 yılında 348.799 oldu. Bunlardan;

- 195.550 geçen yıldan devir

- 141.783’ü ise yıl içinde

- 11.466’sı bozularak geldi.

- Reddedilen 27 bin davanın gerekçeleri ve sayıları ise:

- Zaman aşımı ve hak düşürücü süre: 191

- Yetkisizlik: 2.508

- Görevsizlik: 1.017

- Sübut bulmadığından: 14.060

- Feragat: 9.224

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, mahkemelere (ceza, hukuk ve idari yargı) 2002 yılında gelen dava sayısı 5.388.547. Bu sayı 2011’de 6.645.297’ye ulaşmış. Bir hakime düşen yıllık dava sayısı ise 2002 yılında 922 iken, 2011 yılında yüzde 14.6’lık artış oranı ile 1.057 olmuş.

Hak aramak pahalı

İş yasasına tabi bir çalışanın ne kadar saat çalışması gerektiğini, ne kadar saatten sonrasının fazla mesai olacağını dahi net olarak bilmediğini vurgulayan Ayık, yıllık izninin süresi, bayramlarda çalışma durumu, ücretli hafta tatil hakkı gibi işi ile ilgili tüm hakların çalışanlara anlatılması gerektiğini söylüyor: “Haklarının peşinden koşmak kolay bir iş değil. Hak arama Türkiye’de pahalı. Bir dava açmanın avukatlık ücreti haricinde sadece dava masrafı 500-600 TL civarında. Bu para nakden mahkeme veznesine yatırılmadan bırakın dava açmayı dilekçenizi bile kabul edilmiyor. Mahkemenin kapısından içeri dahi giremezsiniz. Maddi durumu dava masraflarını karşılamaya yetmeyenler için yasalarda adli yardım öngörülmüş. Adli yardım talep ediyoruz müvekkilimiz işten atıldı ailesinin geçinmesini dahi sağlayamıyor diyoruz fakat hakimler delil sunmadığımız gerekçesi ile talebi reddediyor. Halbuki Ulusal Yargı Ağı Projesi sistemiyle ne kadar maaş aldığını, adına tapu veya araç olup olmadığı görebilir. Buna rağmen delil yok, durumu ispatlayamadın, git iki hafta içerisinde parayı öde yoksa davanı düşürürüm diyor. Bu nedenle iş davalarında harç ve masraf alınması uygulamasından vazgeçilmesi lazım. 1980 öncesi uygulama bu şekilde idi. Fakat sonradan bu harç yeniden alınmaya başlandı.”

Sosyal medya ayrı bir iş hukuku alanı oluşturdu
Sosyal medya kullanımının ayrı bir iş hukuku alanı oluşturduğunu belirten Danar, bu konuda Yargıtay’a gelen çok sayıda dosya olduğunu söylüyor: “İşyerlerinde sosyal medyayı kullanımının sınırları, şartları ve işten çıkarma için sebep oluşturup oluşturmadığına dair Yargıtay içtihatları geliştirildi. İş ilişkisinin sona ermesinde de sosyal medya önemli bir unsur haline geldi. Kişinin sosyal medyada işvereni ya da başka iş arkadaşı hakkındaki yorumları ve işyerinin itibarına etkisi mahkemelerde tartışılıyor. Ayık ise Facebook veya Twitter kullanımı ile bu hesapları kullanımın işçinin yaptığı işi aksattığı gerekçeleri ile iş akdinin feshine neden olduğunu belirtiyor.

 

 

İşçiler İçin Adalet Çağrısı

 

Bilinmelidir ki alınteri ile hayatı yaratan emekçilerin haklarını gözetmeyen bir rejim, demokrasi değildir. Emekçilerin insanca yaşam koşulları için ekonomik haklarını korumayan bir devlet sosyal devlet değildir. Emekçilerin adalet arayışına çözüm olmayan bir devlet hukuk devleti hiç değildir.

Son krizin yükü büyük ölçüde işçilerin sırtına yıkılmıştır. Kriz gerekçesiyle işten atmalar kitlesel hale gelmiştir. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, hak gaspları, sendikal örgütlülüğün engellenmesi gibi pek çok işçi sorunu birikmiştir.

Dava yürütme süreçlerinin pahalı, adaletin erişilebilir olmaktan uzak olması nedeniyle, işçilerin önemli bir kısmı davasını Mahkeme’ye taşımamaktadır. Buna rağmen yaşanan büyük hak gaspları, adalet arayışında onbinlerce işçiyi Mahkeme kapılarına getirmiştir.

Anayasada belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesi; ekonomik olarak güçsüz durumda bulunan işçinin adalet arayışının hem ucuz olmasını, hem de yargılamanın hızlı olmasını gerektirmektedir. TMSF’ye devredilen bankalar için davalar harçsız açılırken, mağdur durumdaki işçiden yüksek harçlar talep edilmektedir.

Bugün onbinlerce işçinin adalet arayışı, Mahkemelerdeki dava yığılması nedeniyle fiilen ortadan kalkmış durumdadır. HSYK tarafından bu Mahkemelerin 1 yıl içindeki ortalama dosya sayısı 1000 olarak belirlenmiş iken, fiilen Mahkemelerin dosya sayısı 2000’lere yaklaşmış, bazı yerlerde 3000’leri geçtiği de görülmüştür. AB ülkelerinin ortalaması ise 200’dür. Bunun sonucu olarak;

•        2 ay içinde bitirilmesi gereken işe iade davalarının sonuçlanması Yargıtay süreci hariç olmak üzere bir seneyi bulmaktadır. Bu nedenle davalar pratikte işçiye fayda sağlamadığı gibi, işveren yönünden de caydırıcılığı ortadan kalkmaktadır. Örneğin Sinter Metal işçilerinin 14 aydır devam eden işe iade davası sonuçlanmadığı gibi 1 Martta yapılan duruşmasında Ağustosa, yani 6 ay sonrasına ertelenmiştir.

•        İşçinin hizmet tespiti, kıdem-ihbar tazminatları, fazla mesai, tatil ücretleri ve maaş gibi alacaklarına ilişkin davaların neticelenmesi ise Yargıtay süreci hariç 2 yılı geçmektedir.

•        İş Mahkemeleri yılda 2, en çok 3 duruşma yapabilmekte, Yargıtay’a giden dosyalar 1 yıldan önce dönmemektedir, bazen Yargıtay’dan dönüş süresi 2 yılı da geçmektedir. Bu süre içinde yeni bir işe girmemiş olan işçi ekonomik olarak tükenmekte, dava kendisine yük haline gelmektedir.

İşçilerin ve onların hak arayıcısı durumundaki avukatların, Mahkemelerin yükü bunca artmasına rağmen çözüm üretmekten sorumlu olan kurumlar bu soruna herhangi bir yaklaşım göstermemektedir.

Meclis’i işçilerin yaşadığı krize çare olabilecek gerçek bir işgüvencesi, işsizlik koruması ve adalete erişimi ücretsiz hale getiren yasal düzenlemeler yapmaya çağırıyoruz.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Adalet Bakanlığı bir an önce yeni İş Mahkemeleri ve iş davalarını inceleyecek yeni Yargıtay Daireleri kurmak, bu Mahkeme ve Yüksek Yargı organlarına ilgili atamaları yapmak görev ve sorumluluğunu yerine getirmelidir. Meslek örgütlerimiz Barolar ile Türkiye Barolar Birliği’ni hem işçilerin hem meslektaşlarımızın bu büyük sorununun çözümünün takipçisi olmaya çağırıyoruz. 

