AYIPLI ARABA SATIŞINDA (OTOMOBİL ve ARAÇTA) TÜKETİCİ HAKLARI

AYIPLI MAL VE AYIPLI ARAÇLARDA TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI

ÖZET

Öncelikle şu hususu belirtmeliyim ki; birçok firmanın sözlü beyanlarında veya kullanma kılavuzlarında yazdığı gibi, ayıplı malın (arızalı çıkan arabanın) öncelikle tamir için iki veya üç defa servise girmesi, tamiri mümkün olmadığı takdirde malın değiştirilmesi vb. şeklindeki uygulama, tüketicinin tek ve öncelikli seçeneği değildir. Kullanım kılavuzlarında yer alan bu tür açıklamalar tamamen yanlış olmamakla birlikte eksiktir.

Daha doğrusu; ayıplı malın ücretsiz onarılması, ayıpsız misli ile değiştirilmesi, sözleşmeden dönülerek satış bedelinin iadesinin istenmesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edilmesi şeklindeki seçimlik haklar, firmalara değil, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde tüketiciye tanınmış tercih haklarıdır.

Yani tüketici, somut olayın özelliklerine ve kanuni şartlara göre, ayıplı malın ücretsiz onarılmasını, ayıpsız misli ile değiştirilmesini, sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini veya ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteyebilir. Bunun için her durumda malın mutlaka iki veya üç defa servise girmesinin beklenmesi gerektiği söylenemez.

Bu konuda birçok mahkeme kararı bulunmaktadır. Bu mahkeme kararlarının bazıları aşağıda ve eklerde sunulmuştur.

Tüketici ayıplı mal ile karşılaştığında, kanunda öngörülen seçimlik haklarından birini kullanabilir. Ayıplı mal satan satıcı ile kanunda öngörülen hallerde müteselsilen sorumlu olan üretici ve ithalatçı da tüketicinin tercih ettiği hakkı, kanuni şartlar çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdür.

Talebin yerine getirilmemesi hâlinde tüketici, somut olayın niteliğine göre tüketici hakem heyetlerine veya tüketici mahkemelerine müracaat ederek ayıplı maldan kaynaklanan haklarını ileri sürebilir. Dava veya başvurunun kabulü hâlinde, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin hükümler de uygulanacaktır.

  1. yüzyılın gelişen teknolojisi ve bununla birlikte artan, boyut değiştiren ve gittikçe karmaşıklaşan “alışveriş” ilişkileri, beraberinde değişik ve karmaşık hukuki problemlerin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Hukuk sistemi, gelişen toplumsal ilişkilere karşı kendisini yavaş da olsa geliştirmekte ve dev sermaye şirketlerine karşı bireylere bazı haklar tanımaktadır. Bu haklar, elbette serbest piyasa ekonomisi ve ekonomik sistemin devamı bakımından gerekli düzenlemeler olarak ortaya çıkmış olsa da, hakların kullanılmasında daha cesur davranılması, halkın bu konuda bilinçlendirilmesi ve hak arama yollarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Tüketici hakları, halkın hak arama mücadelesinin önemli bir parçası olmalıdır.

Bu amaçla ve dev şirketlere karşı yavaş da olsa gelişen bireyin ekonomik hakları çerçevesinde ele alınabilecek tüketici haklarının önemi gün geçtikçe daha fazla ortaya çıkmaktadır. “Tüketici” olarak tanımlanan ve bu şekilde konumlandırılan bireyin, tüketirken almış olduğu mal ve hizmetlerle ilgili ortaya çıkabilecek şikâyetlerini hakka dönüştürebilmesi için “tüketici hakları” gerekli görülmüştür.

“Hak Arama Kültürü” ve “Bilinçli Tüketici”

Kapitalist sistem, ürettiği ürünleri insanlara sunmadan önce ayıplı olup olmadığını, ezcümle insan sağlığına uygun olup olmadığını ve herhangi bir kaza riski taşıyıp taşımadığını denetlediğini iddia etse de, özellikle Türkiye'de tüketicilerin haklarını doğru yöntemlerle aramamaları nedeniyle piyasaya ayıplı mal arzı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Otomobiller ayıplıdır, makineler ayıplıdır, bilgisayarlar ayıplıdır, hatta konutlar bile ayıplıdır. Bu ayıplı mallar maddi kayıplara neden olmanın yanında, insan sağlığını tehlikeye sokacak boyutlara dahi ulaşabilmektedir.

Fakat ayıplı çıkan bir malla karşılaşan vatandaş, çoğu zaman en fazla ayıplı malı aldığı yere veya servise götürüp tamir edilmesini beklemektedir. Bu tamirlerin birçoğu da gerektiği şekilde yapılamamakta; “üretim hatalı olan malın” tamiri ile tüketici oyalanmakta ve garanti sürelerinin dolması sonucuyla karşılaşılabilmektedir.

Tüketici de bir süre sonra bu ayıplı malı başka bir kişiye satarak veya başka bir şekilde elden çıkarmaya uğraşmakta ve “kandırma zinciri” bu şekilde devam etmektedir. Bu şekilde ayıplı malı üçüncü kişiye satan tüketici de hukuki uyuşmazlıklarla karşılaşabilir.