DEMOKRASİ İÇİN HUKUKÇULAR

 

 

     

 
İŞÇİNİN TAZMİNATA HAK KAZANARAK DERHAL FESİH HAKKI
 
(İSTİFA EDEREK TAZMİNAT ALMA ŞARTLARI)

Avukat Yusuf Ayık foto

                             Av.Yusuf AYIK*

 

 

 

4857 Sayılı Iş Kanununun 24.maddesine gore süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini derhal feshedebilir. Kanunun deyimi ile belirli süreli iş sözleşmelerinde belirlenen iş süresinin bitiminden önce veya süresi belirsiz iş akitlerinde fesih bildirim süresini yani iahbar önellerini beklemeksizin feshedebilir, denilmektedir. Bu sebeplerin en başında işyerinden kaynaklanan sağlık sebepleri gelmektedir. Yani işyerinin sağlıksız koşullarda olması, hastalığa yakalanma riski veya hastalanılması, iş kazası geçirlmesi veya geçirilme riski bulunması veya işyerinde çalışan diğer işçi veya personlelden veya temas halinde olan kişilerde bulaşıcı bir hastalık bulunması ve benzeri şekilde işçinin sağlığını tehlikeye atacak nedenlerin varlığı halinde işçi kıdem tazminatlarınıda alarqak işten ayrılma hakkına sahiptir. İşveren bu talebi reddedemez.
4857 Sayılı İş Kanununun 24.madde I.bendine gore;
 
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa,
 
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa işçi derhal hiçbir önele (süreye) uymaksızın iş akdini haklı olarak feshedebilir ve kıdem tazminatına da hak kazanır.

         Bunun dışışnda ikinci bende de ahlak ve iyiniyet kurallarına uyulmaması veya benzeri haller başlığı ile de iş ortamında işçinin onur, güven ve haysiyetinin korunması amaçlanmıştır. Buna son zamanlarda “işyerinde mobbing” de denilmektedir. Hiçbir işveren sırf yanında çalışıyor diye bir işçiye hakaret edemez veya asla şaka ile de olsa onu aşağılayamaz. Personelinin onurunu kırıcı davranışlarda bulunamaz. Köle çalıştırma dönemlerinden kalan bu alışkanlık işverenlerde malesef halen devam etmektedir. Fakat hayatı emekleri ile yaratan işçi ve emekçilerin bu konuda çok hasaas olmaları gerekmektedir. İşçi kendisi ve ailesine karşı aşağıda belirtilen hallerin biri dahi meydana geldiğinde iş sözleşmesini kıdem tazminatına da hak kazanarak derhal fesedebilir. Yani işten kendi isteği ile de olsa tazminatını alarak ayrılabilir. İşçi ye yapılan bu davranışlar başka bir suçun konusu teşkil ediyorsa bu suç nedeni ile de savcılıklar kanaılı ile cezaşi yönde kovuşturulması içiçn gerekli müracaatlar yapılmalıdır. Ayrıca işçinin kişilik haklarına saldırı nedeni ile de ayrıca Borçlar kanunu hükümlerine gore maddi ve manevi tazminat haklarıda saklıdır.  Bu haklar etkin bir şekilde kullanılmasının yaygınlaşması halinde işçi ve emekçiler hakettikleri saygıyı görmeyi başaracaktır.

 

Bu durumları tek tek ele alacağız. Burada sayılanlar sınırlı olmamakla beraber belli başlı haklı nedenle fesih halleri şunlardır:

 

İŞVERENİN İŞ, ÜCRET, İŞ ŞARTLARI VEYA İŞYERİ HAKKINDA HAKKINDA İŞÇİYİ KANDIRMASI, ALDATMASI VEYA YANILTMASI:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.


İŞVERENERİN İŞÇİ VE AİLESİNİN ŞEREF VE NAMUSUNA DUKACAK SÖZLER SÖYLEMESİ VEYA İŞÇİYE CİNSEL TACİZDE BULUNMASI:
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
 
İŞVERENİN İŞÇİYE VEYA AİLESİNİ TEHDİT ETMESİ, SUÇA TAHRİK VE TEŞVİK ETMESİ, İŞÇİYE VE AİLESİNE KARŞI SUÇ İŞLEMESİ VEYA İŞÇİYE İFTİRADA BULUNMASI:

4857 Sayılı İş Kanunun 24/II c bedine gore işveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.


İŞÇİNİN İŞYERİNDE CİNSEL TACİZE UĞRAMASI HALİDE HALI NEDENLE FESİH HALİDİR. İŞÇİ KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANACAKTIR.

4857 Sayili İş Kanunun 24/II d bendine gore işçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa işçi derhal haklı nedenlşle iş akdini fehedebilir.

İŞÇİNİN ÜCRETİNİN TAM OLARAK HESAP EDİLİP ÖDENMEMESİ
4857 Sayılı İş Kanunu 34 maddesi uyarınca işveren, işçi ücretlerini ödeme gününden itibaren 20 (yirmi) gün içinde zorlayıcı bir neden (sel, yangın, deprem vs.) dışında ödemezse, işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez.

Ayrıca İş kanununun 24.maddesi II-e fıkrası gereğince işveren işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap etmez veya ödemezse işçi iş akdinin tazminata hak kazanarak fesedebilecektir. Ücret kavramı içerisine yalnız çıplak ücret değil, fazla mesai ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti gibi tüm ücretler dahildir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).

 

Bunların yanında SGK primleri hiç veya gerçek ücret üzerinden ödenmeyen işçinin de tazminat alarak istifa hakkı vardır. Yani sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.).

 

Bütün bu durumlarda işçi tazminatını talep ederek işten ayrılabilir. Maaşını veya diğer ücretlerini alamayan işçi, işi bıraktığında kıdem tazminatı, fazla mesai ücretlerini, yıllık izin ücretlerini, maaş ve sosyal hak alacaklarını, resmi ve dini tatil ücretlerini işverenden talep edebilir. İşçinin gününde ödenmeyen ücretlerine mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

 

İŞÇİNİN ÜCRETİNİN DÜŞÜRÜLMESİ VEYA YAPABİLECEĞİNDEN AZ İŞ VERİLEREK AZ KAZANMASINA NEDEN OLUNMASI HALİ:
4857 Sayılı İş Kanunun 24/II f bendine göre ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa işçi iş akdinin tazminata hak kazanarak fesedebilir.

 

Av.Yusuf AYIK 

 

E-Mail Adreslerim: av.yusufayik@gmail.com, ayikyusuf@gmail.com,

                                                                                      Ofis Adres:   Osmanbey, Halaskargazi Cad. Küçükbahçe Sok.  

                                                                                                 Topdemir İş Merkezi N.29 K.3 D.18-19   ŞİŞLİ/İSTANBUL

                                                                                                                                    Randevu Tel: 0212.291 05 36  

 

KONU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI:

 

İlgili Kanun / Madde

4857 S. İş. K/32

T.C

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

Esas No. 2010/13886

Karar No. 2012/19879

Tarihi: 07.06.2012

·         ÜCRETİN ÖDENMEMESİ

·         İŞÇİNİN HAKLI FESHİ

ÖZETİ: Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.

1475 sayılı Yasa döneminde, işçinin toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti deninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemesi bu konuda önemsizdir.

Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmesi ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili,

genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).

İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenmemesinin sonuca bir etkisi yoktur.

İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan

alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” imkânının bulunduğu kabul edilmelidir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır.

Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.

1475 sayılı Yasa döneminde, işçinin toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret  daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemesi bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile

belirlenen ücret ödenme döneminin gelmesi ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).

İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenmemesinin sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret

garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” imkânının bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa

döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.).

Somut olayda;

Davacı hizmet akdini Trabzon 4. Noterliğinden gönderdiği 10.10.2007 tarihli ihtarnamesi ile ihtarnamede belirtiği diğer sebeplerin yanı sıra “ fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi ve SSK. Primlerinin asgari ücretten yatırılması” sebepleri ile haklı olarak feshettiğini bildirmiştir.

Yapılan yargılama sonunda davacının ücretinin 1.325,82 TL.olmasına rağmen SSK. primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığı ve davacının fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği anlaşılmıştır.

İşçinin SSK. primlerinin gerçek ücretten yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesinin işçiye iş akdini haklı nedenle fesih imkanı verdiği tartışmasızdır. Davacı da buna dayanarak iş aktini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatının kabulü yerine, normal ücretlerinin ödendiği gerekçesi ile reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,

peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.06.2012 tarihinde

oybirliğiyle karar verildi.

 

İŞ MAHKEMESİ ÖRNEK KARARLARI

 

 


T.C. İSTANBUL 10. İŞ MAHKEMESİ Esas-Karar No: 
2010/474 Esas - 2013/97

T.C.

İSTANBUL

10. İŞ MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2010/474

KARAR NO : 2013/97

HAKİM : MEHMET DEMİREL 23105

KATİP : SEVİNÇ AKANNAÇ 53171

DAVACI : SAVAŞ KALKAN

[VEKİLİ] : Av. YUSUF AYIK 

                  Halaskargazi Cad. Küçükbahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 Şişli/ İSTANBUL

DAVALI : GEDİZLER OTO SATIŞ VE SERVİS TİC.A.Ş. -

[VEKİLLERİ] : Av. HASAN ALİ NARİNÇ - Yeni İstanbul Çarşısı E Blok N:16/3 Ihlamurkuyu Ümraniye/ İSTANBUL

Av. NİYAZİ KARABEY - Yeni İstanbul Çarşısı A Blok Bodrum Kat No:1 Ümraniye/İst

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 25/08/2010

KARAR TARİHİ : 05/03/2013

KARAR YAZMA TARİHİ : 14/03/2013

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 24/08/2010 tarihli, dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 08/06/2010- 18/08/2010 tarihlerinde çalıştığını, ancak SGK’ya işe girişinin 08/12/2010 tarihinde 6 ay geç yapıldığını, iş akdini 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/5. Maddesi gereğince, 15 yıl ve 3600 gün prim sayısını tamamladığı için kıdem tazminatına hak kazanarak iş akdini feshetme üzere SGK’ya müracaat ettiğini, 13/08/2010 tarihli yazıda kıdem tazimnatına esas olmak üzere cevabının verildiğini, 17/08-2010 tarihinde SGK’dan alınan yazı fotokopisi ile işyerine başvurduğunu, ancak hiçibr ödeme yapılmadığını,Ağustos ayına ait 18 günkü ücretin ödenmediğini, işyerinde haftada 6 gün 08.30-21.00/22.00/23.00 saatlerine kadar iş yoğunluğuna göre çalışma olduğunu ama, dini bayrmaların ilk günü çalışma yapılmadığını, yıllık izinlerin kullandırılmadığını iddia ederek, ödenmeyen işçi alacaklarını talep etmiştir.

Davalı dahi kendisini bir vekil ile temsil ettirerek; Davalı taraf 21.12.2010 tarihli, dava dilekçseinde özetle davayı hiçbir yönden kabul etmediklerini, zamanaşımı def’isini ileri sürdüklerini, iddiaların gerçekleri yansıtmadığını, sigortanın zamanında yapıldığını, davacın iş akdini sonlandırma yönündeki talebinin kabul edildiğini, şirkette çalışanlara prim ödenmediğini, işyerinde hiçbir şekilde fazla mesai yapılmadığını, eğer fazla mesai yapılmış olsaydı bedelinin ödenmiş olacağını, işyerinde resmi ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını, davacının yıllık izinlerinin hepsini kullandığını, belgelerinin sunulduğunu, kanuna aykırı faiz taleplerini kabul etmediklerin , anaparayı tahsile hakkı olman davacının faiz talebinin haksız olduğunu, savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Deliller değerlendirmesi ve gerekçe; Dava işçilik alacaklarının varlığının tespiti ve tahsili isteminden ibarettir

Davada taraf teşkili sağlanmıştır.

Dosya incelendiğinde, SGK Başkanlığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Beşiktaş SGM’ den gelen 13/08/2010/12586589 tarih ve sayılı yazısında, davacının 10.08.1995 dönem işe giriş tarihi itibariyle kurumdan yaş haddinden dolayı emekli olabilmesi için gerekli olan 3600 günü ve 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş olduğu ancak yaş şartının dolmadığı tespit edilmiş, davacı tarafından dosyaya sunulan 17/08/2010 tarihli el yazılı davalıya hitaben yazdığı ilgili yazı gereği kıdem tazminatını alarak işten ayrılmak istediğini belirttiği ancak bu yazının karşı tarafa gönderdiğine dair bir kayıt olmadığı görülmüş, SGK başkanlığı’nın 11.01.2012 tarih, 456047 sayılı yazı ekinde davacıya ait kayıtlarda, 08/12/2000-22/08/2010 tarihleri arasında, bu süreyi takiben 02/10/2010-11/10/2010 tarihleri arasında 700744-34/08 sicil numaralı işyerinde , ardından 09/01/2011- 30/09/2011 tarihleri arasında 1140338-34/01 sicil numaralı işyerinde, ardından da 05/19/2011 tarihinde de 115933-34/02 sicil numaralı işyerlerinde sigortalı çalışmasının olduğu görülmüş, Beyoğlu 12. Noterliği’nin 24/08/2010 tarih , 12978 yevmiye no lu Fesih ihbarı başlıklı belgede , davacının 17/08/2010 tarihinde iş akdini fesih talebinde bulunduğunu, bu talebin de kabul edildiği, ihtar yoluyla beyan edildiği görülmüştür.

Davacı tanıkları ifadelerinde; Davacının teknisyen olarak aylık net 1.100,00 TL’ye çalıştığını, haftada 6 gün mesaisi olduğunu, Pazar günleri de çalıştığını bildiklerini, 08.30-18.00 saatleri arasında, cumartesi günü 08.30-17.00 saatleri arasında, yemeğin davalı şirket tarafından karşılandığını,servis olduğunu, resmi ve genel tatillerinde çalıştığını, dini bayramlarda 1 ve 2. Günleri dışında diğer günler çalışma olduğunu, yıllık izinlerini kullandığını bildiğini ama kaç gün kullandığını bilmediğini, 3 ayda bir Toyota primi aldığını,1 Ocakta tatil olduğunu, 1 Mayısta çalışma olduğunu, davacıyı haftada en az iki gün akşam 21.00-22,00-23.00 saatlerine kadar çalışırken gördüklerini, beyan etmişlerdir.

Davalı tanıkları ise ; davacının mekanik atolyede , 08.30-18.00 saatleri arasında 1.100 TL 'ye, 15’er dk dinlenme, 1 saat yemek molası olduğunu , işyerinde ayda 2 cumartesi gelinip, 2 cumartesi gelinmeyip haftada 7 gün çalışma düzeninde 40 saat çalışmaya göre ayarlama yapıldığını, iş gereği fazla mesai yapılmasının mümkün olmadığını, Pazar günleri ve bayram tatillerinde işyerinin kapalı olduğunu, çalışılmadığını,yıllık izinlerinin kullandırıldığının, işten kendisinin ayrıldığını ancak alacaklarını alıp almadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını beyan ettikleri görülmüştür.