Oysa ayıplı çıkan malın; ister açık ayıp olsun ve derhal fark edilsin, ister gizli ayıp olsun ve birkaç sene sonra ortaya çıksın, ayıp nedeniyle satıcıya başvuran tüketicinin kanuni seçimlik haklarını kullanması mümkündür.

Ayıplı malın derhal değiştirilmesini veya ayıplı malı iade ederek satış bedelinin geri alınmasını talep eden tüketici sayısı oldukça azdır. Talep eden olsa dahi, satıcıların çeşitli gerekçeler ileri sürmesi ve ısrarı sonucunda tüketici, bu talebin yasal olarak mümkün olmadığına ikna edilebilmektedir.

Oysa bu konuda kararlı olan ve üretim hatasından kaynaklanan ayıpla karşılaşır karşılaşmaz, somut olayın şartları çerçevesinde ayıpsız misli ile değişim veya sözleşmeden dönme suretiyle satış bedelinin iadesi gibi seçimlik haklarını kullanmak isteyen tüketicilerin bu haklarını ileri sürebileceğini kabul eden birçok Yargıtay kararı bulunmaktadır. (Bakınız aşağıdaki Yargıtay Kararı.)

Türkiye'de “hak arama kültürü”nün yeterince yaygınlaşmaması ve “ne uğraşıyorsun kardeşim mahkeme kapılarında” anlayışının yaygın olması, tüketicilerin sahip oldukları hakları kullanmalarının önündeki önemli engellerden biridir.

Tüketici haklarını kullanırken ortaya çıkabilecek problemler nedeniyle genel bir değerlendirme yapmak üzere bu makale kaleme alınmıştır.

Tüketici hukuku kapsamında da iyi niyet, eski Medeni Kanun'un lafzıyla “hüsnüniyet”, esastır. (TMK m.2) Tüketici iyiniyetli olmalı ve bu iyi niyetinin yanında, haklılığını ispatlayacak vasıtalara sahip olmalı ve usulüne uygun hareket etmelidir. Yani bazı yasal usullere uymak gerekmektedir. Tüketici hukuku da belirli bir hukuki seremoninin parçasıdır.

Tüketici satın aldığı malın ayıplı çıkması durumunda neler yapmalıdır?

Örneğin alınan mal bir otomobildir ve otomobilin kapısı farklı renkte, tavanı farklı tondadır ya da motordan veya başka bir yerden birtakım sesler gelmekte veya başka problemler bulunmaktadır.

Yeni bir mal alındığında, alınan mal öncelikle ayıp bulunup bulunmadığı konusunda dikkatlice kontrol edilmelidir. Bu kontrol esnasında gerektiğinde bir uzmanın yardımının alınması da faydalı olacaktır.

Yapılan kontrol neticesinde açıkça görülebilen veya anlaşılabilen problem veya problemler satıcıya gecikmeksizin bildirilmelidir.

Önceden bu bildirimin satın alma tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde yapılması gerektiği yönünde düzenleme bulunmakta idi. Ancak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilmektedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bu şekilde tüketici lehine bir karine ihdas etmiştir.

İspat yükü başlıklı 10. maddenin birinci fıkrası aynen şöyledir:

(1) Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir.

Bunun yanında tüketicinin malı ayıplı olarak satın aldığı veya satış esnasında ayıptan haberdar olduğu satıcı tarafından iddia ve ispat edilebiliyor ise, somut olayın özelliklerine göre ayıplı maldan doğan seçimlik hakların kullanılması bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekecektir.

Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır.

Buna rağmen tüketicinin vakıf olduğu bütün ayıpları gecikmeksizin satıcıya yazılı olarak iletmesinde büyük fayda olacaktır. Ayıp ihbarının bizzat satıcıya veya ithalatçıya (distribütöre) kurumsal e-posta adresi üzerinden, noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla yapılması, kanunen her durumda şekil zorunluluğu bulunmasa da ispat açısından önemlidir.

Ayıplı Malda Tercih Hakkı Tüketicinindir

Öncelikle şu hususu belirtmeliyim ki; birçok firmanın kullanma kılavuzunda yazdığı gibi, ayıplı malın tamir için iki defa servise girmesi, tamiri mümkün olmazsa malın değiştirilmesi gibi bir seçenek, tüketicinin tek ve öncelikli seçeneği değildir.

Kullanım kılavuzlarında yer alan bu ibare tamamen yanlış olmamakla birlikte eksiktir. Daha doğrusu; ayıplı malın ücretsiz onarılması, ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya satıştan dönülerek satıcıya ödenen satış bedelinin iadesinin istenmesi seçenekleri, firmalara değil, kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde tüketiciye tanınmış seçimlik haklardır. Tercih hakkı tüketiciye tanınmıştır.

Tüketici, somut olayın şartlarına göre malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, ayıplı malı iade ederek satış bedelinin iadesini veya ücretsiz onarım haklarından birisini seçmek ve kullanmakta serbesttir. (6502 sayılı TKHK m.11)

Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir.

Tüketicinin Seçimlik Hakları

MADDE 11 – (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

  1. a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

  1. b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

  1. c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Öncelikli seçenekler, ayıplı malın alınması ve yerine, kanuni şartları oluştuğu takdirde, hiçbir ücret alınmadan ayıpsız aynı malın verilmesi veya ayıplı malın alınarak satış bedelinin iade edilmesidir.

Ayıplı malın ilk talepte ayıpsız yenisi ile değiştirilmesinin gerektiğini kabul eden Yargıtay kararları bulunmaktadır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2006/1452 E., 2006/5312 K. sayılı kararı.)