Dosyaya sunulan SGK dökümleri, tanık beyanları, sunulan diğer deliller doğrultusunda; h izmet süresinin 08/06/2000- 18/08/2010 tarihleri arasında 10 yıl, 2 ay, 10 gün olduğu aylık ücretinin 1.100,00 TL/ 1.561,95 TL olduğu,görülmüş, tanık beyanları ve dosyanın kapsamından da anlaşılacağı üzere;

Davalı işveren, davacının yılık izinlerini kullandığını ve fazla mesai yapılmadığını savunmuş, ancak aksini ispatlar herhangi bir belge, izin defteri sunulmadığı gibi ücretlerinin ödenmediğine dair herhangi bir belge veya makbuz sunmadığı görülmüş, davacının dini bayramların ilk günü ve yılbaşlarında çalışmadığı, sadece resmi tatillerde çalıştığı anlaşılmakla davanın ulusal bayram, fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil ücretleri alacak istemi yönünden davalı taraf sorumlu tutulmuştur.

Tüm dosya kapsamı ve tanık anlatımına göre davacının iş akdinin haksız feshedildiğine dair iddia sabit görülerek dosyaya getirilen belgeler ışığında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve dosyaya rapor sunan bilirkişi Şevket Güney Bigat'ın sunduğu rapordaki tespitler ve parasal değerleri gösterilen çizelgelere itibar edilerek ve davacının ıslah talebi de kabul edilmek suretiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur;

HÜKÜM: Gerekçede belirtilediği üzere ,

1 -Davanın KISMEN KABULÜNE , KISMEN REDDİNE,

a) Kıdem tazminatı alacağı olan 19.209,49.TL. nin iş akdinin fesih tarihi olan 18/08/2010 den itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

b) İhbar tazminatı alacağı olan 2.986,39.TL nin ( 500,00.TL sinin dava tarihinden itibaren kalan miktarın ıslah tarihi olan 28/08/2012 tarihinden itibaren ) yürütülecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine,

c) Fazla mesai ücreti olan 15.112,81.TL. den 30 hakkaniyet indirimi yapılarak 10.578,96. TL. Nin 200,00.TL dava tarihinden itibaren kalan miktarın ıslah tarihi olan 28/08/2012 tarihinden itibaren) bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

d) Genel tatil ücreti olan 1.459,44.TL. den 30 hakkaniyet indirimi yapılarak 1021,60. TL. Nin 200,00.TL dava tarihinden itibaren kalan miktarın ıslah tarihi olan 28/08/2012 tarihinden itibaren) bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

c) Ücret alacağı olan 660,00. TL'nin (500,00.TL. sinin dava tarihinden itibaren kalan miktarın ıslah tarihi olan 28/08/2012 tarihinden itibaren) yürütülecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

f) Yıllık izin ücreti a lacağı olan 916,67TL nin ( 500,00.TL sinin dava tarihinden itibaren kalan miktarın ıslah tarihi olan 28/08/2012 tarihinden itibaren ) yürütülecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine,

2- Bu dava sebebi ile 2.416,34 TL harç alınması gerekirken, peşin alınan 631,50 TL'den mahsubu ile eksik alınan 1.784,84 TL bakiye harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3 - Tarife gereğince 4.141,04 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4- Tarife gereğince ve kısmi red nedeniyle 778,68 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5- Davacının yapmış olduğu, 54,10 TL harç toplamı, 300,00 bilirkişi ücreti ve 45,00 TL posta masrafları olmak üzere toplam 345,00 TL'nin kabul red oranına göre 291,52TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6- Davalının yapmış olduğu 49,00 TL'nin kabul ve red oranına göre 7,60 TL'nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda 5521 sayılı yasanın 8 ile H.M.K 297/ç maddesi gereğince davacı vekili yönünden tefhimden itibaren davalı taraf yönünden tebliğden itibaren , Yargıtay ilgili dairesinde 8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2013

Katip 53171

Hakim 23105





 

Bu döküman elektronik imzalı değildir !

 

 

 

 

            T.C.

       KADIKÖY

 2. İŞ MAHKEMESİ                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          K A R A R

 

ESAS NO      : 2009/999

KARAR NO : 2011/444

 

HAKİM         : NİYAZİ DENİZ 32428

KATİP           : TUĞBA KILIÇ  110545

 

DAVACI       :

VEKİLİ         : Av. YUSUF AYIK

              Pangaltı  Ergenekon Cad. T.Fethi Sk. No:2/16 Şişli/ İSTANBUL

 

DAVALI       :             

DAVA            : ALACAK

DAVA TARİHİ        : 19/11/2009

ISLAH TARİHİ       : 24/02/2011

KARAR TARİHİ    : 13/05/2011

            Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememizde açılan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

TALEP          :Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı işverenin göz doktoru olduğunu, kardeşi ile birlikte ortak muayenehaneyi kullandığını, müvekkilinin davalı işverene ait muayenehane ve diş kliniklerinde 01.01.1997-15.07.2009 tarihleri arasında sekreter-asistan olarak 800,00 TL net ücretle  kesintisiz ve sürekli çalıştığını, çalıştığı süre boyunca sadece 1 hafta yıllık izin kullandırıldığını, iş yerinin başka bir yere taşınacağı ve kapanacağı gerekçesi ile iş akdinin feshedildiğini ve alacaklarının ödenmediğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kıdem, ihbar tazminatı  yıllık izin ve son iki aylık ücret alacağı ki toplam 4.000,00 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı taraf talebini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah etmiştir.

CEVAP         :Davalı 13.04.2010 tarihli oturumda, davacının  muayenehanede 1994-2004/2005 yılına kadar çalıştığını, kendi isteği ile işten ayrıldığını, özel bir hastanede çalışmaya başladığını, 2-3 ay sonra tekrar işyerine döndüğünü, 2009 yılına kadar çalıştığını, en son asgari ücret+yol+yemek ücreti olarak 800,00 TL aldığını, Tuzla'da tarama çalışması yaptığı için davacının da Sarıyer'den Tuzla'ya gelemediği için davacıya başka iş aramasını söylediğini, iş bulana kadar tüm sigortasını ödediğini, maaş alacağının bulunmadığını, hakkı olan tazminatı ödemeye hazır olduğunu beyan etmiştir.

GEREKÇE   :Dava hukuki niteliği itibariyle işçilik alacaklarının tahsilinden ibarettir.

Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenmiş, uyuşmazlığın halli yönünde tarafların tüm delilleri toplanıp tanıklar dinlenerek bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.

Davacının, davalı işverene ait muyanehane ve diş kliniğinde 01.01.1997-31.08.2004 ve 13.11.2004-15.07.2009 tarihleri arasında aylık net 800,00 TL ücret ile çalıştığı tespit edilmiştir.

Davacı, davalının iş akdini haksız nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı,yıllık izin ücreti ile 2 aylık ücretinin ödenmesini talep etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

T.C. KADIKÖY 2. İŞ MAHKEMESİ           Esas-Karar No: 2009/999 Esas - 2011/444

 

 

 

1475 SY.nın 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir yada değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır.  Davacıya, davalı işyerindeki ilk dönem çalışması sebebiyle kıdem tazminatı ödendiğine, davacının bu süre sonunda işyerinden istifa etmek suretiyle ayrıldığına veya haklı nedenle işten çıkarıldığı davalı tarafça kanıtlanamadığından, davacının çalıştığı süreler kıdem hebabı yönünden birleştirilmiş ve 13.685,85 TL kıdem tazminatı ile 1.757,82 TL ihbar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.

İşçilik alacaklarının tespiti için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyada mübrez teknik ayrıntıları ile gösterilen ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, 13.685,85 TL kıdem tazminatının, 1.757,82 TL ihbar tazminatının davalıdan  tahsilini isteyebileceği bildirilmiştir.

Davacı tarafın izin ücreti talebi mevcut olup çalıştığı süreye göre 191 gün izne hak kazandığı tespit edilmiş, işveren tarafından izinlerin kullandırıldığı, izin takip belgesi veya eş değer belge ile kanıtlanmadığından 5.093,33 TL'nin izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davacının diğer talebi ücret alacağına ilişkindir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları gereği, ücretin ödendiğini ispat külfeti davalı işverene ait olup, işverenin ücret ödemesini gösterir imzalı ücret bordrosu, tediye makbuzu vb. belge ibraz edilmediğinden 1.600,00 TL ücret alacağının tahsiline karar vermek gerekmiştir.

Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm delillere ve denetlenip benimsenerek karara dayanak teşkil ettirilen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM        :Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın kabulü ile;

13.685,85 TL kıdem tazminatının akdin feshi tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte,

1.757,82 TL ihbar tazminatının, 1.000,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi  ile birlikte,

5.093,33 TL yıllık izin ücreti alacağının, 1.000,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi  ile birlikte,

1.600,00 TL ücret alacağının, 1.000,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte,

2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 1.314,94 TL harçtan peşin alınan 54,00 TL harç ile 269,35 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 991,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı vekili için Av. Asgari ücret tarifesi uyarınca 2.655,07 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,

4-Davacı tarafın sarf ettiği ilk masraflar 72,10 TL, ıslah harcı 269,35 TL, 3 tebligat gideri 16,00 TL, 4 müzekkere gideri 20,00 TL, bilirkişi ücreti 200,00 TL ki toplam 577,45 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 

Dair davacı vekilinin yüzünde ve tefhimden, davalının yokluğunda ve tebliğden itibaren 8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/05/2011  

                                                                                                                                                                                                                               

KATİP 110545                                                                                       HAKİM 32428

 

 

 

 

 

İŞ DAVALARI ÖRNEK BİLİRKİŞİ RAPORLARI

 

 

1.BİLİRKİŞİ RAPORU

...... ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

SUNULMAK ÜZERE

....... İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

                                                BİLİRKİŞİ RAPORUDUR

 

 

KONU                                                           :    Alacak

I. DAVACININ İDDİASI              :

                 Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait S. Eti Alüminyum tesislerinde  2.7.2002 tarihinde işe başladığını, 22.9.2005 tarihinde iş akdinin işverence haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini, davalı işverenin şirkette çalışan bütün işçilere 31.12.2004 tarihinde kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarını aldığına dair hiçbir para ödemeden “imzayı atan işbaşı yapar atmayanın işine son veririz” şeklinde baskı yaparak ibraname imzalattığını, müvekkili davalı kurumda çalışırken kendisinden habersiz sigortadan işe giriş çıkışının yapıldığını, işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatının, yıllık izin ücretinin ödenmediği, beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ;

            Kıdem tazminatından                                                :  1.000,00YTL

            İhbar tazminatından                                                  :     200,00YTL

Yıllık ücretli izin alacağından                                    :     100,00YTL

olmak üzere toplam 1.300,00YTL’nin kıdem tazminatı için akdin feshinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizine, diğer alacaklara ise dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesini talep etmiştir.

II.DAVALININ CEVABI               :

            Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı diğer bütün işçilerin ihale ile ilgili sözleşmenin süresine göre belirli iş ve belirli işyerinde belirli süreli sözleşme yapıldığını, davacının iş bitimi sonrasında bütün hak ve alacaklarını aldığını ve buna ilişkin olarak ta müvekkili şirketi ibra ettiğini, hiçbir şekilde davacı ve diğer işçilere baskı yapılmadığını, davacının yapılan sözleşme sona erdiğinde ihbarsız olarak sözleşmenin sona ereceğini kabul ettiğini beyanla;; davanın reddini talep etmiştir.

III.İNCELEME VE TESPİTLER:

1-Davacı tanıkları ; davalı işverenlikte Temmuz 2002-Eylül 2005 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığını, 2005 yılında Eti A.Ş.’nin özelleştirme nedeni ile C. A.Ş: tarafından satın alınınca davalı işverenin kendilerine herhangi bir teklifte bulunmadığını, ancak C. A.Ş.’nin kendilerine teklifte bulunduğunu ve Eti A.Ş.’nin özelleştirilmesinden 3-4 gün sonra B.’ta çalışan işçilerin tamamının C. A.Ş.’de çalışmaya başladıklarını, işveren tarafından kendilerine ibraname ve bir takım evrakların imzalatıldığını, imzalamadıkları taktirde sözleşmelerinin yenilenmeyeceğinin söylendiğini, bunun üzerine korku ile ibranameyi imzaladıklarını, beyan etmişlerdir.

            2-S. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.5.2006 tarih ve E.2006/17 D. İş, K.2006/17. D.İş sayılı kararına esas bilirkişi raporunda davacı adına kıdem tazminatı adı altında 1.103,71YTL ödendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

            4-Davacının imzasını havi ibraname başlıklı 23.9.2005 tarihli matbu yazıda; çalıştığı süreyle ilgili olarak yıllık ücretli izin haklarını kullandığını veya ücretini aldığını, iş sözleşmesinin sona ermesiyle kıdem tazminatı haklarını aldığını, işverenden hiçbir hak ve alacağının kalmadığını beyanla ibranameyi herhangi bir maddi ve manevi baskı altında kalmadan kendi rızası ile imzaladığını beyan ettiği tespit edilmektedir.

            5-Davacının imzasını havi 23.9.2005 tarihli ibraname başlıklı yazıda davacıya yıllık ücretli izin alacağı olarak 460,00YTL ve kıdem tazminatı olarak 1.103,71YTL ödendiği ve davacının başkaca herhangi bir alacağının kalmadığını beyanla ibranameyi imzaladığı anlaşılmaktadır.

            6-SSK Konya Sigorta İl Müdürlüğünün dosyaya ekli belgelerinden 2.7.2002 tarihinde işe girdiği 22.9.2005 tarihinde iş akdinin sona erdiği kayıtlıdır.

            HİZMET SÜRESİ     :

            Dosyaya ekli belgelerden davacının 2.7.2002-22.9.2005 tarihleri arası davalı işveren yanında çalıştığı tespit edilmekte olup davacının hizmet süresi  3 yıl 2 ay 20  gündür.

 

 

            FESİH SEBEBİ         :

            Tanık beyanlarından davacının iş akdine davalı işverenlik tarafından son verildiği anlaşılmakta olup davacının iş akdine son vermekte davalı işverenin haklı olup olmadığının takdiri sayın mahkemeye aittir.

            TAZMİNATA ESAS ÜCRET                     :

            Davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile toplu yemek yardımının günlük maliyeti iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile davalı işveren şirketin yemek işleri ile uğraşmadığı ve yemek işini belirli bir maliyet ile temin edeceği dikkate alınarak günlük 3.00YTL yemek yardımı yapacağı kabul edilerek tazminata esas giydirilmiş ücreti aşağıda gösterildiği üzeredir.

            Mahiyeti                     :                                  Tutarı              :

            Yevmiyesi                                                      16,29YTL

            Günlük yemek yardımı ( 3X26:30)                 2,60YTL                               

            Tazminata esas giydirilmiş günlük ücret:       18,89YTL’dir.

KIDEM TAZMİNATI                                  :

            Davacının imzalamış olduğu ibranamenin hukuki takdiri sayın mahkemeye ait olup Yargıtay’ın Yerleşik içtihatları uyarınca davacıya iş akdinin sona ermeden önce yapılan kıdem tazminatı adı altındaki ödemenin avans olarak kabulü hesaplanan kıdem tazminatından tenzil edilerek bakiye tutarın kalması halinde bu tutarın kıdem tazminatı olarak kabulü gerektiği yolundadır. Bu nedenle davacıya 23.9.2005 tarihinde ödenen 1.103,71YTL kıdem tazminatı tutarı tenzil edilmiştir.