Bu kural açısından ayıplı malın 1 lira değerinde olması ile yüz bin lira değerinde olması arasında, seçimlik hakların varlığı bakımından hiçbir fark yoktur. Malın boyutlarının küçük veya büyük olması da tek başına farklı bir hukuki rejim doğurmaz. Şu firma ile bu firma arasında da kanundan kaynaklanan tüketici hakkı bakımından bir fark yoktur.

Tüketiciler, bazı firmaların “bizim böyle bir uygulamamız yok, verin servise gönderelim veya bırakın tamir edelim, parçasını değiştirelim, fabrikaya geri gönderip tamir ettirelim, boyattıralım” vb. cevaplarına aldırmamalıdır.

Firmalara göre kanunlar farklı değildir. Bilinmelidir ki tercih hakkı, kanunun öngördüğü sınırlar içerisinde tüketicinindir. Bu nedenle tüketiciler haklarını kullanmakta ısrarcı olmalı ve taleplerini mümkün olduğunca yazılı olarak ortaya koymalıdır.

Kural olarak ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik haklarından birini kullanması mümkündür. (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.11) Bu işlem için ayıplı malın mutlaka iki veya üç defadan fazla tamire girmesi gerektiği söylenemez.

Ancak tüketici ücretsiz onarım hakkını kullanmışsa, bundan sonraki süreçte malın tekrar arızalanması, onarımın gereği gibi yapılmaması, azami tamir süresinin aşılması veya ilgili mevzuatta öngörülen diğer şartların gerçekleşmesi gibi hususlar, tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanabilmesi bakımından önem taşıyacaktır.

Bu nedenle, “mal servise bir kez dahi verilemez; aksi hâlde değişim veya bedel iadesi hakkı tamamen kaybedilir” şeklinde mutlak bir değerlendirme de doğru değildir.

24.04.2011 tarihinden sonra alınmış mal veya araçlarda malın tamirine başlanması durumunda değişim veya bedel iadesi hakkının tekrar gündeme gelebilmesi için ise Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde en az dört defa veya imalatçı-üretici ve/veya ithalatçı tarafından belirlenen garanti süresi içerisinde altı defa arızalanmasının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması gerekmektedir. (Değişik bent: 24/04/2011 - 27914 S. R.G. Yön./8. md.) (İş Günü: Ulusal, resmî ve dini bayram günleri ile yılbaşı, 1 Mayıs ve pazar günleri dışındaki çalışma günlerini, ifade eder.)

Şu anda yürürlükte olan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğe göre ise ayıplı aracın tamirinden sonra aynı veya farklı arızanın tekrar ortaya çıkması, yani malın tekrar arızalanması durumunda, somut olayın ve ilgili mevzuatın şartlarına göre tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanabilmesi gündeme gelebilmektedir.

Ezcümle; yalnızca iki, üç, dört veya altı defa arızanın gerçekleşmesi şeklindeki sayısal ölçütlere indirgenerek değerlendirme yapılmamalı; arızanın niteliği, yapılan onarım, onarımın sonucu, azami tamir süresi, maldan yararlanmanın mümkün olup olmadığı ve ilgili mevzuatın diğer şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tüketici satın aldığı ürünü, malı veya hizmeti her ne ise, mümkün olduğunca derhal kontrol etmeli; varsa ayıpları tespit etmeli veya ettirmeli, teslim tutanağına ayıpları şerh düşmeli veya daha sonra gördüğü ayıplar için vakit geçirmeksizin derhal satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya telgraf, faks, e-posta, iadeli taahhütlü mektup veya noter kanalı ile bildirimde bulunmalıdır.

Ayıbı ispat amacıyla tespit için birçok yol vardır. Örneğin satın alınan malın servisinde aracın başında durarak sorunun ne olduğunun tespit edilmesi ve bunun yazılı olarak alınması, tüketici hakem heyetlerine müracaat, mahkemeden delil tespiti yapılması vb. yollar kullanılabilir.

Tüketici bu bildirimde aynı zamanda tercihini de belirtmelidir. Satıcı talebi kabul etmediği takdirde, malın değerine göre Tüketici İl veya İlçe Hakem Heyetlerine başvurulması veya görevli tüketici mahkemesinde dava açılması gündeme gelebilecektir.

Akabinde ise satın alınan malın ayıplı, arızalı, kusurlu, imalat hatalı vb. olması ve/veya bu durumun sonradan ortaya çıkması hâlinde (gizli ayıp), somut olayın şartlarına göre tüketici mahkemelerinde malın değişimi veya bedel iadesi davası açılması da mümkündür.

Ayrıca tüketici mahkemesi tarafından, davanın kabul veya kısmen kabul edilmesi hâlinde, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin de yasal düzenlemeler çerçevesinde karşı tarafa yükletilmesine karar verilebilecektir.

Ayıplı Malın İadesi Sorunu

Ayıplı mal ve özel olarak da ayıplı araçlarla karşılaşan tüketicilerin “bedel iadesi” veya “ücretsiz değişim” haklarının doğabilmesi için ayıplı aracı ithalatçıya, servise veya bayiye teslim ve iade etmesi koşulunun bulunup bulunmadığı hususu yargısal uygulamada bir dönem tereddüt yaratmıştır.