            4857 Sayılı Yasa’nın 1475 sayılı Yasanın 14. maddesine yaptığı atıf uyarınca davacının bir yıllık kıdem tazminatı 30 günlük ücreti tutarı olup fesih tarihindeki tavan kıdem tazminatı aşılmadığından davacının 30 günlük ücreti tutarı yıllık  kıdem tazminatı olarak hesaba esas alınmış olup davacının kıdem tazminatı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

 

İHBAR TAZMİNATI                      :

 

YILLIK ÜCRETLİ İZİN:

Davacıya 460,00YTL izin ücreti ödendiği anlaşıldığından davacının bu izin ücretini aldığı tarih itibari ile izin ücretine hak kazandığı dikkate alınarak bu ödemenin avans olarak kabulünün mümkün olmadığı dolayısıyla yasal faiz uygulanmadan bu ödemenin davacının hak kazandığı tüm izin ücretinden tenzili ile bakiye izin alacağının kabulü gerekmektedir.

Yerleşik içtihatlar, işçinin izin kullandığını veya izin ücretinin ödendiğini iddia eden işverenin iddiasını, işçinin imzasını havi belge ile ispatını amir olup bu konunun tanıkla dahi ispat edilemeyeceği yolundadır.

Davacı 4857 sayılı Yasanın 53. maddesine göre  42 iş günü izne hak kazanmış olup dosyaya ekli belgelerden izin kullandığı tespit edilemediğinden 4857 sayılı Yasa’nın 59. maddesi uyarınca son ücreti üzerinden hesaplanan yıllık izin alacağı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

 

BİRLEŞEN DOSYA                        :

            S. Asliye  Hukuk Mahkemesinin 18.7.2006 tarih ve E.2006/190, K.2006/254 sayılı kararına esas dosya ile aralarında irtibat bulunduğundan bahisle yine sayın Mahkemenin 2006/176 sayılı dosyası ile Birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

            Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2.6.1997 tarih ve E.1997/8361, K.1997/10565 sayılı Bozma ilamında; “… Davacı ile birlikte on işçinin bir dosya üzerinden davanın görülüp sonuçlandırılması temyiz incelemesi bakımından denetimi imkansız hale getirmiştir. Gerçekten her davacının çeşitli işçilik hakları bulunduğu gibi bunların kendi açılarından farklı özellikleri de söz konusudur. Bu bakımdan davaların tefrik edilerek birinci bentte belirtilen hususların denetimi elverişli şekilde belirlenmesi zorunluluğu ortada olduğundan tek dosya üzerinden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.” Şeklinde olup birden çok davacının çeşitli işçilik alacakları ile ilgili açmış olduğu davaların birleştirilmesi durumunda denetime elverişli olmayacağı belirtilmiş olup bu husus Yukarıdaki birleştirme kararı dikkate alınarak sayın mahkemenin takdirine sunulmuştur.

SONUÇ                                 :

Takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere davacının NET;

 

Alacağı bulunduğunu, saygı ile arz ederim. 23.1.2007                                            Bilirkişi

                                                                                                                      Av.

 

 

 

2.BİLİRKİŞİ RAPORU

 

 

 

TV PROGRAMLARI BASINDAN… TV PROGRAMLARI İşyerinde psikolojik taciz, yıldırkaçır ya da mobbing... Nedir, mağdur olduğunuzu nasıl anlarsınız, haklarınız neler? Av. Yusuf Ayık, sorularınızı cevaplıyor... teve2 Canlı yayını...

Yargının durumu - HSYK hakkında tartışma... Tarih : 11.08.2010
Saat : 21:00 


cnn türk | izlesene.com

 

CNN TURK

 

 

 

 

 

 

 

 

........ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

SUNULMAK ÜZERE

........ İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

                                                BİLİRKİŞİ RAPORUDUR

 

KONU                                                        :    Alacak

I. DAVACININ İDDİASI                   :

                 Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya derneğe bağlı R.82. Yıl Devlet Hastanesi’nde (Eski SSK R.Hastanesi) hizmet akdi ile işçi olarak 1994 yılının başında işe başladığını, 20.6.2005 tarihinde iş akdinin işveren tarafından haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, davalı ve Sendika arasında imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihli Toplu İş Sözleşmesi’nin yeni bir sözleşme yapılmaması nedeni ile devam ettiğinin kabulünü ve bu TİS’ne müvekkilinin alması gereken hakların tamamının talep ettiklerini, davacıya bayram, genel tatil, resmi tatil, hafta sonlarında nöbet adı altında fazla mesai yaptırıldığını, karşılığının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, davalının bedelsiz olarak kullanım hakkını devrettiği cihazlara ihtiyati tedbir konulmasını işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatının, hafta tatili, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin ödenmediği, beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ;

a) Ücret alacağından                                                                                             :     250,00YTL

b)Kıdem tazminatından                                                                             :     200,00YTL

c)İhbar tazminatından                                                                                           :     100,00YTL

d)Fazla mesai ücreti, bayram, hafta sonu ve genel tatil ücreti alacağından          :     100,00YTL

e)TİS sosyal hakları alacağından                                                               :       50,00YTL

f)Yıllık ücretli izin alacağından                                                                 :     100,00YTL

g)İkramiye alacağından                                                                             :     200,00YTL

olmak üzere toplam 1.000,00YTL’nin a, e, g maddelerindeki alacaklar için 2822 sayılı TSGLK’nun 61. maddesine göre TİS’nde belirlenen ödenme tarhlerinden itibaren en yüksek banka işletme kredisi temerrüt faizi ile, c, d, f maddelerindeki alacakla için dava tarihinden itibaren yasal faizi ile, b maddesindeki alacağın fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II.DAVALININ CEVABI                        :

         Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 1.6.1994 tarihinde temizlik görevlisi olarak işe müvekkili kurumda işe başladığını, davacının ücret alacağı konusunda hangi tarihleri kapsadığını açıklamadığını, ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacakları için zamanaşımı itirazında bulunduklarını ihtiyati tedbir talebinin kabul etmediklerini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III.İNCELEME VE TESPİTLER:

         1-Davacı tanıkları; R. K.; davacının dernekte işçi olarak çalıştığını, kendisinin 1999-2003 yılları arasında dernek yönetiminde bulunduğunu, davacının rızası alınmadan dernek tarafından ücretsiz izine ayrıldığını öğrendiğini, kendisi çalıştığı dönemde de derneğin kapatılacağına dair yazı geldiğini, normal mesainin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, ancak dönüşümlü olarak 24 saat nöbet tuttuklarını, davacının 2005 yılı Haziran ayında işten ayrıldığını, ücretinin ödenmediğini, kendi döneminden sonraki dönemde fazla mesai ücretlerinin ödenip ödenmediğini bilmediğini, TİS gereğince çalışanlara ikramiye (bayramlarda), giyim, temizlik yardımı yapıldığını, yemeğin hastanede yenildiğini,

                                b) A. R. H.; Davacıyı davalı dernekte yöneticilik yapması nedeni ile tanıdığını, hastanenin devredilmesi ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, davacının zorunlu ücretsiz izne ayrıldıklarını, çalışma saatlerinin 08.00-17.00 arasında olduğunu ancak vardiyalı olarak çalışıldığını, bu ara da 08.00-17.00 saatleri arasında çalışanların nöbet de tuttuklarını, davacının 08.00-17.00 grubuna girdiğini, işçi olarak işe alınmalarına rağmen memur olarak çalıştırıldıklarını, TİS gereği iş elbisesi verildiğni, yemeğin hastanede yendiğini, ikramiye konusunda tam bir bilgiye sahip olmadığını, beyan etmişlerdir.

        

         3-SSK R.Sigorta İl Müdürlüğünün 23.9.2005 tarih ve 040232 sayılı yazısı eki belgelerinin tetkikinden davacının 1.6.1994 tarihinde işe girdiği, hizmet cetvelinin tetkikinden ise 20.6.2005 tarihinde işten ayrıldığı tespit edilmektedir.

4-R.1. Noterliği’nin 3.5.2002 tarih ve 3682 yevmiye numaralı İşçi Sendikası Üye Kayıt Fişinden davacının 24.7.2002 tarihinde üyeliğe kabul edildiği tespit edilmektedir.

5- R.Sağlık Hizmetlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’nin 15.6.2005 tarih ve 2005/170 sayılı karar metninde; SSK R.Bölge Hastanesinin Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği adı altında faaliyetini sürdürürken 22.1.2004 tarih ve 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların kamu kurum ve kuruluş ile ilişkilerine dair kanun gereği; Derneğin faaliyetlerini yürütemez hale geldiği, SSK ile anlaşma yapma çalışmalarında bulunulmasına rağmen sonuç alınamadığı, 18.2.2005 tarihi itibariyle 82. Yıl R.Devlet Hastanesi ismiyle Sağlık Bakanlığı’na bağlanıldığı,  Sağlık Bakanlığı nezdinde yapılan girişimlerin de sonuç vermediği, Dernek gelirlerinin tamamen ortadan kalkması nedeni ile bünyesinde çalışan 29 personele maaşlarının ödenememesi mecburiyeti ile karşı karşıya kalın dolayı 20.6.2005 tarihinden itibaren 6 (altı) ay ücretsiz izin verilmesine karar verildiği tespit edilmektedir.

 

         HİZMET SÜRESİ     :

         Dosyaya ekli belgelerden davacının 1.6.1994-20.6.2005 tarihleri arası davalı işveren yanında çalıştığı tespit edilmekte olup davacının hizmet süresi 11 yıl 19 gündür.

         FESİH SEBEBİ         :

         Tanık beyanlarından ve yazılı belgelerden davacının iş akdine davalı işverenlik tarafından ücretsiz izne ayırmak sureti ile son verildiği anlaşılmakta olup İş Kanunlarında ve Yargıtay içtihatlarına göre ücretsiz izne ayırma müessesi İş Hukuku uygulamasında yer almadığından ücretsiz izne ayırma işleminin iş akdine son verme anlamı taşıdığı kabul edilmektedir.

         ZAMANAŞIMI                    :

         Davacı vekili müvekkilinin Toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar ile ikramiye, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile izin ücreti, ihbar ve kıdem tazminatı alacağı  talep etmiştir.

         Davalı vekili tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş olup ihbar ve kıdem tazminatı için akdin feshi tarihinden itibaren zamanaşımı süresi 10 yıl ve izin alacağı için ise 5 yıl olup dava tarihi itibari ile bu hak talepleri için zamanaşımı söz konusu değildir.

         Ancak hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ile fazla mesai çalışması yönünden ise Borçlar Kanunu uyarınca zamanaşımı geriye doğru 5 yıl olup 9.9.2005 tarihinde açılan dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde yer alan hakları talep edebileceğinden 9.9.2000 tarihinden öncesi zamanaşımına uğramıştır.

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN YARARLANMA      :

Davacı 1.1.2003-31.12.2004 tarihleri arasındaki toplu iş sözleşmesinden sendika üyesi olması itibari ile ve 1.1.2005 tarihinden iş akdinin sona erdiği 20.6.2005 tarihine kadar olan sürede ise 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arası geçerli toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin hizmet sözleşme haline gelmesi itibari ile aynen devam edeceğinden bu nedenle yararlanması gerekmektedir.

DAVACININ ÜCRETİ                            :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin; 40. Maddesi;  Birinci altı ay zammı: Belirlenen asgari ücretin netine 25,00YTL net ilave edilir.     İkinci altı ay zammı : Haziran ayında dernek ve sendika yetkilileri bir araya gelerek günün şartlarına uygun ücret tespiti yapacaklar, 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin; 40. Maddesinde; İşçilerin 1.1.2004 tarihinden geçerli olmak üzere maaşları net 390,00YTL olarak belirlendiği yaptıkları iş ve bilgi becerilerine göre, R. Ö.’e 585,00YTL, B. A.’ya 485,00YTL, M. Y.’a 420,00YTL, M. A.’a 675,00YTL, İ. S.l’a 420,00YTL aylık net ücret ödeneceğinin belirtildiği tespit edilmektedir.

         Bu durumda davacının 1.1.2003 tarihinden öncesinde yürürlükte bulunan asgari ücreti göre çalıştığı ve 1.1.2003 tarihinden itibaren ise mevcut asgari ücretin neti olan 226,00YTL’ye 25,00YTL ilave edilmek suretiyle (226,00+25,00) 251,00YTL’nin brütü olan 339,85YTL ile çalıştığı ve 1.1.2004 tarihinden sonrasında ise 390,00YTL net ücretin brütü olan 544,31YTL ile çalışmaya devam ettiği iş akdinin bu ücret ile son bulduğu anlaşılmaktadır.

TAZMİNATA ESAS ÜCRET                  :

Davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibari ile tazminata esas giydirilmiş ücreti aşağıda gösterildiği üzeredir.

         Mahiyeti                     :                                  Tutarı              :

         Yevmiyesi       544,31:30                               18,14                                     

         İkramiye 544,31:365                                       1,49

         Bayram Harçlığı (75,00+50,00):365                0,34                                     

         Yemek yardımı (3,00X26:30)                         2,60  

         Giyim yardımı (50,00:365)                              0,14

         Havlu-Sabun yardımı (3,00:365)                     0,01

         Tazminata esas giydirilmiş günlük ücret:       22,72YTL’dir.

KIDEM TAZMİNATI                              :

         4857 Sayılı Yasa’nın 1475 sayılı Yasanın 14. maddesine yaptığı atıf uyarınca davacının bir yıllık kıdem tazminatı 30 günlük ücreti tutarı olup fesih tarihindeki tavan kıdem tazminatı aşılmadığından davacının 30 günlük ücreti tutarı yıllık  kıdem tazminatı olarak hesaba esas alınmış olup davacının kıdem tazminatı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

İHBAR TAZMİNATI                   :

 

YILLIK ÜCRETLİ İZİN:

Davacının 10.6.2003 tarihine kadar olan izin hakkı 1475 sayılı Yasa uyarınca 9 yıl 9 gün çalışmış olup 7 karşılığı (5X12)+(4X18)=132 gün ve sonrasındaki 2 yıla ait izin hakkını ise (2X20)=40 gün olmak üzere toplam 172 gün olarak hak kazanmıştır.

Yerleşik içtihatlar, işçinin izin kullandığını veya izin ücretinin ödendiğini iddia eden işverenin iddiasını, işçinin imzasını havi belge ile ispatını amir olup bu konunun tanıkla dahi ispat edilemeyeceği yolundadır.

Dosyaya ekli belgelerden davacının izin kullandığı tespit edilemediğinden davacının 4857 sayılı Yasa’nın 59. maddesi uyarınca son ücreti üzerinden hesaplanan yıllık izin alacağı aşağıda gösterildiği üzeredir.

 

         ÜCRET ALACAĞINDAN              :

         Davacı son 2 aylık ücret alacağının ödenmediğini iddia ile talepte bulunmuş olup bu çalışması karşılığı ücret alacağının ödendiğinin ispatı davalı işverene ait ise de bu ücretlerin ödendiğini gösterir dosa kapsamında herhangi bir belge yer almadığından davacının son 2 aylık ücret alacağı 390,00X2=780,00YTL’dir.  

FAZLA ÇALIŞMA, HAFTA TATİLİ VE ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ALACAĞINDAN:

         Tanık beyanlarından  normal mesainin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, ancak dönüşümlü olarak 24 saat nöbet tuttukları anlaşılmakta ise de davacının bu nöbet tuttukları günlerin ayda kaç gün olduğu ve bu nöbetlerin hafta içi ve hafta sonu olan cumartesi ve Pazar günleri hangi saatler arasında gerçekleştiği, nöbet tutan işçinin nöbet sonrasında işe devam edip etmediği ya da izin kullanıp kullanmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı anlaşılmamaktadır.