Yargıtay'ın önceki bazı kararlarında, aracın iade edilebilmesi ve bedel iadesi talep edilebilmesi için aracın fiilen iade edilmesi gerektiği kabul edilmekte; bu koşul davadan önce yerine getirilmemiş ise “satış bedelinden indirim” veya “ücretsiz tamir” hakkının kullanılabileceği, ancak ayıplı malın iadesi ile bedelinin tahsilinin mümkün olmadığı yönünde değerlendirmeler yapılabilmekte idi.

Servis, bayi ve ithalatçıların ayıplı aracı kendiliklerinden teslim almayacağı gerçeği karşısında, bedel iadesi için aracın önceden fiilen iade edilmesi şartının aranması, bazı durumlarda tüketici bakımından yerine getirilmesi güç bir koşul ortaya çıkarmaktaydı. Çünkü uygulamada hiçbir bayi, servis veya ithalatçı “evet, benim yoğurdum ekşi” diyerek malım ayıplı diyerek ayıplı aracı teslim ve iade almaya yanaşmamaktadır.

Bu nedenle Yargıtay'ın sonraki dönem uygulamasında, ayıplı aracın iadesi ve bedelinin tahsili davalarında, her somut olayda aracın dava açılmadan önce fiilen davalılara teslim edilmiş olmasının zorunlu olmadığı yönünde kararlar verilmiştir.

Başka bir ifadeyle, araç dava sonuna kadar tüketicide bulunabilir ve somut olayın özelliklerine göre mevcut haliyle kullanılabilir. Bu durum tek başına, tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıpsız misli ile değişim talebinin reddini gerektirmez. Ancak aracın kullanımından doğan hususlar, kullanım bedeli, değer kaybı ve diğer talepler somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Aşağıdaki Mahkeme Kararları, makalemizin özünü oluşturan ayıplı malın iadesi, ayıplı mala ödenen satış bedelinin tahsili ve ayıplı malın ayıpsız misli ile değişimi konularıyla ilgilidir. Tüketici hukuku alanında yapılacak çalışmalar için örnek olarak verilmiştir.


TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

İSTANBUL 5. TÜKETİCİ MAHKEMESİ KARARIDIR

[MAHKEME KARARININ TAM METNİ, SUNULDUĞU ŞEKLİYLE AŞAĞIDA YER ALMAKTADIR.]

T.C.

İSTANBUL

  1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

ESAS NO: 2014/1466

KARAR NO: 2016/2123

HAKİM: Hilal İPEKKAN 28101

KATİP: Betülay KARACA153747

DAVACI : G.C.

VEKİLİ: Av. Y.A.

DAVALILAR : 1- D.O.PAZ. VE TİC. A.Ş.

2- D.O.SERVİS VE TİC. A.Ş.

VEKİLLERİ: Av. B.A

DAVA: Ayıplı Mal

DAVA TARİHİ: 19/06/2014

KARAR TARİHİ: 27/12/2016

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 30/12/2016

Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan ayıplı mal davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.

DAVA

Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile, davacının 23/06/2011 tarihli fatura ile 51.929,49-TL bedel ödeyerek sıfır kilometre 34 .. .... plaka sayılı ... ..., marka aracı satın aldığı, aracın tesliminden bir süre sonra şanzıman ve diğer parçalardan kaynaklanan şikayetlerin başladığı, şanzımanın garanti kapsamında değiştirilmesine rağmen tekrar arızalandığı, aracın sekizinci servis girişinde yapılan kontrollerde şanzımanında arıza olduğu söylendiği, şanzımanın söküldüğü, keçelerden yağ kaçağı tespit edildiği, şanzımanın değişmesine karar verildiği, ancak aracın jantlarının uygun ve orijinal olmaması gerekçesi ile yeni şanzıman talebinin reddedildiği, eski şanzımanın takıldığı, aracın direksiyonunun 90 derece sağa-sola çevrildiğinde uğultu duyulduğu ve şanzıman arızasının devam ettiği, aracın jantlarının orijinal olmadığı gerekçesi ile yeni şanzıman ile değiştirilmemesi ve tamirat taleplerinin kabul edilmemesinin yerinde olmadığı, şanzımanın bir kez servis ortamında değiştirildiği halde bu kez jant bahane edilerek sorumluluktan kaçınmak istendiği, servisin müdahalelerine rağmen sorunun çözülemediği ve artık garanti süresinin sona erdiğinden bahisle araca müdahale edilmediği, arızaların devam etmesi sebebiyle davacının aracı kullanamadığı, araçta mevcut gizli ayıpların davalı tarafça bildirilmediği, ağır kusur ve hile ile gizlendiği, araçtaki problemin tam ve doğru olarak tespit edilmeyerek davacıdan gizlenerek garanti süresinin geçirildiği, problemin imalat hatasından kaynaklandığı, malın tamirinin mümkün olmadığı, aracın ayıplı olması nedeniyle birçok gün serviste kaldığı, davacının aracın serviste kaldığı günler ve kullanmadığı diğer günler için kaybı olduğu bu zararında hesaplanması gerektiği bildirilerek dava konusu aracın davalılara iadesi ile tüm değiştirme/devir/satış vb işlem masrafları davalılara ait olmak üzere ayıpsız sıfır kilometre yenisi ile değiştirilmesine, davacının araçtan mahrum kaldığı günler için şimdilik 100,00-TL nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenmiştir.

SAVUNMA/

Davalılar vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı definin yanı sıra, aracın 23/06/2011 tarihinde trafiğe çıktığı, 19/06/2014 dava tarihi itibarıyle 2 yıllık garanti süresinin aşılması nedeniyle garanti kapsamında olmadığı, araçta ayıp/gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığı, araç üzerinde bir arıza var ise de, bu arızanın dava konusu aracın kullanılması sonucu zaman içerisinde oluşabilecek bir olay olduğu, otomobillerin kullanıldıkça yıpranan bir yapıya sahip oldğu, dava konusu aracın satılırken belirli bir garanti süresi ve kapsamı ile satıldığı,. Borçlar Kanun'da ver alan "ağır kusur" kavramının satıcının sattığı maldaki sorunu bilmesine rağmen alıcıya bu durumu bildirmeyerek satması durumunu anlattığı,. dava konusu araçta 2 yıl boyunca kayda değer bir sorun çıkmadığından, davalı şirketin araçtaki ayıbın varlığını bilerek davacıya aracı satma durumunun oluşmadığı, ayıbın bu kadar süre gizli kalması mümkün olmadığı,.davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği, aracın 27.05.2014 tarihli son servis kaydına göre 65.281 km yol kat ettiği, dava konusu araçta, Tüketici Yasası ve ilgili mevzuatta tanımlandığı şekilde herhangi bir ayıp bulunmadığı, aracın.25/07/2011 tarihinde 1545 km de sol ön çamurlukta ezilme şikayeti ile yetkili servise giriş yaptığı, çamurluğun hasar gördüğü, sigorta kapsamında değiştirilerek iade edildiği, .aracın,24/10/.2011 tarihinde 5.857 km de "vitesler geç atıyor, bagaj lambası yanmıyor ve ayna ısıtmaları kontrol edilsin'" istekleri ile Doğuş Oto Maslak servisine giriş yaptığı, yapılan incelemede araçta teknik olarak herhangi bir problem görülmediği, sistemin çalışma şekli davacıya anlatılarak, aracın sorunsuz olarak teslim edildiği, aracın 25/10/2011 tarihinde 5.896 km de "arka cam hasarlı" isteği İle Doğuş Oto Maslak servisine gelen aracın arka camı sigorta kapsamında değiştirilerek aracın teslim edildiği, 05/12/2011 tarihinde 7.972 km de "araç fazla yakıyor, sol ön koltuk oturak bölümü sağ köse yerinden çıkıyor ve çekis düşüklüğü var" istekleri ile ... Oto ... servisine giren aracın detaylı incelenmesinde, bahsedilen problemlerin görülmediği, konuyla ilgili davacının bılgilendirilerek aracın sorunsuz olarak teslim edildiği,09/02/2012 tarihinde 11349 km de "sol ön cam kırılmış, teyp çalınmış, torpidoya zarar verilmiş ve araç çalışmamış" istekleri ile Doğuş Oto Maslak servisine giriş yaptığı, yapılan incelemede aracın torpidosunun, ciddi hasar gördüğü, kapı camının kırık olduğu, klima ünitesinin kırıldığı, vites topuzunun zarar gördüğü, gösterge panel kaplamasının kırıldığının tespit edildiği,zarar gören parçaların sigorta kapsamında değiştirilerek aracın sorunsuz teslim edildiği, 31/05/2012 tarihinde 17543 km de "15000 km bakım yapılacak, komple rütus yapılacak ve yol bilgisayarı kontrol edilecek" istekleri ile ... Oto ... servisine giriş yaptığı, aracın yol bilgisayarının düzgün çalıştığının görüldüğü, aracın periyodik bakımı ve rötuş işlemleri de tamamlandıktan sonra aracın sorunsuz olarak teslim edildiği,04/06/2014 tarihinde 17824 km de "sol ön cam kırık, teyp çalınmış" istekleri ile Doğuş Oto Maslak servisine giriş yaptığı, aracın sol ön kapı camı ve cam fitili sigorta kapsamında değiştirilerek aracın sorunsuz olarak teslim edildiği,19/12/2012 tarihinde 31912 km de "34F2 servis aksiyonu vardır, 30000 km bakım yapılsın ve bazen gaz pedalına basınca soldan tak sesi geliyor” istekleri ile ... Oto ... servisine giriş yaptığı, yapılan incelemede aracın sol tarafından problem bir ses gelmediğinin görüldüğü,. Aracın periyodik bakımı ve servis aksiyonu yapıldıktan sonra sorunsuz olarak teslim edildiği, 28/01/2013 tarihinde 34830 km de "vites geçişlerinde titreme var" isteği ile ... Oto Maslak servisine giriş yaptığı,. Yapılan teknik incelemede aracın kavrama ünitesinde problem olduğunun tespit edilmesi nedeniyle,. kavrama ünitesinin garanti kapsamında değiştirilerek aracın yapılan testte herhangi bir problem görülmediğinden, sorunsuz olarak teslim edildiği, 02/03/2013 tarihinde 36899 km de "6. Viteste takılı kalıyor" isteği ile aracın ... Oto Maslak servisine giriş yaptığı,. Servis