         FAZLA MESAİ ALACAĞINDAN            :

         Davacının tanık beyanlarına göre normal mesaisinin 08.00-17.00 saatleri arasında olduğu ve yine dosyaya ekli imza föylerinden ve nöbet çizelgelerinden de davacının çalışma saatlerinin belirtilen saatler arasında haftanın 6 iş günü devam ettiği ve 1 gün ise hafta tatili kullandığı, ancak bunun yanı sıra nöbet tuttuğu günlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

         Bu durumda davacının normal mesaisi içinde 9 saat işyerinde bulunduğu ve bu 9 saatin 1,30 saatinin ara dinlenmesi olması itibari ile fazla mesaisinin bulunmadığı ancak normal mesai haricinde ise nöbet tuttuğu anlaşılmakta ise de bu nöbetlerde kaç saat fazla mesai yaptığı anlaşılamadığından fazla mesai alacağı hesaplanamamıştır.

         HAFTA TATİLİ ALACAĞI                       :

         Dosyaya ekli imza föylerinden ve haftalık çalışma saatlerini gösterir çizelgelerden davacının hafta da 1 gün tatil yaptığı anlaşıldığından hafta tatili alacağı bulunmamaktadır.

         ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ALACAĞI      :

         Davacı ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia etmekte ise de davacının bu günlerde çalıştığını gösterir dosya da herhangi bir belge ve bilgi yer almadığından davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesaplanamamıştır.

         TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAKLAR        :

a-Giyim Yardımı                 :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 46. Maddesine göre; Sendika üyesi işçilere her yıl Aralık ayı içinde net 35,00YTL giyim yardımı verileceği 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arası geçerli toplu iş sözleşmesinin 46. Maddesine göre de Sendika üyesi işçilere her yıl Aralık ayı içinde net 50,00YTL giyim yardımı verileceği hüküm altına alınmış olup bu toplu iş sözleşmesi 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arasında ise hizmet akdi haline geldiğinden yine bu giyim yardımından faydalanacak olup dolayısıyla davacının giyim yardımı alacağı aşağıda hesaplandığı üzeredir.

 

b-Yemek Yardımı               :

Davacı çalıştığı sürece Hastaneden çıkan yemeklerden yararlanmış olup bu nedenle kendisine çalışması nedeni ile yemek yardımı yapılmış sayılacağından yemek yardımı alacağı bulunmamaktadır.

c-Bayram Harçlığı Alacağından     :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 50. Maddesine göre; “Sendika üyesi işçilere Ramazan Bayramında net 20,00YTL. Kurban Bayramında net 40,00YTL bayram harçlığı olarak ödeme yapılacağı, 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli TİS’e göre Ramazan Bayramından önce 50,00YTL ve kurban bayramından önce ise 75,00YTL bayram harçlığı verileceği hüküm altına alınmış olup 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arasında ise toplu iş sözleşmesi hizmet sözleşmesi haline geldiğinden yine bu döneme ait bayram harçlığı alacakları aşağıda hesaplandığı üzeredir.

 

 

d-Yüz havlusu ve Sabun yardımı   :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında 13.1.2003 tarihinde imzalanan 1.1.2003-1.1.2004 ve 1.1.2004-31.12.2004 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 48. Maddesine göre; Sendika üyesi her işçiye yılda iyi kaliteden iki adet yüz havlusu ve iki kg. sabun verileceği belirtilmiş olup 1.1.2005-20.6.2005 tarihleri arası dönem için ise toplu iş sözleşmesi hizmet sözleşmesi haline geldiğinden yine aynı yardıma hak kazanacaktır.

R.bölgesinde yüz havlusunun 2003 yılı için 1,00YTL, 2004 yılı için 1,25YTL ve 2005 yılı için 1,50YTL olduğu, 2 kg sabunun ise yine 2003 yılı için 1,00YTL, 2004 yılı için 1,25YTL ve 2005 yılı için 1,50YTL olduğu dikkate alındığında davacıya 2003 yılında 2,00YTL, 2004 yılında 2,50YTL ve 2005 yılında ise 3,00YTL havlu ve sabun yardımı yapılması gerektiği dikkate alındığında davacının alacağı aşağıda hesaplanmıştır. Davacıya bu yardımların ne zaman verileceği toplu iş sözleşmesinde belirtilmediğinden temerrüt tarihi dava tarihidir.

 

İKRAMİYE                                               :

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası ile SSK R.Hastanesi Koruma ve Hizmetlerini Geliştirme Derneği arasında imzalanan 51. maddesinde Haziran ayında dernek ve sendika yetkililerinin bir araya gelerek günün şartlarına göre tespit edecekleri ve 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi’nin 50. Maddesi; Sendikanız üyesi işçilere 2004 yılı Mayıs ayı içerisinde net bir asgari ücret tutarında ikramiye ödenir. Talep edilen ikinci ikramiye için taraflar yedinci ay içerisinde bir araya gelerek konuyu müzakere edecekleri belirtilmiştir.

Bu durumda davacının 1.1.2003-31.12.2003 tarihleri arasında haziran ayındaki ikramiye ile ilgili olarak herhangi bir müzakerenin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi 2004 yılı 2. ikramiyesi ile ilgili de herhangi bir müzakerenin yapıldığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının 2004 yılı Mayıs ayında net 1 asgari ücret tutarında ikramiye verileceği ve bu ikramiyenin 2005 yılında da devam edeceği dikkate alınarak davacının ikramiye alacağı aşağıda hesaplanmıştır.

 

SONUÇ                              :

Takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere davacının NET;

Kıdem tazminatından                                                                                :  7.496,92YTL

Yıllık ücretli izin alacağından                                                        :  2.637,09YTL

İhbar tazminatından                                                                                  :  1.075,36YTL

Ücret alacağından                                                                          :     780,00YTL

İkramiye alacağından                                                                                :     467,12YTL

TİS sosyal hakları alacağından                                                     

         a-Giyim Yardımından                                                                       :    103,42YTL

         b-Havlu ve Sabun yardımından                                            :        5,91YTL

         c-Bayram Harçlığı                                                                 :    260,00YTL

         d-Yemek Yardımından                                                         : YOKTUR

Fazla mesai ücreti, bayram, hafta sonu ve genel tatil alacağından            : 

         a-Hafta tatili alacağından                                                      : YOKTUR

         b-Fazla mesai alacağından                                                    : HESAPLANAMAMIŞTIR.

         c-Ulusal bayram ve genel tatil alacağından                           : HESAPLANAMAMIŞTIR.

Alacağı bulunduğunu, saygı ile arz ederim. 23.11.2006

                                                                                                                              Bilirkişi

                                                                                                                   Av.

 

 

 

 

 

                                                                              Tüketici Mahkemesi Kararları>>

Ayıplı Araçlarla İlgili Verilen Uzman Bilirkişi Raporları >>

 

 

                                                        Av. Yusuf Ayık

                            Adres:  Osmanbey, Halaskargazi Cad. Küçükbahçe Sok. Topdemir İş Merkezi N.29 K.3 D.18-19       ŞİŞLİ/İSTANBUL

                           Tel:   +90 212 291 05 36 - +90 212 291 05 38 - +90 532 223 52 25  e-posta: avukatyusufayik@gmail.com, avyusufayik@gmail.com, ayikyusuf@gmail.com 

               

 

 

                 2017©- Her Hakkı Saklıdır.

 

 

 

 

 

 

http://beta.easyhitcounters.com/counter/index.php?u=www.yusufayik.av.tr