teknik personeli tarafından detaylıca incelenen aracın şanzımanının komple değişimine karar verildiği, garanti kapsamında aracın komple sanzımanının değiştirildiği, yapılan testlerde araçta hiçbir problem olmadığı görülerek, aracın sorunsuz olarak teslim edildiği, 30/07/2013 tarihinde 45495 km de "alarm montajı yapılacak" isteği ile araca alarm montajı yapılarak teslim edildiği, 12/09/2013 tarihinde 50669 km de "45000 km bakım yapılacak, araçta tekleme var şıkirtili çalışıyor ve rölantide yüksek çalışıyor" isteği ile ... Oto Maslak servisine giriş yaptığı, teknik incelemede aracın enjektörlerinin garanti kapsamında değiştirildiği, periyodik bakımı da yapıldıktan sonra, test sonrası araçta bir problem olmadığının görüldüğü, sorunsuz olarak teslim edildiği, 23/05/2014 tarihinde 65037 km de "34F8 servis aksiyonu vardır, 60000 km bakımı yapılacak ve 3. viteste gaz yemiyor sarsıntı var" isteği ile ... Oto Maslak servisine giriş yaptığı,. yapılan detaylı teknik incelemede aracın viteslerinde herhangi bir teknik problem görülmediği, servis aksiyonu ve periyodik bakımı yapılarak aracın teslim edilmdiği,27/05/2014 tarihinde 65281 km de "3/5/7. viteslere araç geçmiyor" isteği ile Doğuş Oto Maslak servisimize giriş yaptığı, yapılan incelemede aracın kavrama ünitesinin değişmesinin gerektiği tespit edildiği, detaylı olarak incelendiğinde aracın üzerinde orijinal olmayan jant ve lastiğin takılı olduğundan.garanti kapsamında işlem yapılamayacağının davacıya iletildiği, .davacının işlemlerin garanti kapsamında olmaması durumunda aracını servisten alacağını beyan ederek, işlem yaptırmadan servisten aldığı, servis kayıtlarına göre dava konusu aracın servis girişlerinin kısmen hasarlardan, kısmen ise periyodik bakım amacıyla yapıldığı, davacı tarafından açtırılan iş emirlerinin gizli ayıba dayalı arıza içeriklerini yansıtmadığı, aracı yola bağlayan yegane parçanın lastik ve jant olduğu, lastik ve jant orijinal değilse ve üreticinin onaylamadığı bir ürünse aracın güvenliği ve yol tutuşunun ciddi anlamda tehlikeye girdiği, orijinal olmayan jant ve lastik kullanıldığı zaman aracın diğer yürür aksam parçaları olan şanzıman, debriyaj, kavrama, aks, rot, direksiyon sistemi vs. parçalarının da olumsuz etkilenebildiği,. dava konusu aracın kavraması da orijinal olmayan jant ve lastik kullanımından dolayı arıza yaptığı, arızalı olan kavrama parçasının arızalanma nedeninin ürün kaynaklı olmadığı, orijinal olmayan jant kullanımından kaynaklandığı, aracın garanti süresinin de dolduğu, davacının sorumluluklarını yerine getirmediği, hem aracın güvenliğini tehlikeye sokacak modifiye işlemleri yaptırdığı, hem de periyodik bakımları zamanında yaptırmadığı, araçta oluşan kavrama probleminin nedeninin orijinal olmayan jant lastik kullanımından kaynaklandığı, araç üzerinde ürün kaynaklı herhangi bir avıp bulunmadığı, tüketicinin seçimlik haklarını kullanma koşullarının gerçekleşmediği, Tüketici Yasası ve gerekse Garanti Yönetmeliği esasları uyarınca araç değişimi veva bedel iadesi için aranan şartların gerçekleşmediği, Garanti Belgesi Yönetmelik'in 11. maddesinde ’Tüketicinin malı tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı olarak kullanmasından kaynaklanan arızalar hakkında 8 inci ve 9 uncu madde hükümleri uygulanmaz.'düzenlenmesi yer aldığı, dava konusu araç üzerinde giderilemeyen bir arıza hali veya gizli ayıp bulunmadığı gibi, kullanıcı hatası nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun olmadığı, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in 14. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, taleplerin Medeni Kanun md. 2'ye aykırılık teşkil ettiği dava kabulüne karar verilmesi halinde aracın davacı tarafından uzun süre kullanılmış olduğundan Türk Borçlar Kanunu 192 maddesi gereğince kullanım bedelinin hakkaniyet gereğince araç bedelinden mahsubu gerektiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın davalı şirkette iadesi halinde üzerinde bulunan/ sonradan ortaya çıkabilecek rehin, haciz, vergi borcu vs. takyidatlardan ari olarak iade edilmesi hükmüne yer verilmesi gerektiği bildirilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.

DELİLLER/

1-Dava dilekçesi ekinde ibraz edilen servis formları, iş emri, fatura, sigorta poliçesi, ruhsat fotokopileri.

2- Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin 15/05/2015 tarihli cevabı yazısı ve ekleri.

3- Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 21/05/2015 tarihli cevabı yazısı ve eki.

4-Ergo Sigorta A.Ş.'nin 21/01/2016 tarihli yazısı ve ekleri.

5-Axa Sigorta A.Ş.'nin 26/01/2016 tarihli yazısı ekinde gönderilen ... nolu hasar dosyası sureti.

6-Bilirkişi İncelemesi;

Bilirkişiler Prof. Dr. M.Ö, Prof. Dr. H.S, Prof Dr. T.S tarafından dava konusu araç ... Teknik Üniversitesi merkez kampüsünde yol testi yapılmak suretiyle incelenerek düzenlenen 27/10/2015 tarihli raporda, aracın güç aktarma sistemi arızasında ilişkin ilk ihbarın teslim tarihinden yaklaşık 4 ay sonra yapıldığı, aracın kullanım hatasından kaynaklanmayan imalat hatasına dayalı satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemeyle anlaşılamayacak seyir güvenliğini ve sürüş konforunu olumsuz etkileyen muadili olan malların kullanım amacını karşılamamasına yol açan, Tüketicilerin makul olarak beklediği faydaları azaltan güç aktarma sistemi arızası nedeniyle dava konusu aracın 6502 sayılı Yasanın 8. maddesi kapsamında gizli ayıplı mal niteliğinde olduğu, aracın onarımı süresinde Garanti Belgesi Uygulama Esasları Yönetmeliğinde belirtilen azami tamir süresinin aşıldığı, arızanın dava konusu araçta kullanılan teker-jant grubuna dayanmadığı, davacının güç aktarma sistemi arızası nedeniyle araçtan mahrum kaldığı gün sayısının 18 günden fazla olduğu, kesin sürenin aracın servise giriş ve çıkış tarihlerini içeren belgelerin dosyaya sunulmasından sonra belirlenebileceği, dava konusu araçta zararlar nedeniyle oluşan değer kaybının hasar dosyalarının dosyaya sunulmasından sonra ek rapor ile tespit edilebileceği, bedel iadesi için gerekli şekil şartlarının oluştuğu bildirilmiştir.

Adı geçen bilirkişiler tarafından düzenlenen 22/04/2016 tarihli ek raporda, 5 adet hasar dosyasına göre dava konusu aracın değer kaybına neden olabilecek hasarları, sol ön çamurluk değişimi, sol ön direk, sol ön kapı, ön tampon değişimi ile giderilen 12/07/2011 tarihli, kapı camı, ön göğüs, klima kontrol paneli, havalandırma ızgarası değiştirilerek giderilen 09/02/2012 tarihli, ön hasarı profil ve far değişimi ile giderilen 06/06/2013 tarihli hasarlar dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 40.000-TL mertebesinde olduğu, onarılmış hasarlar nedeniyle oluşan değer kaybının 5.000-TL olduğu bildirilmiştir.

Bilirkişiler tarafından düzenlenen 01/09/2016 tarihli ikinci ek raporda, araçtaki değer kaybının 5.000 TL olduğuna ilişkin kanaatin değişmediği, davacının araçtan mahrum kaldığı 18 gün için oluşan zararın 1.080-TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.

GEREKÇE/

Dava, davacı tüketici tarafından satıcı ve ithalatçı aleyhine açılan ve TKHK'nun 11. maddesine dayanan bedel iadesi davasıdır.

Davacının, 23/06/2011 tarihli fatura ile 51.929,49-TL bedel ile .. ... .... plaka sayılı 2011... model ... marka ve tipi aracı davalı ... Oto Pazarlama ve Tic A.Ş'den satın aldığı, aracın ilk servis girişinin 24/10/2011 tarihinde, araçta vitesleri geç atma, bagaj lambası ve ayna ısıtma şikayetleri olduğu, bu tarihten itibaren çeşitli şikayetlerle servise verildiği, 27/05/2014 tarihinde 3/5/7 viteslere geçmeme sorunu ile başvurulduğu, aracın jantlarının uygun olmaması nedeniyle garanti'den şanzıman talebinin reddedildiği, ihtilafsız olup mevcut deliller ile de sabittir.

Taraflar arasındaki ihtilaf esas itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, garanti süresinin geçirilip geçirilmediği ve aracın ayıplı olup olmadığı ile bedel iadesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun Ayıplı Mal başlıklı 8/1. maddesine göre, Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

Tüketicinin seçimlik hakları başlıklı 11. maddesine göre, (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

  1. a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

  2. b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

  3. c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.

(3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.

(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.

(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

Zamanaşımı başlıklı 12. maddesinde ise (1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.

(3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz." hükmü getirilmiştir.

Konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından araç incelenerek düzenlenen ve hüküm vermeye yeterli bulunan rapor ile aracın güç aktarma sistemi arızasına ilişkin ilk ihbarın teslim tarihinden yaklaşık 4 ay sonra yapıldığı, aracın kullanım hatasından kaynaklanmayan imalat hatasına dayalı satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemeyle anlaşılamayacak seyir güvenliğini ve sürüş konforunu olumsuz etkileyen muadili olan malların kullanım amacını karşılamamasına yol açan, tüketicilerin makul olarak beklediği faydaları azaltan güç aktarma sistemi arızası nedeniyle 6502 sayılı Yasanın 8. maddesi kapsamında gizli ayıplı mal niteliğinde olduğu bildirilmiştir.

İbraz edilen iş emirleri ve bilirkişi raporu ile, davacı tarafından 24/10/2011 tarihinde viteste geç atma şikayeti, 19/12/2011 tarihinde gaz pedalına basınca tak sesi geldiği şikayeti ile servise başvurulduğu, 28/01/2013 tarihli başvuruda şikayetin vites geçişlerinde titreme olduğu, 02/03/2013 tarihinde aracın viteste takılı kalması nedeniyle yolda kaldığı, komple şanzımanın değiştirildiği, 23/05/2014 tarihinde aracın 3. viteste gaz yemediği şikayeti, 27/05/2014 tarihinde 3/5/7. viteslere geçememe şikayeti ile servise başvurulduğu anlaşılmakta olup, bilirkişi raporuna göre, 24/10/2011 tarihinde 5.857 km de olmak üzere, 05/12/2011 tarihinde 7.972 km de, 28/01/2013 tarihinde 34.830 km de, 02/03/2013 tarihinde 36.899 km de, 23/05/2014 tarihinde 65.037 km de ve 27/05/2014 tarihinde 65.281 km de güç aktarma sistemi arızası ile yetkili servise başvurulmuştur.

Bilirkişi raporunda, 19/12/2011 tarihli iş emrinde yer alan 34F2 servis aksiyonu ve 23/05/2014 tarihli iş emrinde yer alan 34F8 servis aksiyonu, açıklamalarının, dava konusu araçta, içeriği tüketici tarafından anlaşılmayacak işlemler yapıldığını gösterdiği, servis belgelerinde, dava konusu araca yapılan müdahalelerin kodlanarak içeriği belirtilmeden yer almasının, Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in Servis Fişi başlığı altında verilen ve servis istasyonlarına, kendilerine intikal ettirilen arızalı mallar ile ilgili olarak servis fişini tekemmül ettirmek ve tüketicilere vermek zorunluluğu getiren 11. maddesinin "d" fıkrasında "Malın arızası ve yapılan işlemler (açık olarak yazılacaktır)" şeklinde yer alan zorunluluğa aykırı olduğu, yapılan araştırmada, her iki aksiyonun dava konusu araçta da kullanılan güç aktarma sistemine ait yazılım ile ilgili olduğunun anlaşıldığı, üretici firma tarafından güç aktarma sistemi yazılımının satıştan sonra güncellenmesi, güç aktarma sistemi arızasının varlığının üretici tarafından da bilindiğini, araçlar satışa sunulduktan sonra program güncellemeleri yapılarak giderilmeye çalışıldığını gösterdiği belirtilmiştir.

Bu durumda, servis girişlerinde yapılan işlemler, şanzımanın bir kez değiştirilmesine rağmen sorunun giderilemediği de göz önüne alındığında, bilirkişilerin sorunun davalılarca bilindiği görüşüne itibar edilmiş ve anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacının garanti süresi içinde başvurduğu araçtaki gizli ayıbın onarılamamış olması karşısında zamanaşımı süresinin dolmadığı sonucuna varılmıştır.

Hüküm vermeye yeterli bulunan bilirkişi raporuna göre, dava konusu araç ayıplı olup, davalılar vekilinin ileri sürdüğü gibi, arızanın orijinal olmayan jant kullanımından kaynaklanmamaktadır.

Kaldı ki, davacının 02/03/2013 tarihli şikayeti üzerine şanzıman değiştirilmiştir.

TKHK'nn 11/4. maddesi gereğince tüketici seçimlik hakkını değişim yönünde kullanarak, aracın 0 km yenisi ile değişiminin istendiği dava dilekçesinde belirtilmiş ise de, söz konusu hüküm uyarınca aracın ayıpsız misliyle değişimi talep edilebileceğinden, aracın ayıpsız misliyle değişimi yönünden talebin kabulü gerekmiştir.

Her ne kadar davalılar vekili tarafından celbedilen hasar dosyaları incelenmek suretiyle düzenlenen ek raporda, araçtaki söz konusu hasarlar nedeniyle meydana gelen değer kaybı 5.000-TL olup, davacı aracın ayıpsız misli ile değişimini istediğinden, değer kaybının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

Dava dilekçesi ile, araçtan mahrum kalınan günler için günlük 100-TL istenmiş olmakla birlikte, bilirkişi 2. Ek raporunda, 18 gün için dava konusu aracın yaşı da dikkate alınarak, mahrum kalınan zararın 1.080-TL olduğu bildirilmiş olup, davacı vekili 15/11/2016 tarihli oturumda, talebini ıslah ederek 1.080-TL'nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini istemiş olmakla, talep ıslah talebi doğrultusunda kabul edilmiştir.

Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM /

1-Davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın tüm takyidatlardan ari olarak davalılara iadesi ile, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine,

2-Araçtaki hasar nedeniyle oluşan değer kaybı olan 5.000-TL'nın davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

3-1.080-TL'nın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 980-TL'na ıslah tarihi olan 15/11/2016 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine,

4-AAÜT'nun 13. maddesi gereğince 900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-AAÜT'nun 13. maddesi gereğince 5.631,04-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden kabul ve red oranına göre takdiren %91'ine isabet eden ve aşağıda dökümü gösterilen 1.193,01-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-31,40-TL başvuru harcı ile 3.279,52-TL karar harcı olmak üzere toplam 3.310,92-TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

Tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.27/12/2016

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

YARGILAMA GİDERLERİ

Tebligat (9 adet): 95,00-TL

Müzekkere (1 adet): 16,00-TL

Bilirkişi ücreti: 1.200-TL

TOPLAM: 1.311,00-TL

%91'ine isabet eden kısım: 1.193,01-TL


DİĞER TÜKETİCİ HUKUKU KARARLARI VE BİLİRKİŞİ RAPORLARI

Diğer Makaleler